• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın

08 Ocak 2026
A


Nusret Reşber İletişim:

Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın

NUSRET REŞBER

Torunlarını, taş kaynatarak avutup uyutmak isteyen nineyi gören Hz. Ömer, “Bu durumunuzu neden Halife Ömer’e bildirmediniz?” dediğinde yaşlı kadın: “Bizim bu durumumuzdan haberi olmayacaksa ne diye halife oldu ki?“ cevabını vermişti. Ve o kadına devlet reisi olarak sırtına un torbasını yüklenmiş götürmüştü. 

Aynı sorumluluğu, konumu ve derecesi fark etmeksizin her yöneticinin üstlenmesi gerekir. Bu sorumlulukla hareket etmeyenin vay haline!


Bugün dünyada en öncelikli mesele “din, akıl, can, mal ve nesil güvenliği”dir. Bu öncelik yitirildiğinde hiç bir şeyin güvencesinden bahsedilemez.

Ancak dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok dillendirilen ve dönem başlarında daha çok ön plana çıkan “geçim derdi”dir.

Çalışan işçi-memur maaşı, emeklilerin hak ettiğini müreffeh bir düzeyde alabilmesi.



Diğer tarafta işverenin ve devletin de en rantabl işçi ve memurdan faydalanması öncelikli konu.

Her iki tarafta birbirinden gereken faydayı bekleme hakkıdır. Yatarak, bir iş yapmayarak maaş alınamayacağı gibi; aç karnına, geçimini yapamayacak derecede hiç kimse de çalıştırılamaz!

İşçi ile işverenin, memur ile idarenin (devletin) arasının açılmaması için istihdam ve kafi ücret şart.

Bir devlet veya müessese zorla ayakta duruyorsa; “ister batsın ister yıkılsın beni ilgilendirmez, ücretimi en dolgun şekilde vermek zorundadır” denilemez. 


Bunun yanında, çalışanların ücretlerini hakkıyla vermeyerek, onları mağdur ederek; kat üstüne kat atmak, kendi ve yakınlarının her birinin altına en lüks araçları çekerek hiç bir tatili kaçırmamak da olacak iş değil.


Emekli ve Asgari Ücretli Geçinebilmeli

Şu inkâr edilemez bir gerçek. Asgari ücret veya normal bir emeklilikle bu ülkede kimse geçinemez!

Kendimden örnek vereyim. Hem çalışanım hem emekliyim; hem kiradayım hem kirada evim var.

Tek bir emeklilikle geçinebilsem, (işimi, iş yerimi seviyorum o ayrı) bir dakika durmam. Ama hakikat emekli maaşım, sıradan bir semtteki sadece kirama yetiyor... Kiracım sadece ücretli çalışan. Ona enflasyona göre zam yapamadım. Ödeyemeyeceğini biliyorum. Benim ev sahibim enflasyonun üzerinde kira artışını öngördü, onu kabul ederken, kiracıma da ödeyeceği rakamı kabul ettim.

Bu sebeple devlet, bir şeyler yapıyorsa da yeterli değil, dar geçimlileri daha iyi gözetlemeli; elektrik, doğal gaz fatura vs. kalemlerinin yanında farklı alanlarda destekleri artırmalı!



Zira herkes emekli olduğu halde çalışma imkanı, gücü bulamayabilir. Evi olmayan nice insan var. Devlet bunlar için (TOKİ vasıtasıyla) her gün yeni projelerin müjdesini de veriyor, bunlar güzel haberler ama yetmez.

Ancak bunu suiistimal etmek de ne dini ne milli ne de ahlakidir.

Hem güzel bir emekli maaşın var ve çalışma imkânın var hem evinde çalışan sayısı çok hem evin araban var hem de “devleti nasıl daha fazla sömürebilirim” düşüncesindeysen kusura bakma!

Hükümet yanlısı denilecek, fark etmez. Devlet asgari ücretliye daha fazla ücret sunabilmesi için bir o kadar da işverene destek olmak zorundadır. Destek veremeyeceği bir rakamı telaffuz ettiğinde işveren ya o ücreti verecek ya da işçisini kapı dışarı edecek!? Bunu düşünen var mı?


Kaldı ki asgari ücret; hepimiz biliyoruz, adı üzerinde verilebilecek en dip yani başlangıç maaşı. Bu ücretten (mülteciler dışında) kaç kişi çalışıyor merak ediyorum.

Gerçek dar geçimli olanın dışında da en çok emekli ve asgariliyi dile getirenler kim onu da hepimiz biliyoruz...

Ya yıllarca geçmişte yaptığı zulüm ve yolsuzluklarla bir türlü başa gelemeyenlerin müdavimi veya onların borazanlığını yapan tuzu kuru fondaş medyası. Bir de onların gazına gelen; “bu hükümet gitsin de nasıl giderse gitsin” hevesliler!

Olmadık vaatlerde bulunanları, halkı bunlarla kandıranları da gördük, görüyoruz.

Yolsuzluklarının, çöktükleri belediyelerde yeni bir vurgunlarının çıkmadığı bir gün yok. Belediyeleri hanedana çevirmişler. Her yakınlarına sayısız kat, yat dağıtmışlar. Verdikleri hiç bir sözlerini yerine getirmeyen bu zevat hiç bir tatillerinden de vazgeçmemişler. 


Aylardır maaşlarını alamayan çalışanlar varsın evine ekmek götüremesin. Boğazları yırtılırcasına belediyelerin önlerinde sabah akşam grev yapsınlar kim umursar?

Fondaş medyaları da buna kör, sağır, lal.

Bunlar mı devlet yönetecek? Bunlar mı iktidara geldiklerinde ülkeyi uçuracak? Altı milyon insana hizmet(!) için “mazbatam da mazbatam” diye tutturan, “bekleyecek bir dakikamız yok” diyenler ne yaptılar, ne ile anılıyorlar...

 Eğri oturup doğru konuşalım. Devlet yönetmek büyükşehirlerin imkânlarına çökmek, har vurup harman savurmak, işçilerin ücretlerine çökmek değildir! Vatanını dış ülkelere jurnallemek hiç değildir. Dış ülkelerden medet ummak mı yoksa?


Devlet yönetmek; milli savunmayı içeriye, dışarıya karşı en muhkem yapmak, hastaneleriyle, yollarıyla; kamuda ve iş dünyasında ülkesini muasır ülkeler seviyesine taşımak için tüm ekibiyle gece gündüz çalışmak, çabalamaktır.

İç cephe tahkimi için gerektiğinde kendinden dahi ödün verebilmektir!?

En düşük asgari ile emekli gönül ister ki en yüksek düzeyde olsun. Asgari ücretli, emekli, memur herkes hakkını alsın, her istediğine kavuşsun. Ama her şey insanın gönlüne göre olmuyor.

Kazın ayağı öyle değil!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emekli

12 yıllık zorunlu eğitim 8'e, 230 üniversite 30'a indirilmeli. Bunlar boş masraf. Mahalle muhtarlığı kaldırılmalı.

emekli

Öyle hakkını alsın demekle olmuyor işte, icraat lazım, kanun çıkması lazım, imza lazım. Ses var görüntü yoksa ne yapalım haci.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23