İşte ismiyle müsemma ‘Sefil Bilo’nun hezeyanları...
İşte ismiyle müsemma ‘Sefil Bilo’nun hezeyanları...
Selma Savcı
“Çiçek Abbas”, “Banker Bilo”, “Akasya Durağı”, “Erkek Güzeli Sefil Bilo”, “Çöpçüler Kralı” gibi birçok filmde oynayan ve hala maalesef evlerimize kadar giren ateist İlyas Salman gündeme gelmek için açıklamalarda bulunmuş...
77 yaşına girmiş, zamanında Yeşilçam’a film yapmış birçok insan gibi köşesine çekildikten sonra gelmeyen alkışlar, takdir edilmeme duygusundan olsa gerek birçok röportajında Alevi olduğunu ve ateist olduğunu ayan beyan ortaya saçan bu Salman Bey, şimdi de yine bazı sosyal medya mecralarında ‘Adama bak, bu hayatta nasılsa öyle davranıyor’, ‘İşte büyük sanatçı’ naralarıyla şakşaklanıyor kimi kesim için...
Kimsenin ne yaptığı bizleri ilgilendirmiyor muhakkak ama bunu insanların gözünün içine sokarcasına her daim her yerde söyleyip de mide bulandırırsanız işte o zaman konuşmamız da kaçınılmaz oluyor...
Yani bir insan oynadığı karakterle birlikte İsmiyle müsemma olabilir mi oluyor işte... 1979’da Ertem Eğilmez’in yönettiği ‘Erkek Güzeli Sefil Bilo’nun bugün geldiğimiz noktada yaptığı açıklamaları da okuyunca hakikaten haline gülünecek bir adam olarak karşımıza çıkıyor...
Ne demiş İlyas efendi bi bakalım öncelikle, nasıl saçmalıklar zırvalamış, nasıl genç dimağların beynine enjekte etmeye çalıştığı o zehirli sözleri bir okuyalım, okutalım ki, bunlar gibi neler olduğunun da farkına vararak, bu tehlikeli sözde oyuncuların önüne geçelim...
“Ne camiye ne cemevine götürsünler cenazemi. Bir dağ başında arkadaşlarım toplansınlar, yoldaşlarım, beni sevenler, sevmeyenler. Sevmeyenlere de bir şey demiyorum.
Gelsinler onlar da gelsinler. Rakılarını, şaraplarını içsinler cenazemde. Türküler söylesinler. Dua istemiyorum. Sazlı sözlü istiyorum. Beni yıkamayın. Dünyadaki kirimle gideceğim.”
Gördüğünüz üzere bir delinin anca söyleyebileceği sözler bütününü, sosyal medyada birçok kullanıcı ise, “İşte Büyük Sanatçı” yaftasıyla bazı kesimlerin ise ‘işte aydın’ güzellemesine şahit olduk yine...
Güler misin ağlar mısın dedirtecek cinsten absürt olduğu kadar bir o kadar da zehirli sözler bütünü bunlar. Ateist olduğunu zaten beyan etmişsin, ateistlerin ne denli dini bilgilerden yoksun olarak bir çöp misali hayatlarını yaşadıkları da ortadayken.
Gelip bu açıklamaları yapmak bir köşede kalmanın, bir kenara itilmenin tezahürü olsa gerek...
Son dönemlerinde Canan Kaftancıoğlu’ndan tutun da son olarak Silivri’de hapis yatan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verdiği desteklerle de bilinen ‘Sefil Bilo’nun bugün bu açıklamaları yapması hakikaten şaşkınlık verici...
Bakınız kim neyi yaparsa yapsın orası bizim takıldığımız nokta değil zaten ama işin içinde dini değerleri aşağılamak ve kendi ritüellerini de insanlara bir ayağı çukurdayken bile empoze etmek isteyen bir oyuncu varken de biz de öylesine duramıyoruz kusura bakmasın.
Böylesi rezil bir anlayışı giderayak insanlara aşılamayı marifet sayan ve sözde çağımızın son aydınları diye lanse edilen bu tarz açıklamaların ben hakikaten çok ama çok çirkin olduğu kanaatindeyim.
İnsanların bu hayatta tercihleri olacaktır doğru ya da yanlış ama gelinen noktada bu denli saygısızlaşıp yok mezar başımda içkiler içilsin, İslamiyet’in en önemli yapılması gereken cenaze işlemlerini ajite ederek buradan nemalanmak ise çok büyük ayıptır İlyas Bey...
Sayısız filmde oynayıp, buralardan paraları cebe indirirken, sosyal mesajlar vermeyi biliyorken, bugün ise tamamen sol tandanslı açıklamalar yaparak birilerine selam durmayı büyük bir nimetmiş gibi anlatıp, duruşmalara giderek kendi aklınızca gövde gösterisi yaparak bu milletin derin hafızasında yer bulamayacaksınız onu da şimdiden söyleyeyim Çiçek Abbas!
Son olarak bu Sefil Bilo’ya Nobel Edebiyat Ödülü’nün de sahibi olan İrlandalı yazar George Bernard Shaw’ın şu sözleriyle seslenelim... Malum bu zihniyet bizim gerçek sanatçı duayenlerinden beslenemezler...
‘Sanat; davranışımızı, karakterimizi, adalet ve sempati hislerimizi rafine etmeli; kendi kendimizi tanımamızın, kendi kendimizi kontrol etmemizin, diğerleri için beslediğimiz saygı hislerimizin ve hareketlerimizin yücelmesine hizmet etmeli; bizi adiliğe, zulme, adaletsizliğe ve bayalığa tahammül etmeyecek şekilde geliştirmelidir’ Artık bu saatten sonra da; anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az...
Selam ve dua ile...