Demek ki binlerce TIR silah ve toplama terör ordusuyla devlet kurulamıyormuş…
Demek ki binlerce TIR silah ve toplama terör ordusuyla devlet kurulamıyormuş…
MUHAMMET KUTLU
Türkiye’nin ardında dağ gibi durup ülkesini özgürleştirmesini sağladığı ve Suriye’nin başına geçmesinde büyük emek sahibi olduğu Ahmet Şara’nın bütün ürkekliğine, kararsızlığına rağmen, Suriye’nin yüzde 30’unu kontrol eden PKK/YPG/SDG’li teröristler, sonunda işgal altında tuttukları bölgelerden temizleniyor.
Halep’in iki mahallesinin kısa sürede teröristlerden temizlenmesinin ardından ordu Fırat kıyılarına doğru ilerlerken, Deyrizor'da YPG/SDG'ye karşı ayaklanan aşiretler, bölgenin işgal altında tutulan kısmını kurtardı.
İki gün gibi kısa bir süre içinde Rakka ve Haseke sınırlarına kadar uzanan bölgeler kontrol altına alınırken, Muheymide, Suveydan el-Cezire, Murat, Gıranic, Et-Tayyane, El-Cerzi, Hatla, El-Huseyniyye, Halebiyye Meydanı, El-Bağur, Elbu Bedran, El-Bahra, Es-Suse, Ebu Hardub, Eş-Şenan, Denec, Zeyban, Havaic, Şehil, Busayra, Subha, Dehla, Cedid Bekkara, Huşam, Mazlum, El-Hisan, Cefra sahası, Huvayic Bumasa ve Sava gibi önemli yerleşim yerleri geri alındı.
Ben yazımı yazarken, Rakka'ya 5 kilometre mesafedeki Tabka ilçesi, Suriye ordusunun kontrolüne geçerken, terör örgütü YPG/SDG, bölgeden kaçarken, hapishanedeki esirleri infaz edip, 2 köprüyü havaya uçuruyordu.
Dün akşam saatlerinde, toplama terörist güçlerinin Fırat’ın doğusunda işgal altında tuttuğu bölgelerin üçte ikisi kurtarılmıştı. Eğer Suriye Cumhurbaşkanı Şara yine emperyalistlerden ürküp tam gaz ilerleyen Suriye ordusunu ve aşiret güçlerini durdurmamışsa, belki de siz bu yazıyı okurken bölgenin yüzde 90’ı terörden arındırılmış olacak…
Demek ki neymiş; Öyle gariban Amerikan halkının paralarıyla alınıp sevk edilen 100 bini aşkın TIR dolusu ağır silah-mühimmat, yine Amerikalıların onlarca milyar dolarının konteynerlerle getirilerek PKK/YPG/PYD/YPJ/SDG’li teröristlere boca edilmesiyle oluşturulmuş 100 bin civarında maaşlı teröristle düzenli ordu kurulmuyormuş…
Hele hele Türkiye gibi büyük bir devletin güneyinde sırf siyonist baronlar istiyor diye önce DEAŞ terör örgütüyle kontrol altına aldıkları, ardından konjonktürün değişmesiyle PKK/YPG’li teröristlere bekçiliğini yaptırdıkları, belki Kuveyt petrolleri kadar zengin petrol yataklarının üstüne, toplama terör ordusuyla kukla bir devlet kurulamıyormuş.
Yine demek ki; Anglosakson-Siyonist çetenin masa başında, harita üzerinde çiziktirdikleri sınırlarla eskisi gibi uydu devletler kurulamıyormuş.
Tam gelinen bu aşamada Türkiyemizin gücüne ilişkin bir şeyler yazmayı düşünürken, PYD elebaşının sözleri önüme düştü. Azılı Türkiye düşmanı bir teröristin, işler sarpa sarmaya başladığında kıvırma girişimi olsa da, adeta aklımdan geçenleri ifade ediyordu.
Bölgenin terörden temizlenmesinin Türkiye’nin desteği ile olduğunu ifade eden PYD sözde Eş Başkanı Xerib Hiso, bugün de Suriye’yi Türkiye’nin yönettiğini söyledi.
PYD Eş Başkanı Hiso, katıldığı canlı yayında asıl korkularının Türkiye olduğunu şu sözlerle itiraf etti; “Türkiye devleti kendini bir derin devlet olarak Suriye içerisinde görüyor. İsterlerse yapabilirler de, bozabilirler de. Türk devletinin rolü burada büyüktür. Türkiye aslında burada barış ve çözüm, diyalog yolu olmalı. Bizimle de konuşuyor, Colani ile de konuşuyor, İmralı ile de konuşuyor. Türkiye üç yönlü bu coğrafya üzerinde çalışıyor.”
Tabii, bölgede uzun yıllar terör örgütü elebaşı olarak, kurnazlık ve kaypaklıkla hayatta kalmanın kitabını yazan Hiso’nun sözleri, Türkiye’ye temenna etmenin yanında, emperyalist güçlere ülkemizi ihbar çakallığını da içeriyor.
Yine de Allah bir terörist elebaşına büyük Türkiye’nin bölgedeki konumunu ve gücünü söyletmiş diyebiliriz.
Umarım, terörist elebaşının bu sözlerini Suriye’nin başındaki Ahmet Şara da görür ve gereken mesajları alır.
Zira Türkiye’nin her türlü desteği verip “yürü aslanım” diyerek harekete geçirdiği, Beşar Esat gibi bir katili kaçırtıp Suriye’nin başına geçirdiği Ahmet Şara, gelir gelmez Suriye’ye giren Türk ürünlerine fahiş gümrük tarifesi ilan etmişti.
Bununla da yetinmeyen Şara, ülkedeki Türkmen kardeşlerimize sürekli mesafeli durdu, dirsek çevirdi. Kurduğu kabinede ülke nüfusunun dörtte birini oluşturan Türkmenlere tek bir bakanlık dahi vermedi.
Önceki gün de yayınladığı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde ülke nüfusunun yüzde 6’sını ancak oluşturan Kürtlere büyük ayrıcalıklar bahşetti.
Bölgeden gelen haberler, Türkmenlerin Şara’nın bu tavırlarından büyük rahatsızlık duyduğunu gösteriyor. Savunma Bakan Yardımcısı, Türkmen Komutan Fehim İsa’nın sert bir tepkiyle görevinden istifa etmesinin bu rahatsızlığın dışavurumu olduğu belirtiliyor.
Türkmenlere yönelik bu tutum devam ederse, Türkmen Dağı’ndan Fırat’a kadar büyük bir bölgede nüfusun çoğunluğunu oluşturan 5 milyonu aşkın Türkmen’in sabrı taşabilir.
MHP Genel Başkanı, Türkmen Beyi Dr. Devlet Bahçeli’nin Türkmenler için sıkça söylediği o söz gerçekleşir ve “Türkmenlerin ayranı kabarabilir.”