• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

Özgür Özel ‘Kadınlara bizim kadar mesai harcayan parti yok’ demiş

02 Nisan 2026
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

Özgür Özel ‘Kadınlara bizim kadar mesai harcayan parti yok’ demiş

MUSTAFA ARMAĞAN

Doğru dememiş mi? 

1 Nisan şakası değil, gerçek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün televizyonların da canlı olarak yayınladığı CHP grup toplantısında aynen şöyle konuşmuş: 

“Kadına bizim kadar değer veren, mesai harcayan başka parti var mı? Yok.”

Yok, evet, otellerden yurt dışı gezilere, kumarhane ziyaretlerinden daire ve araba anahtarı hediye etmeye kadar kadınlara bir hayli ‘mesai’ sarf ettikleri artık kimsenin gizleyemeyeceği kadar açık bir gerçek olarak önümüzde duruyor.


Uşak’taki İnönü heykeli açılışındaki sunuculuğu bile gururla bankamatiğe bağladığı sevgilisine yaptıran bir kafadan bekleyebileceğimiz azami ‘mesai’ bu maalesef. 


Ve bu müflis kafa iktidar olmak için atmadığı takla kalmadığı halde halk onu tek başına iktidara getirmedi, getirmeyecek de inşallah.

Çünkü Cemaziyelevvellerini biliyor, biz de on yıllardır marifetlerini unutturmamak için çırpınıyoruz zaten.

Hafızamız tazelensin, eski bir CHP’linin hikâyesini yazayım bugün. 


Bu zat TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, Milli Eğitim, Adalet, Dışişleri ve Maliye bakanlıkları gibi devletin zirvesinde bulunmuştu. Adı Şükrü Saraçoğlu.


Bakın onun yakın arkadaşı gazeteci Ahmet Emin Yalman, arkadaşı Şükrü Saraçoğlu ile Maliye Bakanlığından ayrıldıktan sonra gittiği Amerika’daki marifetlerini, dolayısıyla kendi marifetlerini nasıl anlatmış hatıralarında.


1930 yılında Amerika Ticaret Müsteşarı Dr. Klein Türkiye’ye gelir ve Ankara’da yetkililerle temaslarda bulunur. Buhrandan bunalan, Ankara’da belki borç buluruz diye ABD’ye o sırada bakanlıktan ayrılmış bulunan Şükrü Saraçoğlu’nu gönderir. Aynı zamanda komisyonculuk da yapan Yalman, Şükrü Saraçoğlu, danışmanı Mukdim Osman (Osmay) ve ABD Ticaret Ataşesi Julian Gillespie ile birlikte New York’a yollanırlar.

Anlatmaya devam ediyor Yalman:


“Amerika iktisadi buhran içindeydi. Kimsede yeni teşebbüslere atılmak cesaret ve imkânı yoktu. Yapılan temaslar nezaket ziyaretleri hududunu aşmadı, fakat bu Amerika seyahatı bana Şükrü Saraçoğlu’nu yakından tanımak ve dostluğumuzu ilerletmek fırsatını verdi.”

Bakalım nasıl yakından tanımış onu?

Dikkatlerini çeker: Rünya ekonomik buhranı Amerika’ya nefes aldırmazken yalnız eğlence sektörü canlıdır. New York’un en hareketli ve toplu eğlence caddesi olan Broadway baştan başa dans yerleriyle dolmuştur. Devrin tabiriyle “taksi kızlar” bu dans evlerinde çalışmaktadır. Gişeden 2 dolarlık biletler alıp kızlarla dans edilmektedir. Bizim üç kafadar kredi bulmaktan ümitlerini kesince kendilerini eğlence hayatının içine atmış (devletimiz de para bulmak için ter döküyor zannediyordu onları).



Bir akşam 59. Sokak’ta açılan yeni bir dans yerinde “afet gibi bir kızla” karşılaşırlar. Şükrü Saraçoğlu kıza vurulur, neşeli konuşma tarzına bayılır ve şu fikre kapılır: Serbest olduğu bir akşam kızın evine gidelim, iki arkadaşını çağırsın, biz de içki ve nevale getirelim, beraberce akşam yemeği yiyerek daha yakından tanışalım.” (Dikkat bu sırada milletvekilidir.)

Gelin görün ki kız teklifi şiddetle reddeder, böyle bir şeye imkân olmadığını anlatmaya çalışır bizimkilere. Ama Saraçoğlu ısrar eder. Yakasını bırakmaz kızın. Sonunda kız bir kâğıt parçasına adres yazıp vekilin eline verir.


Bundan sonrası tam komedi ve rezalet. 

Kararlaştırılan akşam bir yerden içki bulurlar (o tarihte içki yasaktır ABD’de çünkü). Bol bol seçkin yiyeceklerden alırlar. “Eski yılların alaturka çapkınlığına çıkan kimselere benziyorduk” diye anlatmaya devam eder Yalman, “Halimize kendimiz de gülüyorduk.”


Doğruca kızın verdiği adrese giderler. Kapıyı çalarlar. Bir de ne görsünler, onlar çıtır kızın kapıyı açacağını zannederken yaşlı başlı, kibar tavırlı bir hanımla karşılaşırlar, arkasından da ak saçlı, sert bir erkek çıkagelir. Bundan sonrasını Yalman anlatsın:


“Kızın ismini sorunca, ikisi birden bize çıkıştı, bir dayak yemediğimiz kaldı. Utana utana uzaklaştık. Sokağa çıkınca adresi bir daha gözden geçirdik. Kabahatin bizde olduğuna, adresi yanlış okuduğumuza hükmettik, fakat tespit ettiğimiz adreste ayni akibete uğradık. Üçüncü bir deneme de boşa çıkınca, kızın bize ders vermek için uydurma bir adres verdiğini ve bunu da birkaç türlü okunacak tarzda ustaca yazdığını anladık.”


İşin peşini bırakmayıp dans salonuna gidip kızı bulur ve bu oyunu kendilerine neden oynadığını sorarlar. Kız unutulmaz cevabı suratlarına aşk eder. İşte o cevap:

“Kabahat sizde… Halden anlamanız, bu buhran zamanında ailesini geçindirmek zoruyla böyle bir yerde çalışmağa mecbur olan bir zavallı kızın hislerine saygı göstermeniz lâzımdı. Israrlı red cevabım para etmeyince size bir ders vermek hakkını kendimde gördüm.” (Gördüklerim ve Geçirdiklerim, c. 3, 1970, s. 209-211)


“Dersi hak etmiştik” demek düşer Yalman’a ve kös kös dönerler otellerine.

Rezalet bunların iliklerine işlemiş mirim!            

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ahmetk

Yazınızın başlığından kadınlara nasıl mesai harcadıklarını düşünmüştüm. İlk paragraflarda aklıma gelenler aynen yazıya dökülmüştü. Şahsi menfaatlerini bu kadar aleni olarak belli etmelerine rağmen, ahlaka aykırı davranışları olmasına rağmen inatla ısrarla peşlerinden giden bir güruh var... Allah onlara iktidar yüzü göstermesin. Amerika'da içki yasağının olduğunu ilk defa öğrendim. Insan kendi eliyle kendini rezil rüsva edebiliyor... bir süre sonra da bu normalleşiyor... Elinize yüreğinize sağlık hocam????????

İlkel irelicilik

Doğru söylemiş kadınlara en çok onlar zaman harcıyor. Gece yatakta gündüz dayakta.....altaylıya sorun o iyi bilir. Kadının sırtından sopayı gözünden ojeyi eksik etmez....
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23