• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Ali Tekin
Mehmet Ali Tekin
TÜM YAZILARI

Abdüllatif Şener vakası...

08 Mart 2015
A


Mehmet Ali Tekin İletişim: [email protected]

Nereden nereye... Diye bir söz vardır...

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve beraberindeki 13 kişilik Türkiye Heyeti, 3 Mart 2015 Salı günü, Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed ile bir görüşme gerçekleştirdi... 

13 kişilik heyet arasında, başbakan eski yardımcısı Abdüllatif Şener de vardı...

Abdüllatif Şener, Ankara’da üniversite yıllarından itibaren, Milli Görüş içerisinde yer almış bir şahsiyettir...

12 Eylül öncesinde, MSP (Milli Selamet Partisi) döneminde, Necmeddin Erbakan önderliğinde, siyaset yapmaya başladı...

Refah Partisi’nden 20. Dönem, Fazilet Partisi’nden de 21. Dönemde milletvekili seçildi... 

Refah-Yol iktidarı döneminde, Necmeddin Erbakan Başbakanlığında kurulan 54. Hükümette, Maliye Bakanı olarak görev aldı...

Yenilikçiler hareketiyle, Erdoğan ve ekibi arasında yer alarak, 22. Dönem Ak Parti’den Sivas milletvekili seçildi... 

3 Kasım 2002 seçimlerinde Ak Parti tek başına iktidar oldu...

Tayyip Erdoğan, siyasi yasakları nedeniyle milletvekili seçilemedi...

Siyasi yasağının kaldırılmasının ardından Tayyip Erdoğan, 9 Mart 2003’te Siirt Milletvekili Yenileme Seçimi’nde, parlamentoya girdi. AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül başkanlığındaki 58. Hükümet, 11 Mart’ta istifa etti. Erdoğan başkanlığındaki 59. Hükümet (2. AK Parti Hükümeti), 14 Mart 2003’de kuruldu.

Abdüllatif Şener, her iki hükümet döneminde, Devlet Bakanı olarak Başbakan Yardımcılığına getirildi...

Erdoğan ve Ak Parti, iktidara geldiği günden itibaren, siyaset sahnesinden silmek isteyen Kemalist ve laik cephe, eline geçen her fırsatı değerlendiriyordu... 

Bir taraftan askerler vasıtasıyla Sarıkız, Ay Işığı, Balyoz oluşumlarıyla darbe yoluyla, devirme çalışmaları yapılıyor...

Diğer yandan da, Ak Parti kurucuları arasında fitne çıkarıp, Ak Parti’yi parçalayarak, iktidardan indirmek istiyorlardı...

Erdoğan, uyguladığı siyasetlerle her türlü yıkıcı çalışmayı, boşa çıkarmayı başarıyordu...

Avrupa Birliği kriterlerini hayata geçirmekle, uyguladığı sosyo ekonomik politikalarla, başarılı bir performans sergiliyordu...

Özellikle Sağlık, Ulaşım ve Milli Eğitim’de yaptığı başarılı çalışmalarla, halkın büyük bir kesiminin, desteğini almayı başarıyordu...

Ülkedeki tüm gelişmelere ve iyileşmelere rağmen, laik ve Kemalistler, karanlık güçlerle elbirliği yaparak; Erdoğan’ı devirmek için, tüm güçlerini seferber ediyorlardı...

Fakat bir türlü Erdoğan’ı yıkamıyorlardı...

24 Nisan 2007 bildirisiyle, askerler vasıtasıyla, bir kez daha Erdoğan’ı yıkma hedefine yöneldiler...

Fakat ummadıkları bir Ak Parti ve Erdoğan, direnişiyle karşılaştılar...

Tam bu esnada, yeni bir taktiğe yöneldiler ve Erdoğan’ın yakın çevresine çengel attılar...

Abdüllatif Şener de, bu çengel atılanlar arasında yer alıyordu...

Abdüllatif Bey, amiyane tabirle, ‘Ak Parti yıkılacak ve siz Başbakan olacaksınız...’ zokasına takıldı... 

O günlerde, bazı yakın arkadaşları ikaz ettiler Abdüllatif Şener’i...

Zokayı yutmaması için uyarılarda bulundular...

Bu ikazları yapanlardan birisinin de, 1970’li yıllardan arkadaşı olan Fuat S.... olduğunu biliyorum...

Abdüllatif Şener Bey, bu ikazların hiç birisine aldırmıyordu...

MTTB’li dönemlerinde Ulus’ta, Kızılay’da, Tandoğan’da ‘Katil Esed...’ diye, Hama’da binlerce Müslümanı katleden Baba Esed aleyhinde slogan atan Abdüllatif’ten...

4 yıldan beri Suriye’de Müslüman kanı akıtan ve 200 binin üzerinde insanı katleden, Esed’i tebrik eden Abdüllatif’e...

Yazık... Çok yazık...

Tıpkı Sahabeden Salebe gibi...

‘Mescid-i Nebevi’den hiç çıkmaz...’ denecek kadar,  cemaat namazına hassasiyet gösteren, fakir bir sahabe idi... Zengin olmak istiyordu... Peygamber Efendimiz(sav)’e müracaat ederek, ‘Zengin olması için, dua etmesini’ istedi...

Efendimiz (sas) Hazretleri ise “‘Şükrünü yaptığın az mal, şükrünü yapamadığın çok maldan hayırlıdır!’ sözleriyle, ikaz etti.

Salebe’nin ısrarı üzerine, ‘Salebe’ye istediği malı ver, ya Rab!’ diye niyazda bulundu.

O günlerde, birkaç koyunu olan Salebe’nin, sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki, artık cumaya dahi gelmiyor, çölde sürüsünü güdüyordu...

Zekat ayetleri inzal olduktan sonra Peygamberimiz, servet sahiplerine zekat memurları gönderdi.

Salebe’ye de zekat memuru gönderdi:

-Malı çok olanların kırkta birini, yoksulun hakkı olarak ayırıp, vermesi gerekiyor. Biz, bunu alıp götürmek üzere geldik.

- Çölde aç susuz dolaşarak kazanan benim. Size ne oluyor ki, gelip benden haraç istiyorsunuz? Bu sizin istediğiniz, haraçtan başka bir şey değildir diyerek; Resulüllah’ın gönderdiği zekat memurlarını, eli boş çevirdi. 

Salebe’nin zekat memurlarını reddini duyan Resulüllah (sas) Hazretleri: 

- Yazık oldu Salebe’ye!, diye üzüntüsünü dile getirdi...

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23