• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

İnsanlığın gelecek umudu İslam ve Müslümanlardır

29 Ocak 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

İnsanlığın gelecek umudu İslam ve Müslümanlardır

NUSRET REŞBER

Yeni Dünya Düzeni arayışları sürerken, yeni cephe ve bloklarla ülkeler/kıtalar birleşirken/ayrışırken Müslümanlar nerede duruyor?

ABD’siyle, Rusya’sıyla, Çin’iyle, onların uşakları lanetli İsrail ve diğerleri güç sarhoşluğuyla dün olduğu gibi, bugün de ülkelerin birliğine, özgürlüğüne ve geleceğine artık göz dikmekle kalmayıp bizzat gasbetmeyi sürdürürken...

Müslümanlar ne zaman güç birliğine gidecek?

Ülkeleriyle, liderleriyle bugüne kadar etle tırnak misali ortak miraslarıyla kardeş olanlar, ne zaman başkalarının maşası olmaktan kurtulacaklar?

Batının, ABD ve İsrail’in birer maşa ve piyonu olan ve bu yüzden ülke olmaktan eser kalmamış ülkecikleri, devletçikleri de geçtim.



Dünyada ve İslam âleminde kadim ve şanlı bir tarihi olan ve şimdi yeniden kökleri üzere filizlenen, ışkın  veren Osmanlı torunları bizler ne zaman kendimize geleceğiz, kendimiz olacağız?

Bugün 90 Bin Camimiz  Var

2026 itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığı verileriyle 90.301 camimiz var. 


İstanbul Süleymaniye, Sultan Ahmet, Fatih Camii ve Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Ankara Kocatepe Camii, Bursa Yeşil Camii. Edirne Selimiye Camii ve diğer illerdeki benzer nitelikteki camileri hesaba katmazsak (ki buralarda birden fazla İmam ve Müezzin görevli) 100 binin üzerinde din görevlisi var. 


Kur’an Kurslarında ayrıca görevli öğretmen-hocalarımız var. Bir o kadar MEB’e bağlı İmam Hatip ve diğer okullarda hatta Fakültelerde meslek dersi hocalarımız bulunuyor.

Bunun yanı sıra yüzlerce cemaat ve onlara bağlı dernek mevcut. Bu kurslardaki hoca ve öğrencileri hesap edemiyorum. Allah eksiğini vermesin, daha da çoğaltsın.


Din karşıtı kimi çevrelerin de tam salya sümük saldırıya geçmesi için bir fırsat gördükleri rakam. “Diyanet’in ordusu, DİYANET’E YETİŞEMEYEN BAKANLIKLAR” diye dillendiriyorlar... Varsın söylesinler.

Ancak gerçekten değerimizi bilsek, nelere sahip olduğumuzu bilsek değil Türkiye’ye, dünyaya yetecek bir iyilik ordusu. Allah’ın dini adına, peygamberimizin varisleri olarak... 

Kendi ağırlığımızın, sorumluluğumuzun ne kadar farkındayız?

Bugün şeytana nefer olanların dünyevi zevk ve eğlencelerinin dışında hiçbir gerekçeleri, kazanımları yoktur. “Benim sapmama izin vermene karşılık, yemin olsun ki, ben de onları(insanları) saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım...” (A’râf 7/16) diyen İblîs’in gerekçesi neydi? Ateşe gidecek, cayır cayır yanacak. Bunu bildiği halde kötülük adına yemin içiyor, fiiliyata geçiriyor.



Peygamber varisleri, Allah’ın ordusu olacak müslümanların çocuklarını, ailelerini doğru yoldan saptırmak için çabalıyorlar. Şeytani planlarını cazip hale getirmek için bütün argümanları sergiliyorlar.

Bunlara karşı neden bir duyarlılığımız, dünya ve ahiret saadetine götürecek plan ve çalışmalarımız yok veya çok az?

“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim...” (Maide 5-3) ayetinin varisleri, son ilahi hak dine iman edenler ve sahip olanlar biz değil miyiz? 


“Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar! Ve sadece rabbini yücelt…” (Müddessir 1-3) emrine muhatap olup; “Ey Hatice, artık uyku devri çoktan geçti.” buyuran Efendimizin (s.a.v) varisleri biz değil miyiz?

Neden İblis’in ateşe atılmasını bildiği halde, onun askerleri olanlar insanları doğru yoldan ayırmak, yeryüzünde ifsat ve huzursuzluk çıkartmak için gayret ettikleri kadar, bunca imkânlarıyla bizler dünya ve ahiret mutluluğu için, KARŞILIĞI SADECE CENNET olan bir çaba içinde değiliz?

Birbirimizin doğruları üzerinde bir araya gelmek, hayırda teşvik ve desteklemek varken, neden eksiklerimiz üzerinden, ihtilaflı meseleler üzerinden birbirimizin düşmanı kesiliyor, ayağına çelme atıyoruz?


“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz...” (Âl-i İmrân 3/103) Bu çağrı sadece Ensâr ve Muhacirlere inen bir emir mi kalacak?

Bugün değilse ne zaman kendimize geleceğiz? Biz birbirimizle uğraşırken, benim senin cemaatin derneğin derken, benim senin hocan, liderin derken nesiller bizden kopuyor; gelecek kayboluyor!

Dünya güç sarhoşluğuyla boğuşurken, farklı, yeni kutuplar oluşurken daha da önemlisi nesillerimiz yok olurken bir araya gelme vakti gelsin artık.


Buna da resmi yetkili merci Diyanet el atmalı. Yeni Diyanet başkanımız Sayın Safi Arpaguş hocamız bir değişiklik, bir diriliş hareketine öncülük etmeli, müslümanların önde gelenlerini toplayıp bir çalıştayla; özelde ülkemiz genelde dünya müslümanları ve insanlık için ortak bir yol haritası oluşturmalı. Nesillere önderlik yapacak “Musab bin Umeyr” ekolleri oluşturmalı.

Kuşkusuz, insanlığın gelecek umudu İslam ve Müslümanlardır. Buna evvela biz inanmalı ve gereğini yapmalıyız.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23