Nasuhi Güngör’ün Çöpleri… Tuncay Özkan, Elinde Kur’an, Marmaray’ı Ecevit mi Yaptı?
Kefen çalanı duydum…
Mezardaki ölünün altın dişini sökeni gördüm…
Ay Vallahi ölüyü mezardan hortlatıp, Marmaray yaptıranını ilk defa Tuncay Özkan örneğinde gördüm…
Tuncay Özkan, yüzünde histerik bir gülümsemeyle Şirin Payzin’e diyor ki:
“Marmaray niye o Boğaz’ın kadim sularının altına indi, kim indirdi?
Bülent Ecevit indirdi!
Bülent Ecevit yaptı Marmaray’ı!
Neden yaptı?
O kentin üzerindeki trafik yoğunluğu daha aşağıya gelsin ve kent bu yoğunluktan kurtulsun diye…”
Acaba seçim stresinden mi oldu?
Baskı altında mı kaldı?
Ne oldu, nasıl bu hale geldi bilmiyorum.
Tek bildiğim bu olay bizi aşar… Bu artık bir psikiyatri vakası…
O değil de işin ilginci Şirin Payzın’ın Tuncay Özkan’ın sözlerine tek kelime düzeltme yapmaması. Tuncay Özkan sosyal medyada “tiye alınırken”, öyle alık alık bakması…

Dahası… İslam’a karşı bir tutum sergileyen Payzin’in Tuncay Özkan, “La ilahe illallah, Muhammed’ün Resulullah. Hepimizin inancı kendisine. Hepimiz inancımızla varız.” “Biz elimizde Kur’an, kalbimizde iman ile geliyoruz” diyerek Müslüman olduğunu betimlerken, Şirin’in “şoklanmış balık” gibi donup kalması…
Hani Reis, Muharrem İnce’ye “iddianı kanıtlamazsan namertsin” diye meydan okudu ya…
Nihayet CHP’de günler süren “sancılı” bir süreden sonra, “dağ fare doğurdu!”
Muharrem İnce, birilerinden aldığı destekle, “belge” diye eline tutuşturulan Nasuhi Güngör’ün üzerinde ot bitmiş, yirmi senelik bir kitabını sundu.
Dersin şeksiz şüphesiz MİT raporu…
Öyle bir şişirmişler ki, mal bulmuş mağribi gibi kitabı sallaya sallaya ifşa edip, ilgili kısmı bağıra bağıra okudu!
Çaresizlik budur işte…
CHP’nin müflis siyaseti budur…
Seçim vakti yaklaştıkça, etekleri tutuştukça, üst akılları sıkıştırdıkça çöp kutularını karıştırır.
Benim sözüm değil Muharrem İnce! Yine şımarık ergenler gibi koşa koşa adliyeye gidip beni dava etme!
Necip Fazıl’ın benzer durumla karşılaştığındaki veciz ifadesi bu… Geçmişini başına kakanlara der ki: “Ben geçmişimi bir kâğıt parçası gibi dürüp çöpe attım! Çöpleri de ancak sokak köpekleri karıştırır…”
Neyse bereket Nasuhi Güngör bu manaya gelen açıklamasını yaptı.
E Muharrem İnce’nin şişirdiği iddiası da “pısssssss” diye sönerek patlak oto lastiği gibi asfalta yapıştı tabii…
Nasuhi Güngör diyor ki:
Yahu Muharrem İnce…
Bu kitap teeeee 20 sene önce yazıldı.
AK Parti’nin kuruluş sürecine dair “iddialar” içeriyordu.
Sonra da Muharrem İnce’nin ağzına “vakumlu kapak” niyetine bir açıklama yaptı!
“Kitapta geçen ‘Tayyip Erdoğan-Fethullah Gülen görüşmesi’yle ilgili iddialar, somut herhangi bir bilgiye ve belgeye değil, tamamen o dönemdeki bazı dedikodulara dayanmaktadır. Zaten kitapta da buna dair hiçbir bilgi ya da belgeye atıf yoktur.
Üzülerek ifade edeyim ki, bizzat kendi yazdığım bu iddiaların kamuoyuna bilgi ya da belge gibi sunulacak hiçbir yanı yok. Ne gazeteciliğim ne de bugüne kadar yaptığım herhangi bir görev bu kitaptaki söz konusu iddiaları doğru kılmaz.
Nerede ve hangi konumda olursam olayım, benim yıllar önce yazdığım mesnetsiz bir iddianın FETÖ’yle mücadeleye ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki tavizsiz duruşuna en küçük bir zarar getirmesine asla razı olamam.
Sayın Cumhurbaşkanımızın FETÖ ve benzeri uluslararası şebekelerle mücadelesine gölge düşürmeyi hedefleyen hiçbir sözün ve iddianın, 20 yıl önce de olsa, altında imzam bile bulunsa savunulacak bir yanı olamaz. Saygılarımla…
Düşünüyorum da Muharrem İnce’yi arayan Amerika’daki her kimse, bu “patlak balonu” da eline o verdi.
İddialarının fos çıkması nasıl bir duygu Muharrem?
Senin yerinde olsam o kitabı bana verene ince ince hesap sorarım…
İnsan seçime beş kala böyle rüsva edilmez ki…


