ABD ve İran arasındaki anlaşma kalıcı mı, geçici mi?
ABD ve İran arasındaki anlaşma kalıcı mı, geçici mi?
MEHMET KOÇAK
ABD ile Siyonist İsrail’in uluslararası hukuka göre açıkça suç olan İran’a yönelik ağır saldırılarıyla başlayan savaşın, bugün anlaşmayla sonuçlanması taraflar açısından olduğu kadar bölge ülkeleri ve de dünya barışı adına sevindirici bir gelişmedir.
Çünkü, büyük yıkımlara, ağır can kayıplarına ve ciddi ekonomik zararlara yol açan bu kriz, yalnızca savaşın taraflarını değil, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyayı doğrudan etkiledi.
Küresel enerji arzının en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın kapanması, petrol ve doğal gaz piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olurken, dünya ekonomisinde de belirsizlikleri artırmıştı.
Lübnan da dâhil olmak üzere bütün cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasını, Hürmüz Boğazı’nın “herhangi bir geçiş ücreti alınmaksızın” yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını ve ABD’nin deniz ablukasının sona erdirilmesini öngören anlaşma dünya başkentlerinde memnuniyetle karşılandı.
Ancak memnuniyet kadar ciddi endişeler de söz konusudur.
Her şeyden önce, anlaşmaya varılmış olmasına rağmen İsrail’in Hizbullah’ın hedeflerini gerekçe göstererek, Beyrut ve Güney Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesi ve Lübnan’dan çekilmeyeceği yönündeki açıklamaları, varılan mutabakatın ruhuna aykırı olduğu gibi anlaşmayı sabote etmeye yönelik bir girişimdir.
Çünkü ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın temel maddelerinden biri, Lübnan’ın da dâhil olmak üzere bütün cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasıdır. Bu nedenle ateşkes sonrasında devam eden her saldırı, sahadaki kırılgan dengeleri yeniden bozma potansiyeli taşımaktadır.
Diğer taraftan, anlaşmanın geleceği konusunda en büyük soru işaretlerinden biri de ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya ne ölçüde bağlı kalacağıdır. Hatırlanacağı üzere Trump, ilk başkanlığı döneminde İran ile daha önce imzalanan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve müzakere süreci devam ederken İran’a saldırı emri vermişti.
Trump’ın birbirini çelişen açıklamalar yapması, ani karar değişiklikleri ve öngörülemez siyasi tavrı gibi nedenlerle, anlaşmanın kalıcılığı konusunda var olan kuşkuları artırıyor.
Memnuniyet, Umut ve Endişeler
Gelinen noktada tarafların hiçbiri mutlak bir zafer elde etmiş görünmüyor. ABD ve İsrail, savaşın başlangıcında dile getirilen hedefleri gerçekleştiremedi. İran ise ağır ekonomik ve askerî maliyetlerle karşı karşıya kalmış olsa da rejimin korumayı başardığı gibi masada ABD ve Siyonist İsrail’i memnun edecek tavizleri veren taraf olmadı.
Anlaşılan Başkan Trump istediği için değil, mecbur kaldığı için anlaşmada aceleci davranıyor.
Şimdi cevap bekleyen sorular var:
İsrail’in Lübnan ve diğer cephelerdeki operasyonları tamamen durdurulabilecek mi?
ABD anlaşmanın tüm maddelerine bağlı kalacak nı? Ayrıca İran ile varılan mutabakat bölgesel istikrara dönüşecek kalıcı bir sürecin başlangıcı mı olacak, yoksa tarafların yeniden karşı karşıya geleceği geçici bir ateşkes mi olarak kalacak?
Bu soruların cevabı, netleşmeden anlaşma kalıcı olamaz ve savaş bitmez. Ayrıca, Ortadoğu ve küresel enerji piyasalarının geleceği ve güvenliğinden de söz edilemez.