• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Özcan
Mustafa Özcan
TÜM YAZILARI

Taviz yıkımı getiriyor

29 Ekim 2014


Mustafa Özcan İletişim: [email protected]

Dünyadaki olaylar birbirine çok benziyor. Sözgelimi Yemen’de Husilerin ulusal çapta başkaldırmasıyla PKK’nın çözüm sürecini baltalaması birbirine çok benziyor. Ali Abdullah Salih’in devrilmesi sonrası Yemen yönetimi Batılı ve Körfez ülkelerinin de baskısıyla Husileri (Ensarullah) Milli Diyalog kapsamına almıştı. Böylece asilere meşruiyet kapısı açılmış oldu. Bu zeminden zamanla yıkım aracı haline geldiler. Arkası kesilmeyen hamlelerle ülkeyi işgal ettiler. Yeni kabinede de aslan payını alıyorlar. Milli Diyalog sonuçlarının uygulanmadığını, halkın belini büken zamların yapıldığını (cür’a) ileri sürdüler, başkent Sanaa ve diğer şehirlere doğru yürüdüler. 

Şimdi Kobani’yi bahane eden PKK da aynı yolu deniyor. PKK’nın Husileri taklit ederek Ankara’ya gelecek veya ulaşacak mecali yok ama kendi çapında Cizre’nin bazı mahallelerini kurtarılmış bölge ilan etmek istiyor. Şehirleri işgal edemiyorsa da karıştırıyor. Husiler gibi şehir eşkıyalığı da yaptılar. KCK üzerinden paralel devlet icraatı uyguluyorlar. Kendi ifadeleriyle İstanbul gibi şehirlerde bile IŞİD teşhisi koyduklarını kaçırabiliyorlar. Cesaret aldıkları ve dayandıkları zemin de çözüm süreci. Husilerin Milli Diyalog sonuçlarını tanıma ve aktifleştirilmesi bahanesiyle yaptıklarını PKK’cılar çözüm süreci üzerinden yapıyorlar. Süreci PKK ile kotarmak isteyen hükümet karşı tarafın taşkınlığı sonucu neredeyse kendi sürecinin esiri haline geldi. Dolayısıyla PKK’yı süreçten ayırmalı. 

Hayati konularda ciddi davranmak ve gevşeklik göstermemek esastır. Tunus’ta da önce teknokrat darbe gerçekleştirilmiş, sürecin sonucunda da Nahda çok parçalı iktidarını kaybetmiştir. Tunus’ta yeni siyasi rejim suikastlar üzerinden dizayn edilmiş ve istikamet verilmiştir. Türkiye’de Uğur Mumcu benzeri Şükrü Bel’id ve bir diğer solcu lider Muhammed Brahimi’nin infaz edilmesi sonucu kademeli ve aşamalı olarak Nahda’nın defteri dürülmüştür. Suikastlardan sonra baskılara dayanamayan Nahda hareketi, Mehdi Cuma başkanlığında bir teknokrat hükümetini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu bir taviz ve surda açılan bir gedik olmuştur. Yeni seçimlerle birlikte bu gedik genişletilmiş ve kale fethedilmiştir. Gannuşi ise teselli peşinde. Yöntem olarak yanlıştı ama hakkını vermek gerekirse şartlar açısından da haksız sayılmazdı. Arap Baharı çok katmanlı bir kuşatmaya alınmıştır. Körfez sermayesi ve basını burada da olumsuz rol oynamıştır. Mümkün olsaydı Mısır’daki gibi Tunus’ta da darbe seçeneğini ihmal etmezlerdi. Lakin eskiye dönüşü veya dönüşümü sandıkta gerçekleştirdiler. Körfez basını Raşid Gannuşi ve Nahda hareketi üzerine yüklendi. Haklarında amansız bir kampanya yürüttü. Küresel bir İslam düşmanlığı olduğu gibi küresel bir İhvan, küresel bir Osmanlı düşmanlığı bulunuyor. İslam fobisinin yerini bazı yerlerde İhvan fobisi almaktadır. İran Suriye’de 1982 yılından beri İhvan düşmanlığı ve Esat hanedanlığı dostluğu yapıyor. Buna mukabil Mısır ve Irak’ta İhvan’a karşı müdarat (idare etme) politikası uyguladı. Arap Baharıyla birlikte Mısır, Irak ve Yemen’de de İhvan’la köprüleri attı ve tamamen ters düştü. Zira Yemen’de Husiler İran’a yakın oldukları kadar Islah Hareketi ve İhvan’a mesafeliydiler. İran ilke, dostluk gözetmez, maslahat peşindedir. Mısır’da ise darbe sürecinde Mürsi’ye yük oldular. Gargara anında şeytanın müminin imanını çalmaya çalışması gibi zor zamanda Mısır’da nüfuz kazanmak için Mürsi’den mal ve akçe karşılığında taviz koparmak istediler. Mürsi ise buna razı olmadı. Nitekim Sudan rejimi de mezhep propagandası ve dailiği yapan kültür ataşeliklerini kapatmak zorunda kalmıştır.

