Katil sürüsüne karşı Ilımlı İslam
Katil sürüsüne karşı Ilımlı İslam
NUSRET REŞBER
Vikipedi, “Ilımlı İslam, aşırı görüşleri reddeden modernist İslam yorumlarına Batı’da verilen ad. Cihatçı radikal İslam yorumları ile karşıt…” diye açıklamış. Ve:
“1978 Afganistan Savaşı sonrasında, Ortadoğu’da Sovyetler Birliği’ne karşı köktendinci İslamcı yapıları desteklemeye başlayan ABD, 11 Eylül saldırılarından sonra ılımlı İslamcıları desteklemeye karar vermiştir. ABD’deki düşünce kuruluşu RAND, İslam ülkelerinde radikal İslami hareketlerle ilişkili istikrarsızlık ve bunun getireceği siyasi sonuçların, Amerikan ve Batı karşıtlığı hareketlerine, güvenlik zafiyetlerine ve muhtemel menfaat kayıplarına sebep olmasını önlemek amacıyla İslam coğrafyasındaki ılımlı grupların desteklenmesinin gerekliliği öne sürmüştür.” tanımlamasıyla bitiriyor.
Bu tarifteki ‘Ilımlı İslam’ı, geçmişte Nemrut ve Firavun da destekliyor ve hiç mahsur görmüyordu. Tıpkı bugünkü çağdaş Firavun, Nemrut ve Ebucehil, Ebuleheplerin rahatsızlık duymadığı bir din anlayışında olduğu gibi.
Böyle diyerek İslam’ı, (hâşâ) sanki sadece kul ile Allah arasında kalan duygusal bir anlayışmış gibi kabul ettirdiler.
Hiçbir işe müdahil olmaz, somut hiçbir alanda görülmez, anlayışı.
Laikçiler (yaşasınlar!), onların da tam istediği ve tanımladığı din anlayışı.
Din-devlet işlerinin birbirinden ayrı olması... Devlet, dini inanışlar karşısında tarafsızdır, hiçbir inanca müdahale etmez diyorlar ya.
Ama yıllarca bu ülkede dindarları resmi kurumlardan tecrit ettiler. Dış görünümlerini bırakın düşüncelerini dahi ayrımcılığa mahkûm ettiler.
Dini eğitim verilen İHL ve Kur’an kurslarında bile dini yasaklar getirdiler.
Dine ait her şeyi fişlediler.
Her fırsatta Laiklik Bildirgesi adıyla millete gözdağı verdiler.
Kur’an öğrenmeye “Ortaçağ zihniyeti” dediler.
Daha 15 gün önce “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” diyerek “Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında! …şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız!” bildirisiyle eski yasakçı günlere çağrışımda bulundular. Hem mevcut meşru iktidara hem de %90’nı müslüman halka gözdağı verdiler. Utanmadan kendilerini ekseriyet gösterdiler, halkı “laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın” ifadesiyle azınlık gösterdiler.
Açıkça “Her şeyi yaratan Allah (onlara göre Tanrı) hiçbir işe müdahil olamaz(!)” demekteler.
Hâşâ dinin sahibi yaratıcı Allah’a dinini, insanların yaşama hakkını öğretmeye kalkışıyorlar. “…Hâlbuki inkârcılar istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff 61/8)
Konumuz bunlar değildi ama konuya dâhil oldular. Geçelim.
Konumuz; Katil sürüsüne karşı ılımlı İslam.
Hayatın hiçbir alanına müdahale etmeyen bir din Allah’ın dini değildir.
Firavun, Nemrut, Ebucehillerin, laikperestlerin, ABD ve İsrail’in rahatsızlık duymadığı bir din Allah’ın dini olamaz.
Allah sorumluluk yüklediği yeryüzünün mimarı insana dünyada Fitne kalmayıncaya kadar fitnecilerle mücadeleyi emretmektedir.
“Fitne ortadan kalkıncaya ve dinin tamamı Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın...” (Enfâl 8/39)
Rasûlullah (s.a.s.) efendimiz geliş gayesini şöyle açıklar:
“Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum…” (Buhârî)
Aaaa! Savaşla İslam’ı nasıl yan yana zikredersin? İslam barış dini değil mi?
Doğrudur İslam barıştır. Ancak barışı sağlamak için fitne çıkaranlarla, soykırım yapanlarla Allah’ın dinini Allah’a öğretmeye kalkışanlarla mücadeleyi ön şart olarak sunuyor.
Güvenlik mensupların, sınırda nöbet tutan askerlerin, sınırın ötesinde teröristlerle mücadele veren ordun olmazsa sen burada, evinde rahat yaşayamazsın.
ABD, İsrail ve tüm leş karga uşakları senin güçlü olmanı istemezler.
Nükleer’inden tut her türlü modern soykırım silahlarına sahip olmayı sadece kendileri için meşru müdafaa hakkı sayarlar. Ama sen silah üretemezsin, teknolojide ilerleyemezsin.
Çünkü onun için tehditsin.
Senin ülkene giren uçan kuştan dahi (Filistin başta olduğu gibi) vergi keserler.
Ama senden silahsızlanmayı isterler. Şimdi saldırı altında olan Lübnan, Filistin, İran’da olduğu gibi.
Yıllarca bu ülkede de kendi halkı için uygulanmadı mı?
Okuyabilirsin ama bilim adamı olamazısın. Araba üretemezsin.
İHL, Kur’an Kursu, hafızlık geçmişin varsa, ailende dindar varsa devletin üst kademelerine gelemezsin.
Bu düşüncelerle Kur’an meallerinde cihad kelimesini bile yumuşattılar. İmamlar sadece orman haftası gibi eften püften konuları anlatabildi...
Oysa Allah, kitabında sevdiği ve onların da kendisini sevdiği kullarını, “Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar…” diye tanımlıyor.
İşte biz Müslümanlar dahi, Allah ve Resûlü’nün dışında herkesin hoşgörüyle yaklaştığı bir “Ilımlı İslam’ diniyle uyutulduk.
Derken ABD-İsrail güdümünde haçlı orduları kapımıza kadar dayandılar.
Bu saatten sonra kaçacak mısın, cihad ruhuyla yeniden her türlü maddi manevi mücadeleye mi hazırlanacaksın?
Bizim söyleyeceğimizi sarı şeytan yalancı, katil Trump söylüyor: “Ben öldürmeseydim o beni öldürecekti(!)”.