Sen bittin Muharrem İnce!
Hani Başkan Erdoğan’a “diktatör” diyordunuz?
Alın işte seçmene omuz vurup geçen…
Çocukları yanından kovan…
HDP-PKK’ya yalakalık etmek için, PYD’yi coğrafyadan silen Temel Paşa’ya “apoletlerini sökecem senin, apoletlerini” diyen…
Devletin polisine ağız dolusu küfürlerle hakaret edip tehdit eden “Tatanka” Muharrem İnce…
Artık kaç promil kafayla attıysa, meslektaşımız Fuat Uğur’a hakaretlerle dolu bir twit atmış! Demiş ki: “Fuat Uğur denen gazeteci bozuntusu seçim gecesi ile ilgili yazdıklarını ispatlamazsan alçaksın, namussuzsun, şerefsizsin! Senin gibi alçaklar köşelerinden böyle yalanlarla havladıkça mücadele azmim artacaktır.”
Ne demişler?
Katranı kaynatsan olmaz ki şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker!
Muharrem İnce’nin zoruna giden şey aslında Fuat Uğur’un, “Muharrem İnce gerçekten kaçırıldı” başlıklı yazısında İnce’yi fena halde sobelemiş olması!
“Muharrem İnce, seçim gecesi Swiss Otel’in 8. katından sonuçları izlemiş, aldığı sert içkilerin tesiriyle erkenden açıklama yapmaya kalkışmış ama ekibi onu engelleyerek eve götürmüştü.
Yani kaçırıldıysa bile Muharrem İnce’yi arkadaşları ve ekibi kaçırmıştı.
Tabii ki kafasına çuval geçirip odaya tıkmamışlardı. İkna etmişler ve eve götürmüşlerdi.”
Şimdi Muharrem Efendi! Eğer Fuat Uğur’un anlattıkları yanlışsa, çıkarsın yalan dersin…
İnkâr edersin…
Ne diye kontrolden çıkıyorsun?
Ne diye ağzını bozuyorsun ki?
Sonuçta Swiss Otel’in oda servisi diye bir şey var!
Yediğini içtiğini gösterir belgelersin…
O gece Swiss Otel’in 8. katında kafa çekmedim dersin…
Ama yooook… İnkâr edemiyorsun…
Zira aksini ispat edecek durumda değilsin!
Sıkıştığın için de suçunu kavgayla bastırmaya çalışıyorsun!
Çünkü utanç içindesin!
İşte cümle âlem bilsin… Seçim gecesi, CHP’lilere “YSK önünde bekleyin, ben çok yakında olacağım” deyip, Swiss Otel’de kafayı çekmişsin!
Bir de Kılıçdaroğlu’ndan daha iyi falan diyorlardı ya…
Tehey…
Bay Muharrem sen, 15 Temmuz gecesi kaçıp saklanan korkak Kılıçdaroğlu’na pabucunu ters giydirirsin.
-Yahu kossskoca CHP’de adam mı yoktu ki, lider koltuğunu bu “taciz” fezlekesi olan, “Başkasının karısına” göz diken, seçim gecesi seçmenini enayi gibi YSK önüne toplayıp Swiss Otel’de kafa çeken birine teslim ettiniz?
Bu kadar mı yokluk içindeydiniz?
Bu kadar mı çaresizdiniz? -
Fuat Uğur sormaya devam ediyor! “O gece öfke patlamaları yaşayıp sağa sola çemkirdiğin yalan mı? Açıklama yapmak için hareketlendiğin ama sonra vazgeçirildiğin, aslında “Dostluğa binaen değil” kızgınlıkla İsmail Küçükkaya’ya o mesajı attığın, seni ailenin ve ekip arkadaşlarının eve götürdüğü yalan mı?
Niye gecenin geri kalan kısmı kapkaranlık?
Ha sıkıysa çık ve bu böyle değil de Muharrem İnce! Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu olduğunu aklından çıkarma!
Bilirsiniz… Kaleme tedbir koyularak yazılan yazılardan hiç haz etmem! Bu yüzden bu yazıyı keyifle okudum işte!
Fuat Uğur biçmiş geçmiş, helal olsun böyle gazeteciye!
“Söz konusu kişi bu ülkenin ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı. Seçimi kazansa ülkeyi teslim edeceğimiz biri yani.
Tehlikenin farkında mısınız?
Bu Tweet öfke kontrol problemi olan birine işaret ediyor.
Bu Tweet tahammülsüz ve ağzı bozuk bir adamın profilini çiziyor.
Bu Tweet faşizan bir zihniyeti barındırıyor.
Gerçek Muharrem dımdızlak ortaya çıktı.
Açıkçası ben şaşırmadım.
Muharrem İnce seçim öncesinde de sürekli yazdığım ve ortaya çıkan vukuatlarından da anladığımız üzere seciyesine, şeceresine ve seviyesine uygun davrandı yine.
Yazdıklarımı ispatlamam gerekirmiş. İspatlamazsam şerefsiz ve namussuzmuşum.
Bakın hele!
Yazdım ve iddiamın arkasındayım.”
“NAMUS VE ŞEREFTEN
BAHSEDEN ADAMA BAKIN”
Öncelikle kullandığın tüm çirkin kelimeleri sana misliyle iade ediyorum çünkü hak ediyorsun. Bana gazeteci bozuntusu diyenin bir politikacı bozuntusu olduğunu artık tüm Türkiye gördü.
Şeref, namusmuş…
Söyle bakalım, sen ne zaman tanıştın bu kavramlarla?
Senden, çocuğu için yardım istemeye gelen CHP’li kadını taciz ederken mi?
Hakkında tacizden fezleke hazırlanan ve FETÖ’cü savcı sayesinde paçayı sıyıran sen mi şeref ve namustan bahsediyorsun?
Çocuklu dul bir kadını taciz etmek hangi alçakların işidir söyler misin bana?
Sen mi benim şeref ve namusuma laf edeceksin. Orada dur. Sınıfta çakarsın.
Yanlışlarım olabilir ama meslek yaşamım boyunca utanacağım hiçbir şey yapmadım.
Ya sen?
40 günde tek ayak üzerinde 40 yalan söyledin.
“O AMERİKALIYI NE VAKİT
AÇIKLAYACAKSIN?
En önemlisi de şu:
FETÖ iblisini geri getirmek için belgelerin eksik olduğu zırvasını sana telefonda söyleyen Amerikalı kim?
Seçim sonrası açıklayacağını bildirmiştin.
İşte seçim sonrası. Aradan iki hafta geçti, ne duruyorsun?
Sende bir gram şeref, haysiyet ve namus varsa söyle, o isim kim?
Aslında bir şey söyleyeyim mi?
Senin için harcanan zamana bile yazık.
İçindeki bir nebze lider olma vasfını da yalanlarınla, küfürlerinle, insanları aşağılamalarınla yok eden, sıradan bir görevliye ağza alınmayacak sözlerle küfredebilen zavallı, IQ fakiri, çocuk düşmanı bir adamsın.
Kenarın fizikçisi, quantumun son deliğisin.”
Hadi bakalım “kenarın fizikçisi”, “quantumun son deliği” cevap ver!
Lakiiiin… Bundan böyle şerefin varsa, alkolmetreye üflemeden tek kelime etme!


