“Kimseye eyvallahımız yok! Borcumuz yok! Dönmeyiz bu yoldan!”
AK Parti’yi kapatmaya çalıştılar...
Liderini, bir şiir okudu diye zindanlara attılar...
Sokakları birbirine kattılar...
7 Şubat MİT krizi ile operasyon yaptılar...
17-25 Aralık’la operasyon yaptılar...
Gezi Kalkışması’yla Soros sponsorluğunda darbe yapmaya kalkıştılar.
Dolar operasyonu yaptılar...
15 Temmuz’da, çoluğuyla çocuğuyla katletmeye kalktılar...
Bu yoldan dönmedi... Gözünü korkutamadılar! Geri adım attıramadılar! Boynuna tasma takmayı başaramadılar! Yolundan döndüremediler...
İhlas ve samimiyetle, “Allah’a can borcumuzdan, milletimize hizmet borcumuzdan başka kimseye eyvallahımız yoktur, olmayacaktır!” diyordu Reis çünkü!
Sanmayın Reis olmanın kolay olduğunu! Yedi düvele direnmek zordu! Lakin, lider olmak, başında değirmen taşları dönse de, direnmeyi gerektiriyordu!
“Yarın milletimizin karşısında boynumuz bükük mahcup durmaktansa, bugün içeride ve dışarıdaki alçakların karşısına dimdik dikilir, kaderimiz neyse ona rıza gösteririz” diyordu Reis!
“Ölümden öte yol olmadığını biliyoruz” diyordu.
Allah’a kul olmak, bunu gerektiriyordu işte! “Kahrın da hoş, lütfun da hoş!” teslimiyetiyle dava yolunda yürüyordu!
“Bugüne kadar Allah’tan her şeyin hayırlısını istedik. Rakibin bile hayırlısı için dua ettik.
Şu saatten sonra da ülke, millet, ümmet için, insanlık için hayırlı olmayan hiçbir şeyin bizim nezdimizde yeri yoktur, olamaz” teslimiyetiyle hareket edecek yürekte yiğit doğurmak, kaç anaya nasip olurdu?
Teslime Hanım, böyle bir evlat doğurmuştu işte!
“Rabbim’in yardımıyla 40 yıllık siyasi hayatımızda inancımıza ve milletimize ihanet noktasına düşmedik” diyebilecek bir evlat yetiştirmek, kaç anaya nasip olurdu?
Çıkar gruplarının, leş kuşları gibi coğrafyamızın üzerine çöktüğü şu süreçte, eğilmeden, ezilmeden, geri adım atmadan, zaaf göstermeden, iç ve dış düşmanların tehditlerine pabuç bırakmadan dik durmak kaç lidere nasip olur?
“Hatalarımız elbette olmuştur ama ihanetimiz asla vaki değildir. Türkiye’nin FETÖ, PKK, DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadelesini, bölgesindeki envaı çeşit güçlerle mücadelesini bu anlayışla yürüttük, yürütüyoruz” demek...
AB’nin muhalefetine rağmen...
İçimizdeki düşmanların, işbirlikçiliğine rağmen...
İçimizdeki Kabil’lerin, düşmanın ekmeğine yağ sürmesine rağmen...
“Bizim kimseye karşı kişisel bir husumetimiz asla yoktur. Ama bu milletin hakkının, hukukunun yenilmesine asla rıza gösteremeyiz. Kendi ülkesine, kendi milletine karşı ihanet içine giren kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan gereğini yerine getirmek milletimize karşı sorumluluğumuzun icabıdır.
İsterse babamın oğlu olsun, kimin yanlışı varsa karşısında yer alırım. Kimseye husumetimiz olmadığı gibi diyet borcumuz da bulunmamaktadır” şuuru ile hassasiyetiyle hareket etmek, kaç lidere nasip olur?
Söylesem öldürürler, söylemesem ölürüm diyorlar ya hani...
Reis’in, “FETÖ ile mücadele noktasında geri adım atar” diyerek eleştirenlerin, yanlış okuyanların gözüne sokulası birkaç cümlesi var!
“Örgütün mensuplarını tanıyanlar çok iyi bilir ki, 15 Temmuz’a rağmen bu yapı içindekilerde samimi bir pişmanlık hissi yoktur.
Kamudan yapılan ihraçlar, gözaltılar, soruşturmalar, tutuklamalar birer mecburiyettir. Türk Milleti’nin bu örgütünün bir başka ihanet teşebbüsüne daha tahammülü yoktur. Bu mücadele güçlü yürütülmezse ülkemiz çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır.
Avukatlar aracılığıyla yürütülen gizli pazarlıklar, itirafçılık oyunlarıyla bu mücadelenin sulandırılmasına izin vermeyeceğiz. FETÖ ile mücadelenin maşeri vicdana halel getirmeyecek yöntemlerle sürdürülmesi şarttır.
Önümüzdeki dönemde çok daha kararlı bir mücadele yürütülmesini temin edeceğiz.”
Bir cayma yok...
“Reis’in FETÖ ile mücadelesi, referanduma kadardı” dedirtecek bir durum yok!
Bilakis, “bıçak gitti, ustura geldi” Reis!
Hodri meydan...
Aynı haleti ruhiye ile, benzer sözlerle, aynı şey konusunda açık çek veren bir yazı yazmıştım geçen... Bu haleti ruhiyeyi bizzat yaşamış biri olarak dinledim konuşmasını...
Konuşmasında, “Eğer bu kardeşiniz Tayyip Erdoğan’ın, ülkesinin ve milletinin hayrına olmayan en ufak bir davranışını, sözünü, icraatını duyarsanız, bugüne kadar yaptığı her şeyi bir kenara bırakın ve gereğini yapın.
Böyle bir yanlışın içine düşen Tayyip Erdoğan’ın tüm hakları size helaldir.
Ben de şimdi milletimden helallik istiyorum” sözlerini dinlerken, bu yüzden çok duygulandım işte!
Dişiyle, tırnağıyla verdiği bu kavgada, bunu söyleyebilecek kaç yürekli insan tanıdınız bu dünyada?
Millet olarak, doğru bir şeyler yapmış olmalıyız... Allah’ın merhametini celp edecek bir şeyler...
Ya ABD yalakası Mahmut Abbas gibi eğik, ezik bir liderimiz olsaydı?
Ya AB’nin pisisi Sisi gibi uzaktan kumandalı, tasmalı bir liderimiz olsaydı?
Ya Vatikan’ın diyalogcu mollası Ruhani gibi Papa’cığının bir tanesi bir liderimiz olsaydı?
Verilmiş sadakamız varmış..
Ne bileyim bir iyilik, hayır hasenat falan...
Allah bize Erdoğan gibi bir lider nasip etti!
Ve dünyaya...
Benden yana vatandaşlık hakkım helal hoş olsun Reis!
Allah, yar ve yardımcın olsun!
Millet olarak seninle gurur duyuyoruz!


