Bülent Arınç “arabuluculuk” yapacakmış!
Bülent Arınç, siyaseti bıraktı ya…
Şimdi “arabuluculuk” yapacakmış!
Bir kere ben, “siyaseti” bırakacağına hiç inanmadım.
Referandum’da da görüldüğü üzere, dipten dipten, sinsi sinsi siyaset yapmaya devam etti.
Tıpkı Abdullah Gül gibi…
Hem kimlerle kimlerin arasını bulacakmış?
Bilderberg Feeemi gibi Homo-Feto ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mı?
“Yoooook daha neler!”
Hımmmmm… Ay belki de Homo-Feto’nun kasa kasa ananasladığı, mücevhere boğduğu DÜ Rektörü ile tanıkların arasını mı?
Yahu zaten Bülent Arınç’ın kardeşi Ümit Doğay Arınç’la, DÜ Rektörü ve FETÖ adliye imamının fotoğraflarını yayınladık ya… Maaşallah Bülent Arınç mecliste, Ümit Arınç bizzat “olay mahallinde” yani Dicle Üniversitesi’nde FETÖ imamlarıyla az aşna fişne olmadılar!
Şimdi Bülent Arınç ve Ümit Arınç dışında, alayı hapiste… Neyse…
“Ara” buluculuk, o aradan “sıvışarak” FETÖ’den yırtmaksa, fikir şahane…
Lakin arada bir bit yeniği var gibime geliyor! AK Parti’nin kökünü kemirmekten asla vazgeçmeyecek gibime geliyor. “Beniiiim! Ak Parti beniiim! Ayna ayna güzel ayna, Cumhurbaşkanlığına benden daha layık kim var? Söyle bana!” diyerek, “kırmızı elmayı” Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yedirinceye kadar, melek yüzlü öcü olmayı sürdürecek… Akraba düğünündeki sözlerini düşünüyorum da…
Bu hırs, illa sebebi hasarete sürükleyecek ve… Azrail, Hamamönü Susam Sokağı sakinlerinin ruhlarını söküp alana dek de bu “kavga” bitmeyecek.
“Ay konuşuyorum ama ha bu gece de içliklerinde sakladığı yeni iftiraları ile ortaya çıkıp da canını sıkmasın?”
Çok da tın… Çok da fifi…
İlk fırsatta Hamamönü Susam Sokağı’na gidip, “cüppeliiii, papucu yarım, çık dışarıya hesaplaşalım” diyeceğim…
Bittabii ki O yine giriş, gelişme, sonuç düzeni içerisinde külçe gibi paragraflarla, maddeler halinde “Bülent Arınç’ın yeri, önemi, gerekliliği… Akıllı bıdıklığı, üst akıllılığı, -farkında olmasalar da- Arınç’ın siyaset için vazgeçilmez olduğu…” falan hikâye okuyor olacak.
Dinlersen…
“Ara buluculuk” ayağına, siyasete sokulmak için bir çatlak, bir ara bulmaya çalışacak!
Bin kere denendi, yine vefasızlıkta, sinsilikte karar kıldı oysa…
Yine deneyecek…
Siyasette tırmanmak bir ömür sürer, gömülmek bir dakika…
“Peki bu vitrine çıkıp, çıkıp inmeleri?”
Siyaseten defnedilmiş bir müflis siyasetçinin, toprak altı kımıltıları yalnızca…
•
Bu noktada Erdoğan’ın sabrına hayranlık duyuyorum! Brütüs’lerine, Kabil’lerine, katillerine bile merhamet ediyor ya… Ne geniş yüreklilik böyle? Maaşallah Vallahi!
Emine Erdoğan’a da, çoluk çocuğuna da…
Nasıl bunların yüzlerine bakıyorlar, hayret ediyorum Vallaha!
Bir de diktatör diyorlar utanmadan!
Yahu diktatör olsa, çoktan Game Of Thrones tadında bir rövanşla alayınızı etkisiz hale getirmişti!
Siz, Homo-Feto ve PKK ile bir olup, İngiliz istihbarat servislerinin ekmeğine yağ sürmek için böyle paçalarını çekiştirebilir miydiniz, diktatör olsa?
O yanmaz, o yapışmaz sıfatlarınızla masasında oturabilir miydiniz?
Onun ikramı boğazınızda iken, ona tuzak kurabilir miydiniz?


