Gül ve yemin! CHP bizi gözaltına almakla susturamaz!
Abdullah Gül’ü gördüm… Yüzünde yine o bilindik demirbaş gülümseme… Poker face etrafa bakınıyor…
Malum… Neredeyse aday olup Reis’in karşısına çıkacaktı. Olamadı…
Eğer aday olup da seçimi kazansaydı Başkanlık Sistemi’nin köküne kibrit suyu dökecekti. Reis’in Başkanlık hayallerini yıkıp yerine yeniden parlamenter sistemi inşa edecekti.
Bürosu doldu taştı… Gelenin gidenin haddi hesabı yoktu. Kulislerin bini bir paraydı.
Lakin, hesap kitapların üstünde bir hesap vardı! Kaderin üstünde bir kader…
Allah, hesapları bozanların en hayırlısıdır! Zaten Reis de sürekli “Bize Allah yeter!” diyen mütevekkil bir insandır.
...ve Allah yetti! Hesaplar bozuldu. Ümitleri sinelerinde kaldı. Başkan olmalarına fırsat verilmedi.
Reis’e de bu makamı, bize de liderimizin bu gününü görmeyi nasip etti Elhamdulillah!
“Nasrun minellahi vefethun karib…” Allah’ın yardımı ve zafer… Yakın bir fetih…
Ne mutlu Reis’e, ne mutlu!
Yeri gelmişken… Abdullah Gül’ün kendine intifadacı eşi Hayrunnisa Gül, törende yoktu! İyi ki de yoktu… Zira gelseydi de o muhteşem anı asla kaldıramazdı.
Reis, tören alanına süvarilerin eşlik ettiği çiçeklerle bezeli araçla gelirken, kimi gözyaşlarıyla… Kimi Nâs, Felak sureleriyle… Kimi de kıskançlık ve hasetle izliyordu.
Kürsüye çıktı… Allah’ın lütfuna karşı derin bir mahv içerisinde ayetlerle ve nefis muhasebesiyle konuştu. Yanında sessizce bekleyen eşi Emine Erdoğan da vardı. Yani demek ki susarak konuşmak böyle oluyordu.
Yaz yağmuru… Yağmur bulutlarının ardında bıraktığı o ipeksi serinlik… Çiçek kokularıyla karışık ve envai çeşit parfüm kokularıyla esen rüzgâr…
Çorlu’daki tren kazasından ötürü neredeyse Başkan Erdoğan’ın konuşmasıyla sınırlandırılmış “ne çabuk bitti” dedirtecek bir program olmasına rağmen, misafirleri mutmain eden sade ve manevi ufuk açıcı tören alanı…
“Muhtar bile olamaz” dedikleri Uzun Adam’ın “secde” teslimiyetiyle durduğu bu Başkanlık Sistemi’nin cümle kapısında onu bizzat tebrik etmeyi isterdim…
Lakin denemedim bile… Nedeni, o geceyi gözaltında uykusuz geçirmiş olmanın yorgunluğu değildi Reis’e ulaşmaya çalışmamamın… Ağrılı geçirmenin takatsizliğiydi.
Bereket Lütfullah Bey imdadıma yetişti. Her zamanki nezaketiyle… Telefonla orayı burayı arayarak araç gelinceye kadar bizzat uğraştı, didindi. Ne zaman arasanız mutlaka dönmesi, elinden geleni yapması ile de… Yapamadığı şey konusunda bile sizde bir negatif reaksiyon uyandırmayan… Allah razı olsun dedirten biri…
Kaç zamandır yolunu gözlediğimiz an… Kaçırmamak için bir gece öncesinden Ankara’ya bizi sürükleyen tarihi değişim… Reis’in Türkiye’ye çizdiği yeni bir ufuk… Yani daha derin hissedebilecekken, daha pürüzsüz bir tanıklık etmek varken, CHP’li Gamze İlgezdi’nin usulsüz olarak aldırdığı bir yakalama kararı ile beni mağdur etmesini asla affetmeyeceğim…
Defalarca yazdığım gibi…
CHP’li Gamze İlgezdi, terörist cenazelerinde salya sümük ağlayan… Mecliste yemin ederken sol yumruğunu kaldırıp, Buz Rezidans skandallarıyla gündeme gelen… El kadar çocuğunu bile rezidans sahibi yapan… Bodrum Türkbükü’nde lüks villaları olan biri…
Ha şimdi FETÖ darbecileri için “Hak, hukuk, adalet” diyerek yollara düşen Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin en büyük çelişkisi de bu işte!
Casus Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılması için yollara düşüyorsun!
HDPPKK’lı katil Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istiyorsun.
Tutuklu FETÖ mensuplarının isimlerini tek tek sayarak destek istiyorsun…
Özgür medya diye bağırıp çağırıyorsun…
Diğer taraftan Buz Rezidans skandallarıyla ünlü Gamze İlgezdi eleştirilince dava açıyor. Usulsüz bir şekilde hakkımda yakalama kararı çıkarttırıyor.
Muharrem İnce bana dava açıyor.
Muharrem İnce’ye “Seis Otel’in 8. Katını ne kadara kapattın” diye sordum diye taraftarları beni asmakla, kesmekle tehdit ediyor.
CHP, tam da bu çelişki yüzünden iflah olmayacak işte! Çıkacak yeneceğiz, çıkacak yeneceğiz… Gün görmek, murat almak nasip olmayacak…
Unutmayın ki bizi bu antin kuntin işlerinizle yolumuzdan döndüremeyeceksiniz! Hakkı ve hakikati savunmaktan vazgeçiremeyeceksiniz! Bizi bu yöntemlerle susturamayacaksınız!
Reis’in yemin töreni öncesinde beni özgürlüğümden mahrum etmeniz yanınıza kalmayacak! Ne kadar sürerse sürsün! Hukuki yollarla hesabını soracağım!
Burası Dingo’nun ahırı değil Kemal Efendi! HDPKK’lı Selahattin Demirtaş için “özgürlük” isteyeceksin bizi gözaltına aldırtacaksın öyle mi? Vatan haini Enis Berberoğlu için “hak, hukuk, adalet” isteyeceksin, bize ise tam tersini reva göreceksin öyle mi? FETÖ darbecileri için özgürlük isteyeceksin, bizi susturmaya çalışacaksın öyle mi? HDPKK’yı meclise sokmak için her evden bir oy verdirteceksin ama bize hakkı hayat tanımayacaksın öyle mi?
Yere batsın sizin özgürlük anlayışınız! CHP bu milletin başına gelmiş en kötü şeydir! Terörist sevici CHP, bu milletin başına gelmiş en büyük beladır!
Bu hakikat, alnınıza kara bir leke gibi yapışmış artık! İnşallah adalet tecelli eder de hukuk sizi kulağından tuttuğu gibi “yandaşını” Demirtaş’ın yanına tıkar!
Tek temennim bu…


