--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fransız ısırığı! Bylock...

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Gladyatör filmini hatırlarsınız...

Russell Crowe’un iz bıraktığı bu film, Roma’da geçiyor... 

Filmin konusu şu: M.S. 180 tarihinde, Roma İmparatoru Marcus, kendisinden sonra tahtını General Maximus’a bırakacağını vasiyet eder. Buna öfkelenen oğlu, babasını katleder! General Maximus’u da zindana hapseder.

Ama General Maxsimus bir şekilde firar eder. Sonuçta her güçlü Roma’lı gibi o da Gladyatör olur. 

-Yani, Roma imparatorlarının vahşi eğlence mekânı arenalarda, vahşi hayvanlarla silahsız bir şekilde dövüşen paralı asker.-

Roma İmparatorluğu, köleleri ve tutsak savaşçıları, silahsız bir biçimde vahşi hayvanlarla savaştırıyordu. Bu hayvanlar, bazen bir aslan, bazen kaplan, bazen de bir gergedan veya ayı olabiliyordu.

Romalılar, bu hayvanları günlerce aç bırakıyor, iyice vahşileşmeleri için karanlıkta tutuyordu! Arenaya salmadan önce, hayvanları kızgın demirlerle dağlayarak, hırçınlaştırıyorlardı.

Yani aslında gladyatörlerin hiç bir şansı yoktu...

Bunu Romalılar da biliyordu.

Buna rağmen, yüzlerce insanı bu haz uğruna vahşi hayvanlara kurban verdiler. Yüzlerce hayvanı...

Yüzlerce insana birbirlerini öldürttüler.

Başkan Erdoğan’ı “hedef gösteren” alçak Fransız Siyaset Bilimci Philippe Moreau Defarges’in, örnek aldığı Roma bu!

İşte Defarges’in, “İlle de Roma olsun, ister çamurdan olsun” diye kıvırta kıvırta oynadığı Roma havası bu... Siyaset Biliminde ulaştığı son nokta!

“Erdoğan’ı öldürün” “Roma’da da baktılar ki olmuyor, öldürüyorlardı” diyen Fransız siyaset bilimci Defarges’in, medeniyet, insan hak ve özgürlükleri ve demokrasi noktasında indiği çukur bu!

Hani Fransız öpücüğü derler ya... Bu engerek yılanı Defarges’inki de Fransız ısırığı!

Çatallı dilini tâ Fransa’dan uzatıp, bu milletin Cumhurbaşkanını sokmaya çalışan yılanın ısırığı...

Şimdi bu herife karşı, bizim siyaset bilimcilerimizin eli armut mu toplamalı?

Üç maymunu oynayıp, “şimdi geçecek” diye milleti uyutmalı mı?

Nerede bu ülkenin savcıları?

Almanya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı konuşturmadı, sustular...

Hollanda, bu milletin bakanını kendi konsolosluğumuza sokmadı, cılız seslerle kınadılar...

Hollanda, vatandaşlarımızın üstüne atlarıyla itleriyle geldi, kibarca kınadılar...

İsviçre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şakağına silah dayadı, “ay o afişi PKK’lılar astı ama” diye çamura yattılar!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu milletin Cumhurbaşkanı...

O makama yapılan saygısızlık, terbiyesizlik, alçaklık hatta çukurluk, hepimize yapılmıştır oysa! Ama nereden anlasın bu MI6 tasmalı, CIA beslemesi, Bilderbergli yalakalar!

Tesellim düştü bu zümreden!

Hani içimizdeki Avrupa yalakaları, bunları kahraman etse yadırgamam...

Görmediniz mi Adolf Merkel’in karşısındaki o ezik duruşunu?

Can’cık Dündar’ın Amerika bayrağına sarılışını...

Homo Feto şarlatanının Papa’nın elini öpüşünü...

Amaaaan, sen de...

Kime söylüyorum?

Bunlar “sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler”, böyle gelmiş, böyle gidecekler...

SEN NE ADAMSIN BE FETO?

“Neydi o? Balyok... Iııııı.... Baylock...” Yine artislik... Yine salağa yatma...Yine Homo-Feto...

Yahu ceket üstü tansiyon ölçen fırıldak bu...

Ayıla bayıla kamerayı kesen artisss...

Hoplaya zıplaya beddua eden tiyatrocu...

Malikânede zırlaya zırlaya “ayakkabımı dikmek için iğne arıyordum” diye ağlayan, fettoşçuk...

İçlik koklata koklata talebelerini mankurtlaştıran çamurdan adam!

Ne bekliyordunuz?

İtiraf etmesini mi? 

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle