Kimmiş diktatör? TBMM’yi Cumhurbaşkanı mı bombaladı?
Yok, duymadım!
Daha yüksek sesle söyle!
Cumhurbaşkanı mıydı diktatör?
Yav, he, he, he…
Yahu hani “ben askeri darbelere karşıyım” diyordun Hasan Cemal?
Askere karşı olduğun için tuttun Kandil’e çıktın!
Askere karşı olduğun için koşa koşa PKK çukurlarının başına gidip, poz verdin!
E sıkıysa 15 Temmuz’da da sokağa çıksaydın?
Sen tâ Kandil’e çıkacak kadar özgürlükçü ve demokratik bir kafaydın ne oldu? Burnunun dibindeydi darbe işte!
Neden sokağa çıkmadın?
Neden gövdeni tanklara siper yapmadın?
Madem milletin FETÖ darbesini püskürtmesi “iyi oldu” diyorsun, neden uzaktan seyrettin?
Neden kendinle çeliştin?
PKK’lılarla kol kola girip askere racon keserken aslan kesilen sen, neden millet gibi sokağa inip darbeye direnmedin?
Neden futbol maçı izler gibi seyretmekle, kuru kuru güzellemeler yapmakla yetindin?
İşte millet bu yüzden samimi olduğunuza inanmıyor!
Millet, bu yüzden “üst aklınızı” değersiz buluyor!
Millet bu yüzden fikrinize, ideolojinize zerre kadar değer vermiyor!
Zaten yazdıklarınızda, çizdiklerinizde, ideallerinizde zerre kadar samimiyet sahibi olsaydınız, şimdiye kadar viski içip pinekleye pinekleye çürüdüğünüz o koltuklarda “huzurevi moduna” girmez, dünyayı yerinden oynatırdınız!
Ama samimi değilsiniz…
Siz çakma anti militaristler, askere karşı anti-militarist, PKK’nın silahlı eylemlerine karşı ölümüne destekçisiniz!
Milletin askerine karşı Kandil’e çıkacak kadar öfkeli, Fetullah tasmalı askere karşı sinip evde oturacak kadar ikirciklisiniz!
Askere karşı “Barış için vicdani red”çi, el kadar çocukları zorla dağa sürükleyip eline silah veren PKK’nın “çukur savaşına” “vicdani kabul”cü olacak kadar çelişkilisiniz.
Lütfen bu saatten sonra anti-militarizm kamuflajlarınızla millete rahatsızlık vermeyin! Şimdiye kadar verdiğiniz rahatsızlık için de özür dileyip, sindiğiniz koltuğunuzda pineklemeye devam edin…
Zira bundan böyle bu millet için, PKK’nın kara kışta barikat kurdurduğu, eline silah verip çukurlarda öldürttüğü yalın ayak yoksul çocuklar için olsun, anti militaristçilik oynayamayacak kadar şirazesini kaybetmiş bunaklardan öte bir “özgül ağırlık” ifade etmeyeceksiniz!
İyisi mi Cengiz Çandar, Eren Erdem ve siz, el ele tutuşup Kandil’e yerleşin!
*
Neden şimdi?
Şamil Tayyar artık kaç promilli iken yazdıysa bana “FETÖ kriptosu” demiş!
Yahu Şamil Tayyar!
Bir kahve iç… Ayıl da öyle yaz!
Reis’e, AK Parti’ye söven LGBT’li yerel Gezici’nin evine gidip geçmiş olsun diyen sen değil misin?
Bu kadar “iyi”sin de, FETÖ davalarıyla gözaltına alındığımızda herkes oradaydı da sen neredeydin?
Hakkımda yüzlerce dava açılırken bir telefon dahi ettin mi?
Etmedin!
Sen ne biçim AK Parti milletvekilisin?
Hangi milletin vekilisin de hele! Berduşların mı sadece?
Bunca yıldır FETÖ ile mücadele etmekteyim!
Aynı şehirdeyiz! Yüzünü dahi görmedim!
Hadi idare edelim dedik de…
Bu ne ergen dedikoduları böyle?
Rektörlük seçimlerinde desteklediğin aday uğruna ne diye çirkinleştin?
Ha bu arada sen kimsin ki TSK’yı, Üniversiteleri dizayn etmeye giriştin?
“Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar yargılansın” diye aslan kesildin de, Ergenekon kitapların için yargılanma ihtimaline karşı, “dokunulmazlıklar kaldırılınca” niye üç buçuk attın?
Yaptığın yanlışlardan hiç mi ders almadın?
Darbecilerin gırtlağını sıktığı Hulusi Akar’ı çizdin…
Beni çizdin…
Dikkat et terör örgütü mensubu diye fişlediğin masum askerlerin, emniyet müdürlerinin ahı da seni çizmesin!
Madem içindeki “Ergenekon şeytanını” uyandırdın ya! Twitter şeytanı geldi aklıma!
Ne o? Melek İpek’in elini öpen Bülent Arınç’ı her salladığımda, vik vik eden, şu Susam Sokağı sakinlerinden harçlık aşırmak için boyuna bana saydıran kripto @baskentcii (Kurbağa Kermit) ile ittifak yapmışsın?
Ne diyeyim, tencere-kapak!
Yarasın…