Başkan Erdoğan’a zarar veren içimizdeki Kabillerdir!
Bana göre yalnızlık, kaderdir… Tamam…
Bundan kaçamazsınız. Kabul…
Lakin yalnızlık, liderlik söz konusu olduğu zaman aslında olmazsa olmaz bir şeydir.
Mesela bazı kritik süreçlerde millet ve devlet olarak girdiğimiz türbülanslardan bizi sağ salim selamete çıkaran Erdoğan’ın liderlik kimliği değil mi? Bağımsız ve hızlı karar alabilen özgür ruhlu lider kişiliği…
Hele bir de O’nun gölgesinde olmanın verdiği popülariteyi kendinden vehmeden malum kifayetsiz muhterislere bakın… Her bıçak sırtı süreçte Reis’i bir başına bırakıp yüksek manevra kabiliyetleriyle muhalif tarafa cilve yapmalarına… Şer güçler Reis’e hücum ederken, tribünlerden seyreden, haysiyet yoksulu bu kimselerin muhalif kesime verdikleri “ben yapmadım, o yaptı” mesajlarına…
Ha şimdi bunların “değersiz” kalabalığındansa Başkan Erdoğan’ın yalnızlığı daha kıymetli değil mi?
Başkan Erdoğan, 7 Şubat MİT krizinde yalnızdı…
Gezi Kalkışmasında yalnızdı…
Kobani eylemlerinde yalnızdı…
17-25 Aralık sürecinde yalnızdı…
Çukur teröründe yalnızdı…
Dolar operasyonlarının tamamında yalnızdı... Fırat Kalkanı Operasyonu’nda yalnızdı… Zeytin Dalı operasyonunda yalnızdı… Şimdi ortalıkta “acımadı kiii, acımadı kiii” diye cıvıyan kifayetsiz muhterislerin alayı, o dönemlerde Reis’i yalnız bıraktı ve gitsin diye bekledi…
Ne oldu peki? Öldürmeyen yalnızlık, Reis’i güçlendirdi!
Kifayetsiz muhteris Kabiller çatlasa da patlasa da Başkan Erdoğan her fırtınadan sağ salim ve daha bir güçlenmiş olarak çıkabildi!
Çünkü Reis, kifayetsiz muhterislerden, AB yalakalarından, İngilizanahtarları’ndan, MI6 tasmalılardan, CIA beslemelerinden yalnız olsa da “öl de ölelim” diyen milletiyle hayal edemeyecekleri kadar kalabalıktı aslında!
Kabillerin farkında olmadıkları şuydu… Hiçbirinin bu millet nezdinde “15 Temmuz’daki millet desteği gibi bir kalabalığı yoktu! Huuuu… Reis’in siyasi aklını mıyyy, mıyy, mıyyy diye eleştiren kifayetsiz muhterislere gelince… De hade… Biraz daha dişlerinizi gıcırdatın… Biraz daha çatlayın, patlayın şimdi!
Bir de her kritik süreçte ölümüne Reis’in yanında duranlara o zehirli dillerinizi uzatıyorsunuz ya… En ölümcül ihaneti yapan bizzat sizler olduğunuz halde… Az kaldı göreceğiz çapınızı, neyse…
ŞER İTTİFAK NAL TOPLUYOR!
Hangisi terörle mücadeleyi ağzına aldı?
“Ramazan ayında kafa çeken” Muharrem İnce mi?
“PYDPKK terör örgütü değildir”, “Önder Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” diyen HDP’ye barajı atlatmak isteyen Kemal Kılıçdaroğlu mu?
“Domuzun üçte birini gömen” Gezici Canan Kaftancıoğlu ve “İHA’lara, SİHA’lara” karşı çıkan Sezgin Tanrıkulu gibi isimlerin olduğu Neo CHP’yle kol kola giren Temel Karamollaoğlu mu?
“Yortta sooolh, cihandfa sooolh” diye kerih sesiyle bağıra bağıra “15 Temmuz’dan sonra her şey değişeceeek” diye histerik histerik gülen Meral Akşener mi?
Hangisi?
Eeeeee? Yaniii?
Sadece bu zaviyeden bile baksanız, şer ittifakın alayı çoktan mağlup olmuş lakin hâlâ birilerine karşı vazifesini tamamlamış olmak için deviniyor.
“Afrin’e girme Erdoğan batarsın… Devleti batırırsın…” diyen Kılıçdaroğlu…
“Selahattin Demirtaş dışarı çıkarılmalıdır” diyen Temel Karamollaoğlu…
Sümüklü Fetö’ye övgüler dizen Meral Akşener…
PKK’ya hoşiklik etmek için Temel Paşa’ya hadsizlik eden Muharrem İnce…
Bu kafayla mı Başkan olacak bunlar? Demirtaş’ı serbest bırakarak mı?
Ortadoğu’yu AB çıkarlarına terk ederek mi? Filistin’i yalnız bırakarak mı?
IMF ile yeniden nikah kıyarak mı?
Yatırımları durdurarak mı?
Daha çoooook bekleyeceksiniz!
24 Haziran’da alayınız ayyynen 15 Temmuz’daki gibi kapalı kapılar ardında “bu sefer de deviremedik” diye iç geçirerek Erdoğan’ın Başkan olduğunu gö-re-cek- si-niiiz!
Az kaldı…


