İyi mi oldu şimdi?
İyi mi oldu şimdi?
MUHAMMET KUTLU
Bakın bir kişinin iktidar hırsı, önce çevresini, ardından partisini, en sonunda da Türk siyasetini nasıl sıkıntılı durumlara düşürüyor.
CHP’den ikinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, önce kendisini oraya aday yapıp seçtiren genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu şaibeli kurultay oyunlarıyla alaşağı ederek, önceden anlaştığı Özgür Özel’i genel başkan seçtirdi.
Ardından CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı olma arzusuyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetini hedef almaya başladı.
Yaşadığı güç zehirlenmesiyle, diploma soruşturması ve kamu görevlilerine hakaret gibi davalarla muhatap kaldığında daha da agresifleşti. Savcılara, hakimlere parmak salladı, ona buna hakaretler etti vesaire…
Hakkındaki “yolsuzluk, usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, irtikap, suç örgütü kurma ve yönetme, kişisel verileri yasadışı yollardan elde etme” soruşturması dolayısıyla gözaltına alınıp tutuklandı ve görevden el çektirildi.
Derhal başka bir hamle yaparak cezaevindeyken kendisini CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ilan ettirdi.
Partisi ve fonladığı medya organları hâlâ kendisinden “Cumhurbaşkanı Adayı” olarak bahsediyor. Buna da paranın gücü diyelim.
Hakkındaki davalar sonuçlandığında, parayı ve gücü nasıl elde edip dağıttığını, medyadan kimleri fonladığını detaylarıyla göreceğiz.
Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’yi, gözü kara ve cüretkâr iki kafadar; Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisi ele geçirince, onların belediye başkanları da kendilerine has bir tür ekol oluşturdu.
Bir yandan şaibeli İstanbul kurultayı ve 38’inci kurultaya ilişkin davalar devam ederken, 8 Eylül’e ertelenen şaibeli kurultay davasından “mutlak butlan” kararı çıkması riski de bu ekibi kara kara düşündürüyor.
Öyle bir durumda yine kızılca kıyamet kopacak. Parti karışacak, sokakları da karıştıracaklar. Ülkemizi diğer ülkelere şikâyet edecekler. Bunların yaptıklarından ülkemiz de çok kötü etkilenecek.
Bir yandan da para ve gücü bölüşememekten kaynaklı ihbarlar ve itiraflar partiyi yıpratmaya devam ediyor.
Önce İzmir, ardından Manavgat, sonra Adana Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Adıyaman Belediyesi yolsuzluk soruşturmalarıyla sarsıldı. İddialar vahim. Bu nedenle Adana ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanları tutuklanarak görevden el çektirildi. Adıyaman Belediye Başkanı görevden el çektirilirken ev hapsi kararı verildi.
Bir taraftan Ekrem İmamoğlu’nun bitmek bilmeyen müdahaleleri, diğer taraftan devam eden soruşturmalar ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlanla” geri dönmesine ilişkin beklentilerin yıprattığı Özgür Özel, artık konuştuklarını da tartamaz hale gelmiş durumda.
Belediye başkanlarının gözaltına alındığı gün topladığı CHP MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a akıl almaz tehditler savuran Özel, “Meydandan korkma korkmama meselesi… Kork kardeşim. Bak o meydanlarda şu anda prova yapıyoruz. 81 ilde sen fragman izliyorsun, fragman. Korku filmini izleteceğim sana. Sen kötüleş, senden beter kötüleşmeyen ne olsun. 2 milyon kişiyle fragman izliyorsunuz. Ondan sonra Mısır'daki meydanı izlediğiniz gibi televizyondan izlersiniz Türkiye'deki demokrasi meydanlarını. Ben şimdi halkı, demokrasi eylemlerine davet ediyorum. Sokağa davet edeceğim günü ben bilirim. O gün sen ne hale düşeceğini kendin düşün. Bana bu milleti sokağa davet ettirme” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, bildiğiniz “Sonun Mursi gibi olur” tehdidinde bulundu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a tehditler savurarak, arkasında İsrail’in olduğu Mısır tipi bir darbeyle sonunun Muhammed Mursi gibi olacağını ima eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında re'sen soruşturma başlattı doğal olarak.
Sonra da dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezleke TBMM’ye ulaştı. Karma Komisyon’a havale edildi. Sıkıntı büyük anlayacağınız…
Buralara nereden geldik? Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dışarıdan aldığı yeşil ışıkla bu ülkenin başına geçme hırsına kapılmasıyla başlayan bir dizi maceradan…
Yanına aldığı Özgür Özel’de de huzur bırakmadı. Onu da taktı peşine sürüklüyor. En son Silivri’de koğuş arkadaşı olacaklar, bu sefer birbirlerini yiyecekler.
Peki değer miydi zücaciye dükkânına giren fil misali, Türkiye siyasetine girip her şeyi kırıp dökmeye? Yazık değil mi onca partilinin emeklerine, Türk siyasetine, ülkemizin istikrarına? İyi mi oldu şimdi?