Varsa yoksa İmamoğlu…
Varsa yoksa İmamoğlu…
MUHAMMET KUTLU
Başkan Recep Tayyip Erdoğan yıllardır, “Bu ülkenin en büyük sorunu ana muhalefet sorunudur” diyor ya, hakikaten katılmamak elde değil.
CHP’nin ülke sorunlarına, bölgesel ve küresel sorunlara nasıl baktığını, bir ana muhalefet partisi olarak bunlara ne gibi çözümler önerdiğini düşünelim…
Evet, hemen pes etmeyelim. İyi düşünelim. Ben de düşünüyorum, ama Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’nin gündeminin ne ülke gündemiyle, ne dünya gündemiyle hiçbir ilgilisinin olmadığını görüyorum.
Peki nedir CHP’nin ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in gündemi?
“Rüşvet, irtikâp, yolsuzluk, usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırma, kişisel verileri yasadışı yollardan ele geçirme” suçlamalarıyla tutuklu yargılanan CHP’li eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu kurtarmak.
CHP, özellikle son üç aydır varını yoğunu Ekrem İmamoğlu’nu kurtarmaya ve partinin 38’inci kurultayına ilişkin açılan davayı sulandırmaya harcıyor. Kredisini de, zamanını da…
Gazze’de siyonist terör devleti İsrail’in Filistin halkına uyguladığı soykırım ikinci yılını dolduruyor, ama CHP İmamoğlu’nu kurtarmak için mitingler yapıyor.
İsrail, Gazze’deki soykırımı sürdürürken, uydusu haline getirdiği faşist Hindistan’ı kışkırtıp Pakistan’a saldırtıyor, Pakistan bu ülkeyle ölüm kalım savaşına giriyor, ama bakıyorsunuz CHP Genel Başkanı Özgür Özel miting miting dolaşıp “Ekrem İmamoğlu’na özgürlük” nutukları atıyor.
Tüm dünya iki nükleer güç arasındaki savaşın yeni bir dünya savaşına dönüşme riski yüzünden diken üstünde duruyor, ama CHP Genel Başkanı, “Erdoğan, dalga dalga operasyonlarla milleti korkutacağını, rakiplerini hapse atarak kazanabileceğini sandı. Ama o tehdit ettikçe, meydanlar doldu taştı. Omuzlarımıza omuzlar, ayaklarımıza ayaklar eklendi. Durmak yok, boyun eğmek yok!” diyor.
Bayram namazına gidiyor, çıkışta, “Bu bayram bize bayram gibi gelmedi. Çok sayıda arkadaşımız haksız yere iftiralarla tutuklandı. CHP’nin, başta İBB Başkanımız olmak üzere pırıl pırıl belediye başkanları bir iftira fırtınası içinde suçlanarak itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor” şeklinde açıklama yapıyor.
Hindistan-Pakistan savaşı Türkiye’nin de büyük emekleriyle varılan ateşkes anlaşmasıyla yatışıyor, İsrail bu kez 13 Haziran’da 200 savaş uçağı ve dronlarla İran’ın üzerine çullanıyor.
Bütün dünya nefesini tutmuş, siyonist İsrail’in İran’ı parçalamasından ve savaşın dünyaya yayılmasından duyduğu kaygıyla karşılıklı saldırıları izliyor, CHP Genel Başkanı Özgür Özel Silivri’ye gidip Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ediyor.
Ziyaret çıkışında ise, “Dalga dalga gelen bu haksızlıklara, adaletsizliklere isyan ediyoruz. Yılmadan meydan meydan dolaşarak kamu gücünün nasıl siyasi rakipleri yıldırmak için kullanıldığını anlatmaya devam edeceğiz” diyor.
Bu arada, 16 Haziran’da hepimizi şaşırtıp İsrail-İran savaşına ilişkin bir mesaj paylaşıyor, ama mesajında “Ülkemizin çevresi adeta bir ateş çemberine dönmüş durumda. Yıllardır Filistin’e zulmeden İsrail şimdi de İran’a saldırıyor. Böyle bir dönemde hiç kimsenin, kendi menfaati için, Türkiye’yi zayıflatmaya, iç barışını bozmaya hakkı yoktur. Hukuka dönüş, artık Türkiye için tercih değil, zorunluluktur” ifadeleriyle yine İmamoğlu ve örgütüne yönelik soruşturmalara atıfta bulunuyor.
Babalar günü oluyor, “Bugün Babalar Günü. Kıymetli babam, emekli öğretmen Talat Özel, vefatıyla içimizde bir ateş bırakan kardeşim Ferdi Zeyrek, demir parmaklıklar ardında evlatlarından ayrı tutulan Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve çocukları için sıkıntılara göğüs geren tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun. Bu ülke, evladına onurlu bir gelecek bırakmak için yılmadan direnen babaların emeğiyle, inancıyla ve kararlılığıyla yeniden ayağa kalkacak” diye mesaj yayınlıyor.
Hakkını yemeyelim, zaman zaman Meclis grup toplantısındaki konuşmasında, hayat pahalılığından, emeklilerin durumundan falan bahsediyor. Ama sonra konu hemen “İmamoğlu’na özgürlük” çağrılarına geliyor.
Bu arada, Haziran ayı boyunca ülkemizin pek çok yerinde çoğu kundaklama olduğu söylenen, 1500’ü aşkın orman yangını çıkıyor. Binlerce dönüm orman alanı kül oluyor. Fakat yangınların çıktığı illerimizin büyük bölümünün belediye yönetimi CHP’de olmasına rağmen, Özel belediyelerin çalışmalara destek verdiği, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ilettiği ve yangınların kısa sürede kontrol altına alınmasını temenni ettiği kısa bir mesajla geçiştiriyor.
O ve parti yönetimi, asıl enerjisini Ekrem İmamoğlu’na ayırıyor. 1 Temmuz’da, İmamoğlu’nun tutuklanmasının 100’üncü gününde, kendi deyimleriyle, “Demokrasi ve adaletin 100’üncü kara gününde İstanbul’dayız” çağrısı yaparak Saraçhane’de 30’uncu mitingi yapıyorlar.
Mitingde Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a, hükümete, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e hakaretler ediliyor. Mitinge katılanlar, polise ve çevreye saldırıyor. Yakıp yıkıyor.
Binlerce partiliyi sağa sola saldırtacaklarına, yangınların yaşandığı bölgelerde seferber etseler, bir ana muhalefet partisi olarak hükümet ile omuz omuza ormanlarımızı kurtarmaya odaklansalar olmaz mıydı?
Öyle davransalar takdir görmezler miydi? Ama hayır. Onlar için ormanları kurtarmak, İmamoğlu’nu kurtarmaktan daha az önemli.
İşte bu yüzden Başkan Erdoğan bu ülkenin en büyük talihsizliğinin ana muhalefet partisi olduğunu söylüyor. Haksız mı?