--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şer ittifak ve içimizdeki AKP’liler! (Mescid-i Dırar ehli)

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Seçim geçti…

CHP’liler YSK önünde beklerken…

Muharrem İnce YSK’ya çok yakın bir yerde fosur fosur uyudu…

Meral Akşener ortalıktan toz oldu.

Artık millet hayatından endişe etmeye başlamıştı ki…

“15 Temmuz’dan sonra her şey değişeceeeek. Ben başbakan olacağım” diye histerik histerik gülen Meral Akşener, kameraların karşısına müsamereye çıkan küçük mahcup bir kız gibi çıktı ve kâğıtta yazanları kekeleye kekeleye okudu.

O erkeksi sesiyle “Heüüüvvvvvv, heüüüvvvv”lemeleri, ağlak “eüv, eüv, eüv”lemelere dönüştü. Kol kola girmeseler, çoktan ağzından baloncuklar çıka çıka barajda boğulmuştu!

Bu da Dede Meral’e ders oldu! Kapalı kapılar ardında, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan aldığı vaatler, boş beleş çıktı. Zira CHP, bu seçimde tamamıyla HDP hamallığı yaptı! Küresel aklın emri, PKK’nın kavliyle HDP’yi meclise sokmak için çalıştı! CHP’ye oy verecek her evden bir oyu HDP’ye devşirmek az mı?

Zaten Temel Karamollaoğlu da bu kafalarla kol kola girdiği için Allah’tan, milletten buldu ya…

Al sana “İngiliz tipi sekülerizm” diye gözüne girmeye çalıştığın ulusalcı mahalle bu işte Temel Efendi! Saadet Partisi oyların, sadece HDP’ye ve İP’e yaradı. Kullanıldın yani Temel Efendi, kullanıldın ve kenara atıldın. Elde var hamallığın… 

Ha şimdi bir de bunlara toz kondurmayan AKP’liler var!

Daha önce de yazdım. Allah yolunun bize ihtiyacı yok! Davanın bize ihtiyacı yok! Biz, güzergahtaki bu sınanma süreçleriyle değerlendiriliyoruz sadece…  Ne kadar doğruyuz? Ne kadar Allah için hareket ediyoruz? Ne kadar Müslümanız? Liderimize, dava arkadaşlarımıza ne kadar sahip çıkıyoruz? Dava uğruna ne kadar elimizi taşın altına koyuyoruz? 

Bin kere de yazsanız içimizdeki bu AKP’liler laftan anlamaz! Kimdir bu AKP’liler? Sınanma süreçlerinde ortalıktan toz olurlar… Mesela 7 Şubat MİT krizinde deve kuşları gibi başlarını kuma gömdüler.

17-25 Aralık öncesi biz FETÖ ile kıran kırana mücadele ederken, kaçacak delik aradılar.

Gezi Kalkışması’nda Reis’i bir başına bırakıp ellerini ovuşturarak “Erdoğan bu sefer gidici” diye fısıldadılar… Polisin yakaladığı Gezi Vandallarını serbest bıraktılar.

Ankara Hamamönü Susam Sokağı’nda, Kurtlar Vadisi’nden mülhem alt geçitli bürolarında Erdoğan Kaddafi gibi linç edilsin diye beklediler.

Dolar operasyonları, Erdoğan’ın sonu olsun diye izlediler. Kobani Kalkışması’nda PKK’nın Kandil kadrosundan açık destek sözü aldılar.

15 Temmuz darbesini önceden biliyorlardı. Millet Başkan Erdoğan’a sahip çıkmak için sokaklara inerken, bu FETÖ el öpücüleri kaçtılar, apartman bodrumuna saklandılar… 15 Temmuz darbe girişimini tribünlerden seyrettiler!

