• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

Kriz aşılamazsa felaket senaryoları devreye girer

28 Kasım 2015
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

Bölgesel güçler kadar süper güçler arasındaki anlaşmazlıklar ve çatışmalar gün geçtikçe artıyor. Korkular, endişeler ve belirsizlikler ile dünya barut fıçısından farksız. Öylesine kaypak bir zemin ki, çıkarlar uğruna dostluklar ve düşmanlıklar ile beraber cepheler ve hatlar anında değişebiliyor. 

Ortadoğu diken üstü. Son yaşanan askeri, siyasi ve diplomatik gelişmeler ortamın ne kadar gergin ve ne kadar patlamaya hazır olduğunu gösteriyor.

Böylesi bir karmaşa ortamında Türkiye ile Rusya, Suriye üzerinden beklenmedik bir şekilde karşı karşıya geldi. Türkiye’nin sınır ihlali üzerine uyarılara rağmen ihlali sürdüren  Rus Su-24 savaş uçağını düşürmesinin ardından Ankara-Moskova hattında başlayan  gerilim sert açıklama ve karşılıklı suçlamalarla endişe verici bir boyuta taşındı.  

Rusya tehditkâr, ABD ve AB,  Rusya ile karşı karşıya gelmemek için Türkiye’yi sahiplenmeye yanaşmayan muğlak bir tavır içinde, Türkiye ise itidalli ve “istemezdik ama mecbur kaldık” diyor ve krizin tırmandırılmasını istemediğini açık ve net bir şekilde ortaya koydu.

RUSYA TEHDİTKÂR TAVRINDAN VAZGEÇMELİ

ABD, AB ve NATO’nun, “Sorun Türkiye Rusya arasındadır” diyerek krizin dışında kalmak istendiğini ima etmesi üzerine, Moskova’dan tehditler birbiri ardından geldi ve özür dilenmesi istendi. Moskova suçlu olduğu halde mağdur görüntüsü vererek, ayrıca tazminat talep ediyor. 

Moskova yönetimi, Ankara ile tüm askeri ilişkileri askıya aldı. S-400 hava savunma sisteminin Lazkiye’ye gönderilmesi, S-300 füze sistemi olan savunma gemisinin Akdeniz’e doğru yola çıkması gündeme gelmiştir. Rusya, Suriye Türkmenlerine insani yardım taşıyan konvoyu vurdu. Hedef Şam güçlerinin karadan ilerleyişine imkan tanımak için Türkmenlere gidecek yardımları durdurmak ve ikmal yollarını kesmek. Bunlarla yetinmeyen Moskova, anlamsız bir şekilde ve abartılı tepkilerini sürdürerek gerilimi bilerek tırmandırıyor. Türkiye’deki Ruslar geri çağrılırken Rusya’da iş yapan Türk firmaları basılıp işadamları sınırdışı edildi. Sınırlara gelen Türk mallarının girişine izin verilmiyor.

Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı  Putin, “Türkiye İslamlaşıyor, DAİŞ petrolünü Türkiye alıyor” şeklindeki pervasızca açıklamaları gerçekten üzücüdür.

Bunlar açık bir tehdittir. İntikam alma ve güç gösterisi uğruna yapılan çılgınlıklardır.  

Rusya’nın buna hakkı yoktur ve bu tehditkar tavrından vaz geçmelidir. Çünkü krize sebep olan Türkiye değil, Rusya’dır. 

ERDOĞAN’DAN ÖNEMLİ UYARI “ATEŞLE OYNAMA”

Uluslararası hukuka göre devletler kendi çıkarları için güvenlik tedbirleri alırlar. Türkiye de egemenlik haklarını koruduğu için sınır ihlaline göz yummamıştır. Nitekim  Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün  Bayburt’taki toplu açılış töreninde, “Rus uçağı olduğu için değil, angajmanların gereği düşürülmüştür. Uyarı kayıtları ve görüntüleri tüm dünya başkentlerine gönderdik. Biz Rusya ile ilişkilerimizin bozulmasını istemeyiz ama egemenliğimizden de taviz vermemizi hiç kimse beklemesin” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’e “Ateşle oynama, DAİŞ bahanesiyle meşru muhalefet güçlerini bombalamayı durdur” çağrısında bulundu. Bu uyarı ve çağrılar çok anlamlı ve barış adına çok önemlidir. Dileriz ki; Moskova anlamsız tehditkar tutumunu değiştirir.

MÜTTEFİKLERİMİZ İKİYÜZLÜ…

Türkiye, ABD’nin yanında Avrupa ülkelerinin çoğu ile NATO içinde müttefik. Ancak Avrupalı siyasilerin çoğu, Türk hava sahasının ihlal edilmemesi gerektiğini kabullenmekle birlikte, Rusya ile karşı karşıya gelmekten çekiniyor.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, uçağın düşmesi sonrası yaptığı açıklamada, Rusya’yı kınama yerine her iki tarafa da “soğukkanlılık” çağrısında bulundu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşen AB diplomasi şefi Federica Mogherini ise, “krizin tırmandırılmasından kaçınılmalı” şeklinde mesajlar vererek Türkiye’nin yanında yer almayan bir duruş sergilediler. 

Bugün NATO içinde müttefik olduğumuz o sözde dostlarımızın başlayan krizde yine tarihteki gibi ihanet içerikli tavırlarına döndüklerine ve Türkiye’yi yalnız bıraktıklarına şahit oluyoruz.

Her zaman savundum şimdi de tekrarlıyorum; “Emperyalist güçler kendi aralarında savaş halinde olsalar bile Türkiye ve İslam söz konusu olduğunda anında aralarındaki mücadeleyi dondururlar ve Türkiye ile İslam ülkelerine karşı birleşirler.” Bu tarih boyu hep böyle olmuştur. Bunun pek çok örnekleri vardır. Osmanlı topraklarının paylaşımı olarak tarihe geçen 16 Mayıs 1916’da yapılan, o meşhur gizli ‘Sykes-Picot Anlaşması’ Türklere karşı emperyalist güçlerin ortak ihanetinin en bariz örneğidir.

1. Dünya Savaşı sırasında, 29 Nisan 1916’da Kut’ül Ammare Kuşatması sırasında müttefikimiz olan Almanlar, kaybetme pahasına düşmanları olan İngilizleri desteklemişlerdi. Türklerin zafer kazanmaması uğruna bu ihaneti yapmışlardı. 

Evet!..

Bugün yine tarih tekerrür ediyor…

Rusya’nın sabır taşıran ve kural tanımaz tutumu elbette kabul edilemez. Ancak birilerine de  güvenilemeyeceği gerçeği de dikkate alınmalı. Bu noktada Türkiye ile Rusya arasındaki krizin bitmesi için uluslararası hukukun ve diplomasinin çok iyi işletilmesi gerekiyor. Paris zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin buluşması gerçekleşirse, gerilim yerini yumuşamaya bırakabilir. Bu şans kaçırılmamalı…

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23