Fehmi Koru’nun kardeşi Naci Koru! “Küçük kardeş olmak, şakaya maruz kalmak demektir”
Kulağıma kar suyu kaçtı bir kere…
Junior Fehmi, merkeze çekilmiş diyorlar!
Ne diyordu Bisküvicibaşı 1 Nisan reklamında?
“Küçük kardeş olmak, şakaya maruz kalmak demektir!”
Aha da şakaladık seni ne olacak şimdi?
Eeeee ballı olmak da bir yere kadar ama değil mi Naci?
Sen de biliyorsun ki bıngıldağının ortasına şaplağın indirilmesi an meselesiydi…
Fehmi Koru, muhafazakâr medyanın kaymağını löp löp götürürken hayat Fehmi’ye güzeldi değil mi?
Aydın Doğan’a kompliman yapabilmek için “el kesesinden” tefli dümbelekli sıra geceleri düzenlerken şıkıdım şıkıdım iki taraftaki medyayı da dizayn etti.
Kariyer sürecinde “torpil” yaptığı bir kısım ballı gazetecilerden devlette ve bürokraside kendisine derin bir destek ağı meydana getirdi.
E yalan mı?
Sonuçta Sümüklü Homo Feto ile devlet arasında arabuluculuk yapan bir posta güvercini değil mi kendisi?
Hemi Bilderbergliiii, hemi de Mason!
“Ay çınım niridin çıkardın Fehmi abinin Mason olduğunu?” diye başıma üşüşmeyin… Hatta üşüşün… Alayınıza sinek savar misali bir iki cümle sıkıp, ters dönüp debelenmenizi seyredeceğim şimdi…
AK Parti azıcık türbülansa girince, hoooop diye Aydın Doğan’ın bahçesine atlayıp gemiyi ilk terk edenlerden biriydi kendisi… Malum… Yazmıştım o dönemde “Fırtınalı havada gemiyi ilkin fareler terk eder” diye…
Sonra Mason olduğunu, teeee İngiltere’de Ekseter Üniversitesinde devşirildiği günden beri de sinsice o zihniyete hizmette bulunduğunu söyledi.
Hasan Abi de aynı fikirdeydi… Yaz dedi…
2011’den itibaren yazdığım FETÖ’yü deşifre eden pek çok yazıda destek verdiği gibi… Sen sağına soluna bakma, deşifre et dedi.
Mason değilse çıkar söyler. O zaman da gereğini yaparız dedi.
Zaten bir yazımda, Fehmi Koru Mason olmadığını açık ortamda söylesin, özür dileyeceğim dedim!
Çünkü Mason olan biri asla “Ben Mason değilim” diyemezdi!
Neyse…
Kardeşi Naci Koru’nun, bu abinin derin ilişkilerini tepe tepe kullanmasına rağmen hâlâ Dışişleri Bakanlığı’nda bulunması eleştire geldiğimiz bir şeydi.
Nihayet, Naci Koru’nun Merkeze çekildiğine dair bir iddia gündeme geldi.
Şimdi anladınız mı bu konuyu gündeme getir diye ısrar ettiğiniz halde neden beklettiğimi? İşte Reis Başkan olur olmaz güzel gelişmeler de peşi sıra geldi.
Eren Erdem ajanının tutuklanması…
Ardından Naci Koru’ya “gel oğlum” denmesi…
Eeeeee seçimlerden sonra Bülent Arınç’la benim canıma okuyacaktınız ya… İnanın bu gelişme bana kızgın kumlardan, serin sulara atlamak gibi geldi.
Ah Hasan abimin gözleri göreydi…
HASAN ABİ YAŞASA O LAFLARI
SANA YEDİRİRDİ…
Bülent Arınç bana Habertük’te tehditler savurduğunda… Hakaret ettiğinde “Bana Allah yeter” derken itiraf edeyim Hasan Abi’nin yokluğunu çok derinden hissettim.
Zira Hasan Abi, bacısının linç edilmesine asla müsaade etmezdi! Kendisi olmasa dahi gölgesi yeterdi… Bunun için abiydi zaten. Bunun için Deniz Feneri’ydi. Bunun için sokak lambasıydı.
Asla ihmal etmezdi. Ertelemezdi. Size “bir kenarda unutulduğunuz” hissini yaşatmazdı. Cesurdu. Aslan yürekliydi.
Çocuklarıma “işte dayınız” dediğim adamdı.
Derken Allah onu hayal ettiği yerde… Resulullah’ın dizinin dibinde aldı. Layıktı çünkü vefalıydı, samimi bir Müslümandı!
Şimdi habire bana tehditler yağdıran Bülent Arınç, her fırsatta bana güç gösterisinde bulundukça, yahu Hasan Abi olsaydı sana ha bu lafları yedirirdi diyesim geldi.
Acaba şimdi ortalıkta cart curt eden bu el öpücüler senin tırnağın eder miydi?


