“ERDO-GONE (Erdoğan gitti!) İnşallah! Maaşallah!” İĞRENÇLİĞİ!
O ‘Erdo’ dediğiniz zata kurban olun siz!
Boynunuzdaki “tasmalarla birlikte”, kurban olun...
Bu nasıl bir ahlaksızlıktır?
Nasıl bir terbiyesizliktir?
Bu cesareti nereden alıyorsunuz?
Şu besleme halinize bakıyorum da...
Şu tasmalarınıza...
Şu kifayetsiz muhterisliğinize...
İğrençsiniz... Hakikaten tek kelimeyle iğrenç!
Var ya...
Alayınız toplansanız, Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı tırnak dahi etmezsiniz!
Mesele şu:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. tarafından yayınlanan bir dergi var... Ücretsiz dağıtılıyor... 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi...
Bu derginin 3 Mayıs’ta yayınlanan 27. sayısında “hayvanlar” ele alınıyor...
“Kedi” belgesel filminin tanıtıldığı iç sayfasında miyavlayan bir kedi resminin yanında “Erdo-Gone! İnşallah, Maşallah” yazılı bir görsel yer alıyor.
Şimdi bunun sorumlularına sesleniyorum!
Hiç mi aynaya bakmadınız?
İşte mal meydanda! “Üst aklın” tek kullanımlık, aparatlarısınız!
Ama bu kurnazlığınız bize sökmez...
Gözümüz üstünüzde...
Allah’ın izniyle, bu skandalın takipçisi olacağız...
Size pabuç bırakmayacağız yani!
Peşinen söyleyeyim...
Sakın laga-luga yapmaya kalkmayın!
Bu milletin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmenizin rövanşını fena alacağız!
Hesabını so-ra-ca-ğız!
Millet iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanına, “Erdo” demenin hesabını... “Erdoğan gitti! İnşallah, Maaşallah” demenizin hesabını...
Bu milletin Cumhurbaşkanına saygısızlık yapmak, fert fert bu millete saygısızlık yapmaktır çünkü!
Yooook!
Bir sokak kedisi gibi kapının önüne koyulduğunuzu duydum! Ama kesmedi...
Yani... Ha şöyle durun bakalım! Öyle kolay kolay arazi olmak yok! Daha karpuz keseceğiz!
Haaaa, bu arada sakın denemeyin... Zira, “Ay valla haberim yoktu” diye çamura yatmanıza asla izin vermeyeceğiz!
O ezik Bisküvicibaşı gibi, “Ben yurtdışındaydım” da... “Bizim ufaklıklar bana sormadan şeeetmiş” de... “Ay bunda abartacak ne var cınııım? Paranoya yapmayın” da... “Hepi topu 1 Nisan şakası...Puhahaha...” deseniz de yemeyiz çünkü...
Bize 15 Temmuz’u yaşatan Ananas kafası yapmış bu tasmalı kuçu kuçulara, Reis’e yamuk yapmalarının hesabını soracağız!
Milletin elleri tetikte, kulağı salada zaten!
Öfkesini sizden söke söke çıkartmasını da idare edecek, “Erdo-Gone” diyen alçak şerefsizler!
Düşünüyorum da... 15 Temmuz sonrası, size “tasmalı muhaliflere bir çift lafınız yok mu?” deseydik ne derlerdi acaba?
“E biz kültür-sanat dergisiyiz, siyasete girmeyiz” diye çamura yatacaktınız. Amaaa, iş Üst Akla selam çakmak olunca, yine birbirinizle yarıştınız!
Bu “tasmalı” kültürünüz de, sanatınız da yere batsın! Kadir Topbaş, sorumluları kapı önüne koymuş... Savcılara suç duyurusunda bulunmuş mu peki?
Ne kadar samimi?
Millete bunu göstermesi lazım!
Feemi Gülizabet, Menderes ve Özal metaforu üzerinden dipten dipten “darağacı” tehditleri gönderirken, Siyasi enkaz Abdullatif Şener Brutüsü hortlayıp, “İşte basın özgürlüğü olmayan Türkiye” diye zırvalarken... Bir bu Kadir Topbaş’ın dergisi eksikti yani... Birlikte çalıp, birlikte oynuyorlar desek, “Mehtap Yılmaz bizi hedef gösteriyor! Mağduruz da mağduruz” diye ağlarlar şimdi...
(Yeri gelmişken hatırlatalım... Abdullatif Şener denen siyasi atık, Suriye’de binlerce masumu katleden Esed’in en büyük destekçisi... Esed’i ziyaret edecek kadar bir “katil sevici...”
Daha bitmedi...
Esed’in Musul’da yaptığı katliamlar için “zafer” diye sevindirik olmuştu.
İdlib’deki kimyasal silahlı vahşi katliamı da kendince muhaliflere yıkmıştı!)


