Genelkurmay Başkanı’nın, Nuri Pakdil ziyareti Çölaşan’ı gerdi/ Mersin çıkarması...
Elif Doğan, 1 milyon 200 Bin TL harcamasını TBMM’ye kilitlemenin yollarını ararken...
Diğer CHP’li divan üyeleri, Elif Doğan’ın arkasında tren olup, çuf çuf çuf diye milletin sırtından milyonları çar-çur ederken...
Kılıçdaroğlu, CHP’li vekillerin TBMM’nin sırtına kambur gibi yüklediği milyonluk harcamaların üstünü örtmeye çalışırken...
TBMM, sırtındaki CHP harcamalarıyla iki büklüm olurken...
Kılıçdaroğlu, Merkel’e hazırol vaziyetinde hesap verirken...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın, Yunanistan’a verdiği Kardak “ayarını”, “siyasi şov” olarak niteleyerek Yunanistan’ın sırtını sıvazlarken......
Emin Çölaşan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, “Edebiyat sokağının koca çınarları” Nuri Pakdil ve Rasim Özdenören’le birlikte bir akşam yemeği yedi diye küplere binerken...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile birlikte Mersin halkına, beş yıldızlı otel konforuna sahip, Avrupa’nın en büyük hastanesini armağan ediyordu...
Yani birileri ürürken, Uzun Adam ve milleti yürüyor, Türkiye şaha kalkıyordu!
Zorlarına giden de bu işte!
Cumhurbaşkanlarını pijamalarla karşıladıkları günler geçmişte kaldı!
Emin Çölaşan’gillerin, çöreklendikleri köşelerden Genelkurmay Başkan’larını kumanda ettikleri günler geçmişte kaldı!
Peygamber Ocağı’na, milletin analarının alınmadığı günler geçmişte kaldı!
Üst düzey ordu mensuplarının, “şeytandan kaçar gibi” milletten, milletin değerlerinden kaçtığı günler geçmişte kaldı!
Millet, Yunanistan’a yalakalık etmek için kendi ülkesinin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın “Kardak çıkarmasına”, “siyasi şov” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağababa gibilerini tam da bu yüzden sandığa çaktı!
Madem balık hafızalılar... Bize de, şu sıfatlarına ayna tutmak kaldı!
Yahu millet sizi niye iktidar yapsın?
Referanduma niye hayır desin, niye?
Mal meydanda işte...
CHP’nin TBMM Divan Üyeleri, yiyici...
CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı, Yunan yalakası...
CHP liderinin başdanışmanı ByLock’çu...
PKK’nın Hamburg sorumlusu Kılıçdaroğlu’nun amcasının oğlu, PKK’lı Sakine Cansız akrabası, PKK’lı Hüseyin Aygün akrabası...
CHP’li Gamze İlgezdi, terörist cenazelerinde ağlayan bir DHKP-C’li...
CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Bill Clinton’un Türkiye’de görüştüğü, bürosuna Hillary Clinton’un resmini asacak kadar “uzaktan kumandalı” bir CIA ajanı...
Boynunuzdaki CIA-BND tasmasına, koynunuzdaki FETÖ-PKK çıyanlarına, kursağınızdaki “haram lokmalara” bakın önce!
Sen de bak Emin Çölaşan!
Sen, “Nerdesin Fuat Avniii” diye medet uman, bir terör örgütü yandaşısın!
Yani, boynunda FETÖ tasması, kursağında FETÖ lokmasıyla, Genelkurmay Başkanı’nı “Seni Nuri Pakdil’in evinde görmek istemiyoruz” diye “ayar” çekecek en son adamsın!
Sen kimsin ki?
TSK’nın üst aklı mısın?
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı denetleme mekanizması mı?
Hulusi Akar kimi isterse onu ziyaret eder!
Nuri Pakdil’i, Rasim Özdenören’i ziyaret etmek istedi ve etti!
Bunun derdi seni mi gerdi şimdi?
Bu ne kıskançlık, bu ne tahammülsüzlük?
Genelkurmay Başkanları sizi ziyaret ettiklerinde hoş, milletin değerlerini ziyaret ettiklerinde mi nahoş şimdi?
Bir gazete yazarısın...
Eşin Tansel Çölaşan’ın, Danıştay saldırısı skandalını da hatırlarsın...
Eh o halde...
Saldırganın atmadığı “Allahuekber” sloganını nereden icat ettiğini de bir zahmet açıklarsın!
Sen, âhir ömründe, terör örgütü FETÖ yandaşı olmakla, eğilmiş bir insansın!
Ne onursuzca bir yandaşlık...
Buna rağmen...
Vatan millet sevdalısı kim varsa, “yandaşlıkla” suçlarsın!
Asıl yandaş sensin oysa...
Üstelik, bir terör örgütü yandaşı!
Bir de pişkin pişkin...
Aşağıladığın, itibarsızlaştırmak için kırk takla attığın AK Parti’nin hizmetlerinden yararlanıyorsun!
Yaptığı köprülerden geçiyor, bölünmüş yollarda seyahat ediyorsun..
Aslında seni, “ceza olarak” yandaşı olduğun CHP’li Kılıçdaroğlu dönemindeki SGK koşullarında “tedavi etmek” vardı...
Hastaların kuyrukta çile çektiği günlerde..
Hastanede muayene sırası almak için ezan vakti kuyruğa girdiği...
Hastane bulsa, doktor bulamadığı...
Doktor bulsa, yatacak hasta yatağı bulamadığı...
İlaç bulamadığı...
Hasta girip, sakat çıktığı...
Böcek ve mikrop yuvası hastanelerde tedavi olmak zorunda kaldığı günlerde...
O zaman anlardın...
Utanırdın...