Netanyahu’nun suyu ısındı…
Cumhuriyetçi Başkan Adayı Donald Trump, 5 Kasım’da yapılan seçimleri “süper çoğunluk” ile kazandı: Beyaz Saray da, Senato da, Kongre de Cumhuriyetçi Parti’nin oldu. Trump, 50 eyaletten 31’ini kazanarak 312 delegeyi hanesine yazdırdı. Biden’e şaibeli bir şekilde kaybettiği önceki seçimlerin ardından elde ettiği bu net zafer, Trump’ın güçlü bir iktidar kuracağının göstergesi oldu.
Ancak Donald Trump’ın net zaferi, siyonist soykırımcı Binyamin Netanyahu’nun suyunun ısındığının da habercisi oldu. Trump’ın, seçim gecesi Florida’da yaptığı zafer konuşmasında “Amerikalı Yahudilere” teşekkür etmemesi belki de bunun ilk sinyaliydi.
ABD’deki Yahudi toplumuyla güçlü bağlara sahip olan Trump’ın, Amerikalı Asyalılar, Hispanik Amerikalılar, Amerikalı Araplar ve Amerikalı Müslümanlar gibi farklı etnik ve dini gruplara vurgu yaptığı konuşmasında, “Bu seçim kampanyası öyle tarihi bir olay ki biz en büyük, en geniş ve en bütünleşmiş koalisyonu kurduk. Amerikan tarihinde bunun gibi bir şey görmediler. Gençler ve yaşlılar, erkekler ve kadınlar, kentliler ve kırsal bölgede yaşayanlar. Bizim için oy kullanan insanları analiz ediyorlar. Hepsi farklı bir yerden (bu birliğe) katıldı. Afro-Amerikalılar, Hispanik Amerikalılar, Asyalı Amerikalılar, Arap Amerikalılar, Müslüman Amerikalılar. Herkes buradaydı ve bu güzeldi. Farklı toplumsal katmanlardan vatandaşları sağduyunun ortak temeli etrafında birleştirdik” derken Yahudileri es geçmesi, İsrail’de büyük hayal kırıklığı yarattı.
En büyük hayal kırıklığı yaşayanların başında ise kurduğu Siyonist aşırı sağcı kabineyle Ortadoğu’yu kana boğan Başbakan Binyamin Netanyahu geliyordu.
Geçenlerde İsrail’in Haaretz gazetesi, Donald Trump’ın Netanyahu ile çalışmak istemediğini öne sürerek, Trump’ın Netanyahu’yu “yüksek bakım maliyetli” olarak gördüğünü yazdı. ABD’de sürekli ilgi ve destek talep eden kişiler için kullanılan bu terim Netanyahu’ya cuk oturuyor…
Öte yandan Trump’ın ekonomi alanında bazı kısıtlamalara gitmesi bekleniyor. ABD’nin İsrail’e yönelik askeri yardımlarının bu bağlamda nasıl şekilleneceği ise merak ediliyor. Geçtiğimiz haftalarda, ABD hükümeti, Gazze’de insani yardım erişiminin genişletilmesi yönünde bir talepte bulunmuş, aksi takdirde İsrail’e yapılan askeri yardımların bir kısmının kesilebileceğini belirtmişti. Bu uyarıdan sonra Gazze’nin kuzeyine ilk defa insani yardımlar ulaştırılabilmişti.
ABD Brown Üniversitesi’nin hazırladığı bir rapora göre, ABD 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e 17,9 milyar dolarlık askeri yardım sağladı. Bu yardımın önemli bir kısmı top mermileri ve sığınak delici güdümlü füzelerden oluşurken, İsrail’in hava savunma sistemlerine yapılan 4 milyar dolarlık destek de bu paketin içinde yer alıyor. Ancak raporda, ABD’nin İsrail’e sağladığı bu yardımların detaylarının kamuoyuna tam olarak açıklanmadığı belirtiliyor. 1959’dan bu yana toplamda 251 milyar dolarlık askeri yardım sağlayan ABD, 1999’dan itibaren bu yardımları yıllık bir düzen içinde sürdürmeye devam ediyor. 7 Ekim 2023’ten sonra yapıldığı açıklanan 26,9 milyar dolarlık askeri yardım miktarı ise aslında olanın çok altında bir rakamı ifade ediyor.
ABD’nin son bir yılda askeri araç gereç, silah mühimmat, füzeler ve füze sistemleri, uçaklar ve nakdi destek olarak terör devleti İsrail’e en az 100 milyar dolar yardım yaptığı tahmin ediliyor. Trump, işte bu yüzden Netanyahu’yu “yüksek bakım maliyetli” olarak görüyor.
Bunun yanında Donald Trump, önceki seçimi şaibeli bir şekilde Joe Biden’e kaybetmesinin ardından hakkında açılan sonu gelmez davalarda, sosyal medyada uğradığı saldırılarda ve kendisine yapılan haksızlıklarda Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ederek büyük destek verdiği Binyamin Netanyahu’nun kendisini yalnız bıraktığını düşünüyor. Zira ABD’deki Yahudi sermayesi ve Yahudi cemaati üzerinde Netanyahu’nun etkisini en iyi bilenlerden biri o…
İşte bunca mücadeleyle yeniden ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın son bir yılda İsrail’e yapılan yardımlara ilişkin raporları istediği, bunları gerekçe göstererek İsrail’e desteği minimuma indirmeyi planladığı konuşuluyor.
Beleş bombalarla soykırım yapan insanlık düşmanı Netanyahu’nun, ABD desteğinin kesilmesiyle birlikte tepe taklak gideceğini tahmin etmek güç değil. Hatta bu süreçte canını kurtarıp kurtaramayacağı da meçhul…
Ne demişler; dinsizin hakkından imansız gelir.