Birinci İhvan düşman blok, İran ve eksenidir. İkinci İhvan düşmanı blok ise Körfez ülkeleridir. Yemen’de iki tarafın olumsuz davranışı bir araya gelerek ülkenin Husilerin eline geçmesine imkan vermiştir. Onun ötesinde Körfez bloğu (BAE ve Suudi Arabistan) Arap Baharıyla birlikte dikilen bütün İhvan kalelerini yıkmak için adeta yemin etmiştir. Mısır’da onların sermayesiyle darbe gerçekleştirildi. Tunus’ta da bu çirkin tezgahı ve oyunu bir kez daha kurdular. El Baci Kaid Sipsi’ye para yağdırdılar ve BAE darbecileri ona zırhlı araçlar hediye ettiler. İhvan olmakla birlikte başka bir modeli temsil eden Libya’da ise Halife Hafter’i destekliyorlar. Suudi Arabistan basını Tunus’ta da Mısır darbesi sonrası yaptığı gibi adeta bayram havası estirmiş ve bölgede köktendincilik rüzgarlarının dindiğini yazmıştır. Bizde ulusal basın köktendincilik deyince nedense aklına Suud Arabistan gelse de Suudluların aklına da İhvan modeli geliyor! Tunus’taki seçimlerin kaybedilmesinin birkaç nedeni vardır. Bunlardan birisi Mısır’da Mürsi’nin başına geldiği gibi ekonomik darboğazın aşılamaması ve dünyanın hiçbir yerinden yardım gelmemesidir. Tunus’un öz kaynakları yetersizdir. Tabii ki, Katar ve Türkiye’nin imkan dairesindeki yardımlarını göz ardı edemeyiz. Ama bu yardımlar açığı kapatmaya yetmemiştir. Körfez ülkeleri ise basın ve laik kesimlere para transferi yoluyla Nahda’yı yıpratmak için ellerinden geleni yapmıştır. Bir başka neden de siyasi suikastların çalkaladığı ülkede artan gerilim atmosferidir. Buna mukabil Nahda hareketinin çelebi bir şekilde davranışı sonucu kitlelere güven verememesidir. Bu yönüyle Irak İhvanıyla aynı paralele düşmüştür. Halka güven vermek veya haklarını korumak bir tarafa, kendi haklarını bile koruyamaz duruma düşmüşlerdir. Kendi hakkını koruyamayana halk neden ve niçin güvensin? Şatafatlı sözlerle rejim kurmak mümkün değil. Bununla birlikte büyük haksızlıklara da uğradılar. Bunlardan birisi Suudi Arabistan’ın Yemen’de İran’la aynı paralele düşmesine rağmen Müslüman Kardeşleri İran yanlılığıyla veya Şii taraftarlığıyla suçlamasıdır. Bu suçlama Ahmet Kureyme ve Ezher şeyhi Ahmet Tayyip üzerinden kendilerine raci olmuştur. Onlar nasıl maslahat gereği ABD ve İsrail ile beraber olabiliyorlarsa İran’la da olabiliyorlar. Ele verir talkını kendi yutar salkımı misali. Ulusalcılar da İslamcıları Amerikancılıkla suçlamışlardır. Halbuki, konum itibarıyla bugün ABD’ye en yakın kitle ulusalcılardır. Şimdi CHP’nin çizgisi mi yoksa AKP’nin çizgisi mi ABD’ye daha yakındır? İran’a körlemesine en fazla hizmet eden de Körfez bloğudur.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23