Hırsızlar kendilerini legalize etmeye çalışıyorlar
Hırsızlar kendilerini legalize etmeye çalışıyorlar
Ali Karahasanoğlu
İBB’yi kendi saltanatı için araç olarak kullanan ve suçüstü yakalanan Ekrem İmamoğlu cezaevinde de rahat durmuyor.
Dün Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimi vardı.
Evvelki seçimde Türkiye genelinde bir çok belediyeyi, Ak Partili seçmenler sandığa gitmediği için CHP’li isimler kazanmıştı.
Türkiye Belediyeler Birliği’nin Divan’ı da, bu sebeple CHP yandaşı isimlerden oluştu.
Tamam; CHP’li olabilirsiniz ama, resmi görevleriniz sırasında da yandaşlık yapmamanız lazım.
Suçu ayan beyan ortada olanlara yandaşlığınızı, resmi göreviniz sırasında göstermemeniz lazım.
Ekrem İmamoğlu, işlediği suçlardan dolayı suçüstü olduğu ve yargılama sırasında itirafta bulunan müteahhitlerin ifadeleri çerçevesinde artık aleyhinde mahkumiyet kararı çıkacağı çok net ortada olduğu için.
Gözü hepten karardı.
Son bir atak yaparak, çaldığı paraları da sonuna kadar harcayarak, her fırsatı değerlendirip, kendisini legalize etmeye çalışıyor.
Örgüt suçlaması ile tutuklu olarak yargılanan bir kişi, resmi herhangi bir toplantıya mesaj yollayabilir mi?
Böyle bir saçmalığa Saadet Partililer bile aslında “hayır, olamaz” derler ama, ne yapsınlar, onlar da Ekrem İmamoğlu’nun kamu kasasından yürüttüğü paralardan kendi paylarına düşenler karşılığında, desteklerini esirgemiyorlar.
Türkiye Belediyeler Birliği Meclisi toplantısına suç örgütü lideri tarafından gönderilen mesaj, hiçbir yargısal işlemi hedef almayan nezaket mesajı içerikli bir mektup olur, yargılamanın da devam ettiğini dikkate alarak “belki” derim.
Ama örgüt kurma ve belediyeyi soymakla suçlanan bir adamın, resmi bir toplantıya gönderdiği ve orada okutulmak istenen mesaj şöyle:
“Demokratik bir ülkede, halkın oyu ve güveniyle iş başına gelmiş yöneticilerin tutuklu olarak yargılanması, yalnızca o kişiler için ağır bir hukuksuzluk örneği değildir.
Aynı zamanda seçmen iradesine ve demokratik hukuk düzenine karşı işlenmiş, onarılması güç, son derece ağır bir hak ihlali ve hukuksuzluk da teşkil eder.”
Yapılmak istenen ne?
Yargı makamlarının yaptığı işlemleri itibarsızlığa mahkum etmek.
“Siz iddianame düzenliyorsunuz, hırsızlıklarımızı, soygunlarımızı, ihaleye karıştırdığımız fesatları tespit ediyorsunuz, metreslerimizi belediyede bankamatik memur yaptığımızı tespit ediyorsunuz, uçkurumuzun parasını bile belediyeye ödettirdiğimizi belgeliyorsunuz.
Ama bunların hepsi, bizim para gücümüzle boşa çıkartılacak. Biz sokakları karıştıracağız, resmi kurumların çalışmaları sırasında, adamlarımız vasıtasıyla mesajlarımızı gönderip okutturacağız.
Ve sonuçta halk nezdinde, biz masummuşuz gibi algı oluşturacağız. Halk; birer, ikişer, üçer metreslerimizi belediyede işe aldığımız gerçeğine değil, bizim oluşturduğumuz algıya inanacak.”
Yapılmak istenen bu.
Ne yazıktır ki bakanlık adına Belediyeler Birliği Meclisi toplantısını takip eden kamu görevlileri, böyle bir rezalete ilk başta itiraz etmeleri gerekirken, onlar suskun kalıyor ve mecburen meclis üyelerinin bazıları, yapılanın yanlış olduğunu hatırlatıyorlar.
Ben merak ediyorum, Ekrem İmamoğlu için 500.000 $ rüşvet alındığına dair bir müteahhidin itirafı ortadayken.
Bir başka kişi itirafı sırasında “Ekrem İmamoğlu, sana parayı bizzat ben getirdim. Sen hırsızsın” diyorsa.
Resmi toplantılarda böyle bir suçlamaya, net olarak söyleyelim hırsızlık suçlamasına muhatap olmuş bir kişinin mesajı nasıl okunabilir?
Kendisine hırsız diyen şahsa dava açmaya bile cesaret edemeyen Ekrem İmamoğlu, mesaj göndererek kendisini aklayacağını mı zannediyor.
Olay kendisiyle de sınırlı değil.
Ekrem İmamoğlu’nun dediğine bakılırsa, seçilmiş hiç kimseyi tutuklamamak gerekiyor.
Bu durumda belediye başkanı seçilen kişi, anayasada ve kanunda olmayan bir dokunulmazlık zırhına büründürülmüş olacak.
Hırsızlık da yapsa, kamu malını da gasp etse, rüşvet de olsa, ihaleye fesat da karıştırsa..
Ki CHP’li belediye başkanları, bunların çok daha ötesini hayata geçirdiler.
Metreslerini yan belediyede bankamatik memur yaptılar.
Ne sanık, ne sanıkla irtibatlı kişilerin hiçbirisi, “hayır yalan söylüyorsunuz, yanlış ifade ediyorsunuz, Uşak Belediye başkanı metresini Bornova Belediye başkanlığında işe aldırmamıştır. Metresi olarak belirtilen bayan, bankamatik memur değildir, işe giderek, çalışarak maaşını almaktadır.” diyememektedir.
Ekrem İmamoğlu ise, kendisi de dahil olmak üzere Uşak Belediye Başkanı’nın siyasi bir baskıya maruz kaldığını iddia ederek, aslında yapılanın millete saygısızlık olduğunu öne sürmektedir.
Ne demiş atalarımız, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.”
Bunların da yaptığı işte bu.
Uşak’ta bu.
Bolu’da bu.
Görele’de bu.
Bornova’da bu.
Antalya’da bu.
Ama adamlar utanmadan işledikleri suçların soruşturulmasını milli iradeye saygısızlık olarak gösterebiliyorlar.
Ve belki daha önemlisi, dünkü seçimde acaba tutuklu hırsızların, metresini bankamatik memur yaptıranların, küçük kızlara tacizde bulunanların vekaleten de olsa oy kullandıklarına dair iddialar.
Böyle bir şey doğruysa hepten yanmışız.