Yıllardır içeride suçsuz halde yatan Sivas davası, 28 Şubat darbesi mağdurları için kıllarını kıpırdatmazken, “Önder Apo’nun heykelini dikecez heykelini! PKK terör örgütü değildir” diyen 53 kişinin katili Selahattin Demirtaş dışarı çıksın diye kırk takla attılar! AK Parti’nin türbülansa girdiği süreçlerde alayına karşı Reis’in yanında duran sadakat sahibi kimseleri “AK Parti’ye zarar veriyorlar” diye gözden düşürmeye çalıştılar!

Bunları sözcüklerimizle kurşunladığımız vakit de “e bunlar Müslüman” diye çamura yattılar!

Yahu Mescid-i Dırar ehli değil mi bunlar?

Bıçak sırtı süreçlerdeki İngilizanahtarı tutumlarına bakın? 28 Şubat mağdurları için taş kesilip, Selahattin Demirtaş’a özgürlük diye kırk takla atmalarına bakın! Bize çirkef hakaretlerle saldırıp, FETÖ sermayesi Melek İpek’in elini öpüşlerine bakın! Allah dediği için içeri atılanlar için ağızlarını açmayıp, Gezi Vandallarını nasıl dışarı saldıklarına bakın!

Hepsini yazdım… Her birini bir bir Allah’a şikâyet ediyorum! Bangladeş’te hükümet tarafından kurulan savaş suçları mahkemesinde yargılanarak idam edilen Cemaat-i İslami partisinin lideri Motiur Rahman Nizami gibi…

“BEN GİDİYORUM…

Doğduğumda nikâhlandığım ve son nefes diye zaman tayin ettiğim buluşmaya gidiyorum.

Korkmuyorum. Ardımda pişmanlıklarım var ama üzgün değilim. Kırgınım. Sözünü unutanlara, kardeşinin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara, Allah için gözyaşlarını sakınanlara, resimlerimizi “layk” için kullanıp gördüklerini yaşanmamış kabul edenlere, zalimin yanında durup mazluma timsah gözyaşları dökenlere, kıyama kalkmayı kolay zannedip elindekini muhafaza etmek için bahane satanlara, alanlara kırgınım. Bu kırgınlıkla kavuşacağım Rabbime. Söyleyeceğim bunları.

Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Sökülüyor tırnaklarımız. Etiniz acımıyor mu? diyemezler…

Daha ilkokulda öğretmene şikâyet edilmekten korkanlar! Sizi Allah’a şikâyet etmeye gidiyoruz. Her yaptığınızı, her yapmadığınızı, her söylediğinizi, her sustuğunuzu, her gördüğünüzü, her gözünüzü kapadığınızı, her oturuşunuzu, her kalkmayışınızı bir bir not aldım. Her şeyi anlatacağım.

Ben gidiyorum…

Ardımda bir fikir kalsın istiyorum. Zorla karşılaşınca ölüm korkusundan istikametini şaşıranlarla biz ölümden aynı şeyi anlamıyoruz. Bu bir imtihandı. Kolay olacağını söylemedi kimse. Sancısız olacağını, bedelsiz olacağını. Bu yola baş koymak, sonunda gerekirse bu uğurda o baştan vazgeçmek demekti. Bizim için karar aldıklarını zanneden ahmaklar var. Bu karar ancak göklerde alınmış olabilir. Siz kimsiniz ki?

Kulunu razı etmek için Yaratıcıyı üzecek değiliz!

Ben gidiyorum…

Çeki düzen verin kendinize. Sıranın size de geleceğini unutmayın. Şehadetin şehid gibi yaşayanlara nasip olacağını, Allah’tan başkasına kul olunmayacağını hatırlayın her daim.

Ben gidiyorum…

İbret alın bu yolculuktan. Bir araya geldiklerinde sadece aynı anda ayaklarını yere vursalar dünyayı sallayacak kalabalıktaki sizler, kardeşlerim. Sizin gözünüzün önünde yürüyeceğim ipe. Korku görmeyeceksiniz. Endişe sezmeyeceksiniz. Öfkemi de beraberimde götüreceğim.” 

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle