• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Muhammet Kutlu
Muhammet Kutlu
TÜM YAZILARI

“Rum geldi, Yunan geldi, TSK üç gün sonra çıktı” ne demek?

09 Şubat 2026
A


Muhammet Kutlu İletişim:

“Rum geldi, Yunan geldi, TSK üç gün sonra çıktı” ne demek?

MUHAMMET KUTLU

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, depremin yıldönümünde bölgede yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) depremin üçüncü gününde arama kurtarma faaliyetlerine katıldığını belirterek, “Ertesi gün Kıbrıs Rum Kesimi’nden kurtarma heyeti geldi, Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi, 48 saat sonra Danimarka’dan kurtarma heyeti geldi, Türk Silahlı Kuvvetleri üç gün sonra çıktı, ancak 360 kişiyi kurtarabildi” ifadeleriyle Türk Ordusu’na iftira attı. 

Aslında CHP’nin TSK ile arası genellikle iyi olmuştur. Özellikle geçmiş dönemlerde darbe yaptıkları zamanlarda, muhtıralarla ülkemizin istikrarsızlığa sürüklendiği dönemlerde CHP zihniyetliler, silahlı kuvvetleri yere göğe sığdıramazlardı. 


Ama AK Parti hükümetlerinden kurtulmaları için bir türlü darbe yapmadıklarından mıdır nedir, son yıllarda CHP’liler TSK’ya giderek artan bir alerji duymaya, sürekli ordumuzu eleştirmeye, kötülemeye başladılar. 

Ama CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu son söyledikleri, hele hele “Kıbrıs Rum Kesimi’nden kurtarma heyeti geldi, Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi, Türk Silahlı Kuvvetleri üç gün sonra çıktı” diyerek Rum’un, Yunan’ın Türk Ordusu’ndan daha iyi ve çabuk olduğu gibi bir imada bulunması yenilir yutulur değil.


Özel o talihsiz konuşmasında, hükümetin “Orduyu sokağa çıkarmak kolay kışlaya geri sokmak zor” endişesiyle askerin arama kurtarma çalışmalarına üç gün geç sokulduğunu iddia ederek, aynen şunları söyledi;  “Bu depremde 53 bin 539 kişi kaybettik. 1999 depreminde de 15 bin kişi kaybettik. 99 depremiyle bu deprem arasındaki fark, ordu 1999 depreminde günün ilk ışıklarıyla birlikte çıktı ve arama kurtarma faaliyetlerine katıldı. Bu depremde ise ordu, ‘orduyu sokağa çıkarmak kolay, kışlaya geri sokmak zor’ vehmiyle üç gün boyunca tam teçhizat emir bekledi. 1999 depreminde ordunun kurtardığı hayat sayısı 10 bin 600. Bu depremde ordumuzun kurtardığı hayat sayısı 360. Üç günün farkı bu. Depremde en büyük kayıplar ilk 24 saatte oluyor. Ordu hemen çıktığında 10 bin 600 kişi kurtarırken, üç gün geç çıkardığınızda 360 kişi kurtarıyor. Herkesin kulağına küpe olsun. O gün orduyu dışarı çıkarmaya tereddüt edenlerin de yaptıkları o hatanın nasıl bir maliyeti olduğunu tüm siyasetçiler ve milletimiz hatırlasın. Bir daha bir felaket olduğunda kimse siyasi hesap yapmadan, korkuya kapılmadan orduyu da polisi de jandarmayı da sahil güvenliği de mutlaka çağıracak. Yav ertesi gün Kıbrıs Rum Kesimi’nden kurtarma heyeti geldi, Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi, 48 saat sonra Danimarka’dan kurtarma heyeti geldi, Türk Silahlı Kuvvetleri üç gün sonra çıktı, ancak 360 kişiyi kurtarabildi. Bunu hiç birimiz unutmayalım ve asla unutturmayalım…”



Askerin yardıma geç geldiği başta olmak üzere ipe sapa gelmez türlü iddia, yine CHP ve diğer bazı muhalif çevrelerle, malum dışarıdaki Türkiye düşmanlarının elbirliğiyle depremin hemen sonrasında tedavüle sokulmuştu.  

Ancak bu iddialar, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nce yapılan ayrıntılı açıklamalarla en üst düzeyden, tek tek yalanlanmıştı. 


Dönemin Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar başkanlığında TSK Komuta Kademesi, deprem bölgesindeki birliklerin komutanlarının katılımı ile 20 Şubat 2023 tarihinde, yani depremden iki hafta sonra gerçekleştirilen video telekonferans toplantısında TSK’nın ilk andan itibaren her türlü imkânla arama kurtarma ve tahliye çalışmalarına başladığı aktarılmıştı. O toplantıda verilen bilgileri hatırlayalım:  


Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin depremin hemen ardından harekete geçtiğini vurgulayan Bakan Akar, “Türk Silahlı Kuvvetleri olarak ilk andan itibaren bu acıyı hafifletmek ve vatandaşımıza yardım etmek için her türlü çabayı gösteriyoruz. Mehmetçik terörle mücadele ve hudut güvenliğinde olduğu gibi ilk andan itibaren depremle mücadelede de yapılması gereken ne varsa yaptı ve yapmaya devam ediyor” diye konuştu.


Deprem bölgesine personel ve malzeme gönderilmesine yönelik büyük bir fedakârlıkla hava yardım koridorunun kurulduğunu aktaran Bakan Akar, malzeme götüren hava araçlarının dönüşlerinde yaralı, depremzede ve diğer vatandaşları bölgeden tahliye ettiklerini söyledi.


Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm nakliye uçakları ile genel maksat helikopterlerinin hava yardım koridorunda görev aldığını dile getiren Bakan Akar, “Hava yardım koridorunda şu ana kadar 65 uçak, 70 helikopter, İHA/SİHA'larla birlikte toplam 4 bin 662 sorti gerçekleştirildi” dedi.

“Depremin ardından Mehmetçiğin kışlalardan geç çıkarıldığına” ilişkin söylemlere tepki gösteren Bakan Akar, “Bu tartışmalar gerçekleri yansıtmıyor. Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları askeriyle, siviliyle, işçisiyle, teknik personeli ile ilk andan itibaren seferber olmuş, milletinin yanına koşmuştur. Gece-gündüz demeden bu büyük deprem felaketinin açtığı yaraları sarmak için tüm gücüyle ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli bir şekilde gayretlerini aralıksız sürdürmektedir. Resmî kayıtlar ve bunlar arasında ordumuzun tarihçesi olan ceridelerdeki gerçekler var. Gerçekleri yansıtmayan bu yanlı iddialar iyi niyetle izah edilemez” ifadelerini kullandı.


Mehmetçiğin deprem bölgesinde nöbet, devriye, arama kurtarmanın yanı sıra yaşam destek faaliyetlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bakan Akar, askerî helikopter ve uçaklarla taşınan depremzedelerden bazılarının TSK'ya ait sosyal tesislerde misafir edildiğini belirtti. TSK’ya ait depolardan deprem bölgelerine akaryakıt desteğinin de sağlandığını söyleyen Bakan Akar, deprem bölgelerinden 18 binden fazla vatandaşın tahliye edildiğini belirterek şunları kaydetti: “Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri bu zor günlerde diğer bakanlık ve kurumlarla birlikte asil milletimizin emrinde, ilk günden itibaren görevinin başındadır”

Ancak, Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı ve parti yönetimi için tüm bu resmi bilgilendirme ve açıklamaların hiçbir geçerliliği yokmuş ki, depremin 3’üncü yıldönümünde yine aynı asılsız iddiaları tekrarlayabiliyorlar. 


Hükümeti yıpratmak için Türk Ordusu’na asılsız iftiralarla saldırmak nasıl bir muhalefet anlayışıdır? 


Bir muhalefet partisi kendi ülkesinin ordusuna nasıl bu kadar pervasızca saldırabilir?

Bu nasıl akıl tutulmasıdır, anlamak mümkün değil… 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Oğuz Hastürk

Bu Özgür ÖZEL Selanikli sabetayist,kendini jöntürklerdenim diye tanıtan ağzında yalan ve iftiranın yuva yaptığı İslâm ve müslümanların amansız düşmanı olan birisidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23