• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Herkes yaptığının neticesine katlanacak

02 Nisan 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Herkes yaptığının neticesine katlanacak

NUSRET REŞBER

Herkesin bir gerekçesi vardır denilir. Yalancının, hırsızın ve katilin de mutlaka öne süreceği bir gerekçesi olur. Doğrudur. Ancak önemli olan gerekçe sunmak değil; dini, insani, vicdani ve haklı bir gerekçe olmasıdır.

Daha da önemlisi sunulan gerekçeden sonra sonuca huzur içinde katlanabilme ve bunun erdemlilik kazandırmasıdır.

Tabii ki burada yine sahih inanç devreye girer. İnancı devre dışı bırakırsanız yalancının, hırsızın ve dahi katil ve canilerin de gerekçelerine itibar etmeniz gerekir.

“Ama onların da bir inancı var” denilecek.


Var da inancın da geçerli olması gerekir.


Sıhhatini kaybetmiş, mecrasından saptırılmış, şeytani ve nefsani arzularla kirletilmiş düşünce ancak batıl bir inançtır.

Sıhhatli bir inanç; kusursuzca yaratılan bu kâinatın eşsiz bir yaratıcısının olduğunu kabul eder.

Yaratıcının doğru kabul ettiğini doğru, yanlış saydığını yanlış sayar.

Doğru ölçü budur!


Tek yaratıcıyı kabul eden kayıtsız şartsız O’nun koyduğu ölçüleri de kabul eder. 


Haliyle bu ölçünün dışına çıkmak gerekçesi ne olursa olsun kabul görmez.

“İblis (de), ‘Ben ondan (Âdem’den) daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın’ dedi.” (Sâd 38/76)

Alın size bir gerekçe!

Kardeşi Habil’i öldüren Kabil de bir gerekçe sundu. 

“Neden senin Kurbanın kabul oldu benimkisi reddolundu?” dedi. “Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil), ‘Andolsun seni mutlaka öldüreceğim’ demişti. Öteki (Habil), ‘Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder’ demişti. ‘Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım (demişti).’” (Mâide 5/27, 28)


Her iki ölçü de orta da.


Biri aciz ve haksızlığa, isyana sevk eden nefsinin isteğini ölçü alıyor. Diğeri inandığı rabbinin razı olacağı ölçüye uyuyor ve neticesine rıza gösteriyor.

Sahih inanca göre insan yeryüzünün halifesi, yeryüzünü imar ve ıslahı ile memurdur.

Dünya hayatı geçici bir sınav yeridir.

Dünyada yaşamak da ölmek de bu sınavı vermek içindir.

Bu bilinci kaybetmeden rabbiyle irtibatlı hareket eden doğru yoldadır. Doğru olanın yolu da mücadelesi de hatta hayatının her safhası yücedir.


Rabbi Allah ile irtibatı koparan da geçmişi ne olursa olsun değersizdir. Doğru yola tekrar dönmedikçe yolu sapkınlıktır, cehennem uçurumudur.

Soykırımcı katil Netanyahu ve aynı düşüncedeki siyonistler ne diyor? Biz seçilmiş milletiz. Bizim dışımızdaki tüm insanlık bizim hizmetkârımızdır. Hatta hiçbir değer ifade etmiyor. Kanlarının akıtılması ve öldürülmeleri gerekiyor…

Yurtlarının istilası, onların sürülmesi gerekiyor diyorlar. 

Kadınların, bebeklerin, yaşlıların dahi hiçbir önemi yok, hepsi teröristtir onların ve yaşamamaları gerekir.

Evet, Allah Teâlâ yeryüzünü imar etmek için, haksızlığa son vermek için onları seçti. İçlerinden nice peygamber de gönderdi. Ancak onlar Allah’ın koyduğu ölçüyü çiğnediler, peygamberlerini katlettiler.


Son peygamberin gelmesini dört gözle beklemekteyken, Hz. Muhammed (s.a.s.) onlardan değil de Kureyş’ten seçilince, kitaplarında vasıfları yazıldığı halde reddettiler, Onunla da savaştılar, öldürmeye yeltendiler, müşriklerle ittifak kurdular.

Geçmişteki Yahudiler gibi şimdi soykırımcı Netanyahu pisliği ve taifesi de aynı yola tevessül etti.

İti köpeği olan Trump ve batılı liderler de peşinden sürüklenmekteler.

Oysa ne dini, insani ne de vicdani hiçbir haklı sebepleri yok. Bunu halkları da dillendiriyor.

Aynı şekilde, geçmişleri bu ülkede İslam’la mücadeleyle geçmiş olanlar da onların bugün yolundan adım adım ilerleyenler de geçerli bir ölçü üzere değiller.

Geçerli bir ölçüleri olmadıkları için de her melaneti meşru görmekteler. Geçmişte nice mazlumu darağaçlarında sallandıran zihniyet, bu ülkede her fırsatta darbelere teşebbüs etmekten çekinmedi.


Bu insanlara her türlü zulmü reva gördüler. Eğitim haklarını, kamu hizmetlerinden yararlanma haklarını gasbettiler. 

Ecdadımızın kanlarıyla alınan bu topraklara babalarının mirası gibi çöreklendiler, başkasına hak tanımadılar.

Yıllar sonra tekrar ellerine fırsat geçince ne kadar hadsizlik varsa bulaştılar; har vurup harman savurdular. Ne zaman ki epstein rezaletleri gibi pisliklerle al aşağı edildiler veryansın ettiler. 

“Neden bize haksızlık ediliyor” demeye başladılar. 

Trolleri de, bizim mahalleden koptuğunun farkında olmayan muhipleri de “Bu haksızlık değil mi. Adalet nerede? demeye başladı.

Kamu malının çarçur edilmesine, sermayelerine sermaye katmalarına, başkalarını görevlerinden etmeyi görmezden geldiler ama epsteinvari rezaletleri savunmaktan çekinmediler hâlâ da bunu sürdürüyorlar.


Gerek içeridekiler gerek dışarıdaki savunucuları, neden bu sadece belli bir kesime yapılıyor? Herkesin özel hayatı kendisine diyorlar… Bu ne utanmazlık, arsızlık? 

İnsanın vicdanı köreldiğinde, boğazına kadar çirkefe bulaştığında ve tutarlı ölçüden uzaklaştığında ne dediğini de neyi savunduğunu da şaşırır.

“Utanmadıktan sonra dilediğini yap” denir ancak bunlara. Ancak herkes yaptığının neticesine de katlanacak! Onu da görmek istiyoruz. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23