• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Engel olanlar, Engel tanımayanlar

14 Mayıs 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Engel olanlar, Engel tanımayanlar

NUSRET REŞBER

İnancımızda babalar/anneler, sevgililer günü, orman haftası gibi belirli bir zaman dilimine hapsedilmiş bir anlayış olmadığı gibi senenin bir haftasına hapsedilmiş Engelliler Haftası da doğru anlayış değildir.

Tabii ki farkındalık oluşsun diye yapılmaktadır ancak burada yine bir inanç zayıflığı/eksikliği yatıyor.

İnancı eksik olan toplumda değer yargıları, bakış açıları farklılık gösterir, statüler kabul görülür. Oysa dinimizde Allah’ın hakkına riayet önceliktir. “Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır” (Hucurât 49/13) buyrulur.

Allah’tan en çok korkanın statüsüne, cinsiyetine, yaş, ırk ve coğrafyasına ve yakınlık dercesine dahi bakılmaz!

İslam’ın hayatıyla olgunlaştığı, vahyin inşası Peygamberimiz (s.a.s.) hayatının her safhasında özel gereksinimli insanlara en üst dereceden değer vermiştir.


Mekkelilerle görüşme halindeyken çağrısını ertelediği Abdullah b. Ümmi Mektûm, hayatının sonuna kadar efendimizde unutmayacağı iz bırakmıştır.

“Kendisine o âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve öteye döndü. Ne bilirsin, belki de o arınacak yahut öğüt alacak…” (Abese, 80/1-11).


Abdullah (r.a.), ileriki dönemde efendimizin müezzinlerinden olacak hatta Medine’deki temsilcisi olacaktır.

Hz. Peygamber her zaman özel gereksinimli insanları tecrit etmeden onurlandırmıştır.


Bir ayağı aksak olan Muâz b. Cebel’i (r.a. Yemen’e vali atamış.

Bir savaş sırasında “Ya Rasûlullah ben Allah yolunda savaşarak şehit olup cennete gidersem bu ayağım cennette düzelir mi?” diye soran aksak Amr bin Cemûh’u (r.a.) “düzelir” buyurarak sevindirmiş, şehadetinden sonra da “Amr’ın şu anda diğer ayağı da düzelmiş olarak cennette yürürken görüyorum” buyurmuştur.

Hal böyleyken her fırsatta her doğruya set teşkil edenler olduğu gibi hiçbir engeli tanımayanlar da olagelmiştir. 

Engel olma saplantısındaki: “inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar…” (Enfâl 8/36) 

Yanı sıra engel tanımayanlar ise doğru yoldan ayrılmamak için canlarını dahi vermekten çekinmezler.

Evet, Engelliler Haftası farkındalık oluştursun diye, engel tanımayan “Özel İnsanlar”dan birkaç örnek sunalım.


Halk nazarında bilinmeyen, farklı bakışla engel olunan bu “Özel İnsanlar” çok hassas ve farklı meziyetlere, hikmetini bilemediğimiz özel ilâhî taltiflere mazhardırlar.


1990’larda Gaziantep’te ders halkalarında ahraz (konuşma ve işitme engelli) 20’li yaşlardaki Yunus’u tanıdım. Bakmaya kıyılamayacak güzellikte fidan gibiydi. Engelliler okulundan eğitim almış. Kendi kendine Kur’an öğrenmiş, belli sureleri ezberlemiş (kendi okuyuşuyla) bana dinletiyordu.

Sohbetlerde duymadığı halde pürdikkat kesiliyor. Sebep olarak da, sohbettekiler uyumasın, dikkat kesilsin diye yapıyordu. 

Siyah şalvarının üzerine beyaz gömlek giyerdi. Bize de ısrarla “beyaz güzeldir, kirlendi mi yıkar giyersin” derdi. Çalışkandı, şehir merkezinde tatlı satar, boş durmazdı. Sonra evlenip çoluk çocuklara karışmış Yunus. 

Yine Ali İçipak’ı (Gaziantep’te) hatırladım. İHL’yi bitirdikten sonra evlenmişti, kısa süre sonrada ayaklarından felçli kalmıştı. Ali de kıyılmayacak boyda, fidan gibi bir gençti. Bir erkek çocuğu vardı.

Tekerlekli sandalyeye mahkum olan Ali hocanın evinde ders ve sohbet halkası eksik olmazdı. Grup grup ders halkalarına kâh fıkıh hadis kah tefsir dersleri işliyordu. 

Yurt dışından ilaç gelecek umuduyla beklerken en ufak bir şikâyeti yoktu. Kur’an ve sünnetle yoğrulmuş ders halkaları onun bütün engellerini kaldırmıştı. Yıllar sonra soyadı gibi pırıl pırıl olan Ali İçipak’ın vefat haberi hüzne boğmuştu. Ama Otuzlu yaşlara çok güzellikler katarak rabbine kavuştu. Rabbinin rızasına nail olmak için hiçbir engele takılmadı. Bunun şahidiyiz. 

Bağcılar/Güneşli Tevhid Kur’an Kursu (Asımın Nesli Vakfı) kurucusu merhum Hüseyin Aksoy Hoca vesilesiyle 1999’da Akit Gazetesi’yle tanıştım. O da engel tanımayan Özel İnsanlar’dandı. Kucağa sığacak boydaydı.Yüzlerce hafızın, yetişmesine vesile oldu. Bir an durduğuna şahit olmadım.


Şuan Asımın Nesli Vakfı olarak hizmet veren vakfın bugünlere gelmesinde çok emeği geçti. Onun da mücadelesinde engel tanımadığına şahidiz.

Bu yazıyı yazmama sebep olan Gülseren Gümüş’ü anlatmama köşem elvermez. 

1973 Almanya doğumlu. Özel Engelliler Lisesi’nden mezun. Sadece bir kaç organını kullanabilen bir hanımefendi. Alman Spor Federasyonu’nda sekreterlik yapmış, malulen emekli olduktan sonra 2004’te ev ortamında başlattığı çocuk eğitimi ve yardımlaşma etkinlikleri sayesinde 2007’de Güldeste Dayanışma Derneği’ni kurmuş. Çocuk eğitiminde geliştirdiği projelerle resmi eğitim kurumu statüsünü almış. 2011’de, kendi hayatını kaleme aldığı “Engel Duvarı” kitabı ardından “Bizim Çocuklarımız” adlı kitabı yayınlanmış. Sosyal hizmet ve yardımlaşma çalışmalarıyla dolu bir ömür geçirdikten sonra 2013’te emanetini Hakk’a teslim etmiş. (Gülseren Gümüş’ü youtube’ta Ramazan Kayan Hocadan dinlemeyi tavsiye derim.)

Bunlar gibi nice engel tanımayan özel gereksinimli “Özel İnsanlar” bize çok şey katmalı. Rabbim bizi engel olanlardan değil, engele takılmayanlardan eylesin. Âmîn. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23