Dün, “PKK’dan daha tehlikeli” sayılan irtica/türban, bugün “İktidar olmanın umudu” olmuş!
“Karanlıkta dile getirmekten çekindiğiniz hakikat, bir gün aydınlıkta işitilecek ve gizli mekânlarda öğrendiğiniz bir inancı, bir gün çatılardan haykıracaksınız ve insanlar buna inanacak.” Hz. İsa’ya(a.s.)nispet edilen bu sözün gerçekleşmiş sayısızca örnekleri var.
Kral Dakyanus tarafından putlara ibadet etmek ve onlara kurban kesmek için zorlanan muvahhid gençler, zorba Kral’ın karşısına dikilmiş şöyle haykırmışlardı: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir! O’ndan başkasını aslâ ilâh olarak kabul edip yalvarmayız! Yoksa yemin olsun ki bâtıl söz söylemiş oluruz.” (18-Kehf 14)
Bu inançları gereği kralın zulmünden kaçan gençler, sığındıkları mağarada rahmeti ilâhî olarak 309 yıl uyuyakalırlar. Uyandıklarında zulümden eser kalmadığını, üzerinden asırlar geçtiğini görürler. Aynı surenin 12. Ayetinde bu durum şöyle açıklanır: “Sonra da iki gruptan (mümin ve kâfir) hangisinin, kaldıkları müddeti (anlamına uygun) daha iyi hesap edip değerlendireceğini görelim diye onları uyandırdık.”
•
Müşriklerin işkencelerine maruz kalanlardan biri olan ve kor ateşlere yatırılmakgibi nice işkencelere tabi tutulan Habbâb bin Eret ( r.a.), bu acılarını, bir gün Resûl-i Ekrem’e (s.a.s. ) arz edip Ondan dua ister ve Allah’ın yardımının ne zaman geleceğini sorar. Bunun üzerine Resulullah ( s.a.s.) şöyle buyurur: “Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki, demir tarakla derileri, etleri soyulup, kazınırdı, testere ile tepesinden ikiye bölünürdü de, bu işkenceler yine onları dininden çeviremezdi. Allah’u Teâlâ elbette bu işi (Dini) tamamlayacaktır. Bütün dinlerden üstün kılacaktır. (…) Fakat siz acele ediyorsunuz!”
Nitekim Medine’ye hicretten altı yıl sonra Allah’ın Resulü Müslümanlarla umre yapmak için gelip,
Hudeybiye mevkiinde konakladığında müşrikler zorluk çıkarmışlardı. Ve bu sebeple Müslümanlar ile müşrikler, aralarında bir antlaşma imzalamış ve umrelerini de orada yapmak zorunda kalmışlardı.
O zaman sahabeler, antlaşmanın maddelerine karşı çıkmışlardı. Resulullah ise karşı tarafın her dediğini yazması için Hz. Ali’ye emrediyor…
Başta Müslümanların aleyhine görünen o maddeler, zamanla Müslümanların lehine dönüyor.
Ve 17-18 ay sonra Mekke fethediliyor!
Dün müşriklerin değer vermediği, renginden, statüsünden dolayı küçümsediği ve inancı gereği işkenceye tabi tuttuğu Bilal (r.a.), Kâbe’nin tepesinde Ezan okuyor. Dün onu küçük görenler, şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.
•
Konu açıldığında, “ne bitmez bir 28 Şubat’mış” diyenler çıkıyor ya!
Oysa bu süreç için o gün “bin yıl sürecek” deniliyordu.
Evet, kendisi 25 yıl sürmeden bitse de o zulüm, bin yıl sonra da unutulmayacak!
Rahmetli Erbakan Hoca’nın liderliğinde kurulan tüm partiler irtica gerekçesiyle kapatıldı!
Haklarını savunan-koruyan tek bu siyasi oluşum olduğundan ona destek veren İmam Hatipler, Kur’an kursları “arka bahçe” yaftalamasıyla kapısına kilit vuruldu!
Ama her türlü despotluğu o gün sergileyenler, “O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol!..” ilahi emrin inananlara istikamet çizdiğinden habersizdiler!
Geçici iktidarlıklarına sırtlarını dayayanlar, o gücün, inananlara asla engel olamayacağını bilmiyorlardı!
Partilerini kapatmakla, onlara destek çıkanların eğitim merkezlerine kilit vurmakla amaçlarına ulaşacaklarını sananlar, yanıldıklarını düşünmüyorlardı.
İşte vatanına burun kıvırtıp, hizmetten kaçanlar gibi değil, inançlarından taviz vermeden eğitimlerini sürdürmek için Avrupa’nın, Amerika’nın, kapılarına dayananların zaferini bugün daha net görebiliyoruz!
Bu başarı, dindarlar için, en az 20 yıldır iktidara taşıdıkları fikirleri kadar önemlidir!
Seçimi kazanmanın, iktidar olmanın yolu: Camide dua etmek, Yasin-Tebâreke okumak, İmam Hatiplileri ziyaret edip dertlerini dinlemek ve dün, “PKK’dan daha tehlikeli” sayılan irtica/türban, bugün “İktidar olmanın umudu” olmuş!
Bu büyük mesafedir!
Bunları sağlayan Ak Parti’ye rağmen bunlar dillendiriliyorsa, “aynı hakları ben daha iyi sağlarım” denilebiliyorsa bu büyük bir başarıdır!
Dün yasaklanan ezanlarla, kapatılan cami ve ibadethanelerle…
Kapılarına kilit vurulan İmam Hatipler ve Kur’an kurslarıyla…
Başından zorla çıkarılmak istenen örtüleri ve ellerinden zorla alınan hakları sebebiyle başörtülüye çektikleri zulüm sebebiyle 80 senedir iktidar yüzü görmeyen cenah, yasakladıkları değerlere sahip çıkarak başa gelmek istiyorsa –seçimi kazanmak adına takıyye yapmış olsalar dahi- inanç, gücünü ve zaferini göstermiştir!
Cumhurbaşkanın dediği gibi “Şimdi artık hocalarımızın arasında başörtülüler var mı, öğrencilerimiz, rahat rahat üniversiteye gidebilen kızlarımız var mı, var. Artık Emniyet’te, Silahlı Kuvvetler’de var. Hâkim, savcı başörtülü olarak görev yapabiliyor…”
Bu büyük başarı, büyük mesafedir!







