• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Bizim Mİ’RÂC’ımız ve değerleri

15 Ocak 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Bizim Mİ’RÂC’ımız ve değerleri

NUSRET REŞBER

Bu gece, 27 Receb, Peygamberimizin “bir gece, Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldüğü ve oradan da Rabb’ul-Âleminin yüce huzuruna çıkarıldığı” mucizenin gerçekleştiği “İsrâ ve Mi’râc” gecesidir.

İsrâ suresi’nin ilk ayetinde bu mucize olay şöyle anlatılır: “Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir...” Olayın geri kalan kısmını peygamberimizden öğreniyoruz.


Olayın çok teferruatına girmeyeceğim. Evvela bu olaydan kazanımlarımız, dikkat edeceğimiz değerlerimiz nelerdir onu özetleyeceğim. Bu gece Mi’rac Gecesi/Kandilidir. Şu kadar ibadet etmek, oruç tutmak her zaman olduğu gibi bugün ve gecede de yapılmasında mahsur yoktur. Farz, sünnet ve olmazsa olmaz kaydı konulmadıkça.

Ancak Mirac’ın; bu anlayış ve inanışımızın çok ötesinde bir derinliğe sahip olduğunu da belirtmek isterim.

Mi’râc’ın öncesinde neler yaşandı? O yıl “Hüzün Yılı”ydı. Bunu hatırlamadan Mi’râc anlaşılmaz!



Hz Peygamber, o sene en büyük destekçisi, kendisine ilk iman eden eşini, müminlerin annesi Hz. Hatice’yi kaybetmişti. O yıl büyük hamisi amcası Ebu Talib’i kaybetmişti. Anayurdu Mekke’de bütün kapılar yüzüne kapatılmış, bir çıkış yolu ararken Taif’e gitmişti. Oradan da taşlanarak çıkartıldı. Tekrar doğduğu şehre, başkasının emânı ile ancak girebildi. Daha evvel inananlarla beraber boykota da uğramıştı. Bugünkü Gazze misali bir mahalleye hapsedilmiş, her şeyden mahrum kalmıştı.

Tüm bunlar, “Rabbim Allah’tır” dediği ve hakka çağırdığı için reva görülüyordu.

“sahipsiz ve korumasız” sanıldığı bir sırada yegâne sahibi Rabbi Allah, yalnız olmadığını, sürekli imdadında ve yanında olduğunu hissettirmek için Onu “Mi’râc”la taltif etti. Tüm sınırların ötesine, ulvî huzura mazhar kıldı. Allah’ın Resûlü, tüm acılarını bu lütufla unutuverdi. Asla yalnız olmadığını bizzat müşahede etti.

Peygamberimiz (s.a.s.),  Mi’râc ile birçok olaya şahit oldu. Ümmeti için hediye ve müjdelerle geri döndü. Cennet-cehennem kendisine gösterildi. Oradakilerin zaafları neticesi çektiklerine şahid oldu. “Cennet-cehennemi gören mi var?” deniliyor. Evet var! 



Ya bizim Mi’râc’ımız?

 Evet, bu efendimizin miracıydı. Getirdiği hediyeler, müjdeler ve ihtarlarda da “BİZİM Mİ’RÂC’IMIZ” var.

“Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” buyurur rabbimiz. Efendimiz Mi’râc’dan evvel, Allah’ın dinini yaşamak ve yaşanır kılmak için nice zorluklara katlandı. Sonra bu ikrama mazhar oldu.

Daha önce “Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar! Sadece rabbinin büyüklüğünü dile getir. Elbiseni tertemiz tut. Her türlü pislikten uzak dur. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbinin rızâsına ermek için sabret.” (Müddessir 1-7) ayetlerine muhatap oldu.

Mi’râc yolculuğunun başında da manevi bir ameliyatla göğsü yarıldı, kalbi tekrar yıkandı. Ulvî makama ermeye hazır hale getirildi. Cennetliklerin bir havuzda yıkandıktan sonra cennete girecekleri gibi adeta.


Üç Büyük Hediye


Resûlullah efendimiz, Mi’râc’dan ümmetinin Mİ’RÂC’ını belirleyecek Üç büyük hediyeyle döndü. “BEŞ VAKİT NAMAZ, BAKARA SURESİ’NİN SOK İKİ AYETLERİ VE İMAN EDİP DE İMANLA ÖLENLERİN CENNETLİK OLDUĞU” müjdesi.

Namaz ki,Allah şöyle buyurur: “Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür...” (Ankebût 45)

Allâh Rasûlü (s.a.s.)de: “Namaz, müminin mîrâcıdır.” ve “Cennetin anahtarı namazdır.” buyurmuş.

“İman üzere ölenler nihayetinde cennete girecektir” müjdesi, imansız hiç bir hayrın/iyiliğin kabul olmayacağına dikkat çekmektedir.


Nitekim Bakara’nın (285, 286) son iki ayetinde de İman esasları anlatılır. “Peygamber ve Mü’minler bu iman esaslarına kayıtsız olarak iman ettiler... ‘İşittik ve itaat ettik’ derler”... Hiç zaman geçirmeden açıp bu ayetleri tefsiriyle okumalı mesela.

Zaaflarımızdan Kurtulmalı

Mi’râc’da Efendimiz cehennemliklerin hallerine muttali olmuştu. Dedikodu yapanlar, zinakarlar, faiz yiyenler, namazı önemsemeyenler, zekât veya sadaka vermeyenler vs… Bizler de bugün Mi’râc’a erişmek için bu zaaflardan kurtulmalıyız. 

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ hocamızın Mi’râc olayının geçtiği İsrâ suresinden özetlediği üzere on bir tane Mi’râc’a götürecek büyük değer var, onlar:


“1. Allah’ın varlığı ve birliğine inanmak, yalnızca O’na ibadet etmek, O’nun dışında kimseye kul olmamak. 2. Ana babaya iyi davranmak, onlara ‘öf’ bile dememek. 3. Akrabaya, yolda kalana ve yoksula yardım etmek. 4. Harcamalarda dengeli davranmak, saçıp savurmamak, israftan kaçınmak. 5. Yoksulluk korkusuyla çocukları öldürmeye teşebbüs etmemek, nesilleri kurutmamak. 6. Zinaya yaklaşmamak. 7. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymamak. 8. Yetimlerin mallarını koruyup gözetmek ve geliştirmek. 9. Ölçüde ve tartıda hile yapmamak, haksız kazançtan şiddetle sakınmak. 10. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız herhangi bir konuda hüküm vermemek, bilgisizce değerlendirmelerden uzak durmak. Ve 11. Kibirlenmemek ve böbürlenmemek.”

Bu duygularla ulaşmak dileğiyle Mi’râcımız mübarek olsun.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23