--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zekanın serbest oyunları: Zarif nükteler

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
23

Zekanın serbest oyunları: Zarif nükteler

LATİF ERDOĞAN

Nükte, dudakta tebessüm, gözlerde kıvılcım, zihinde iz bırakan söz demektir. O, keskin ve kıvrak zekanın doğaçlama ürünüdür.

Gençlik yıllarımda, okuduğum yüzlerce kitapta gördüğüm bazı nükteleri bir deftere kaydetmiştim. Defteri unutmuştum. Geçenlerde başka bir vesile ile arşivimi karıştırırken elime geçti. Açıp tekrar okudum. Hemen hemen bir kitap olacak kadar nükte kaydetmişim. Bugünkü yazımda onlardan birkaçını sizinle de paylaşayım istedim.

l Hyde Park’ta çok güzel konuşan bir rahip çeşitli dini konularda konuşuyor kalabalık da sükûnetle dinliyordu. Fakat hemen oracıkta saçı başına karışmış, üstü başı pis bir adam vardı. İkide bir rahibin sözünü kesiyordu. Bir defasında: “Hristiyanlık denen şey iki bin senedir var olduğu halde ne işe yaramış yani? Diye bağırdı ve ilave etti: “Dünyanın hali meydanda.” Din adamı bu oyun bozana bir süre acıyan gözlerle baktıktan sonra şöyle dedi: “Haklısınız. Su denen şey de iki milyon seneden beri mevcut. Ama neye yaramış? Boynunuzun ve kulaklarınızın hali meydanda…”

l Sokrat idama mahkum edilince karısı ağlayarak, “Zavallı Sokrat, der, haksız yere öldürülüyorsun.” Sokrat gülerek cevap verir: “Ne o, yoksa haklı olarak mı öldürülmemi isterdin?”  

l İran’ın dev şairi İbn-i Mukaffa, devrin büyük dil alimi olan İmam Halil ile karşılaşır ve bir müddet sohbet ederek ayrılırlar. Daha sonra İbn-i Mukaffa’ya “Halil’i nasıl buldun?” diye sorarlar. Cevap verir: “Aklı ilminden fazla.” (Yani cahil) Aynı sual İmam Halil’e sorulunca o da şöyle der: “İlmi aklından fazla”.(Yani ahmak)

l Tales, “Hayat ile ölüm arasında hiçbir fark yoktur” derdi. Bir gün yine aynı ifadeyi kullanmıştı. Yanında bulunanlar sordu: “O halde niçin ölmüyorsun?” Cevap verdi: “Fark olmadığı için?”

l Abdullah Cevdet’in suratı çiçek bozuğudur. Süleyman Nazif zaten onu hiç sevmemektedir. Bir gün şöyle der: “Çok samimi adamdır şu Abdullah Cevdet. Siretini suretinde taşır.” (İçi neyse dışı da odur)  

l 3. Napolyon, o sırada Paris’te Büyükelçi olan Ahmet Vefik Paşa’ya “Paşa, der, Osmanlı’nın çatırtısını duyuyorum.” Paşa gayet vakur şu cevabı verir: “İstanbul buraya çok uzaktır, ses duyulmaz. O sizin duyduğunuz İmparatorluğunuzun çatırtısıdır.”

l 3. Napolyon, Vefik Paşa’ya “Sen kendini Yavuz’un elçisi mi sanıyorsun?” der ve alay etmek ister. Paşa cevabı yapıştırır: “Öyle olsaydı, siz Fransa’da imparator olamazdınız.”

l Avukatı, Necip Fazıl’a o günkü mahkeme seyrini anlatmaya gelmiştir. Üstat sorar: “Nasıl geçti?” Avukatı “Efendim her şey yolundaydı” diye cevap verir, ardından da ilave eder: ”Keşke mahkemede bulunsaydınız da biz de tarihi bir gün seyretseydik.” Hiçbir art niyet olmasa da şahitlik etmek yerine yanlış kullanılan seyretmek kelimesi Üstadı öfkelendirmeye yetmiştir. Öfkeyle “Ben seyredilecek sirk hayvanı mıyım?” der.

l Necip Fazıl, bir gün “Mürşidim” dediği Abdulhakim Arvasi Hazretlerine “Ben dünyanın en büyük günahkarıyım” der. Fakat bu itirafta bile bir gurur, kibir sezen Hazret şu cevabı verir: “Dünyadan ne büyük günahkarlar gelip geçmiştir…”

l Yaşça kendisinden küçük bir dostu, birkaç gün evvel kalbini kırdığından dolayı özür dilemek üzere Ahmet Haşim’in yanına varır. Elini öptükten sonra “Efendim, özür dilerim. Herhalde geçenlerde sizi darılttım” der. Haşim cevap verir: “Büyükler darılmaz sadece kızar.”

l Büyük İtalyan şairi Trilussa’ya bir genç yazdığı hikayelerden birini gönderir. Ekteki mektupta da: “Şayet birkaç virgül noksansa, artık onları da siz ilave ediverin” der. Trilussa’nın cevabı: “Gelecek sefer siz sadece virgülleri gönderin, yazıyı ben ilave edeyim” olur.   

l Aristo, bir gün gösterişli bir gençle sohbet eder. Delikanlı o kadar saçma şeyler konuşur ki, Aristo şöyle demekten kendini alamaz: “Çok muhteşem bir ev. Fakat içinde kimse yok, bomboş…”

l Fatih’e hocası Molla Gürani sorar: “En çok sevindiğin, sürur duyduğun an hangi andır*” Fatih cevap verir: “Muhtaç ve mahrum olduğum şeyi bulduğum an.”

Yorumlar

(23)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mert

21 Nisan 2025 01:39

Latif dayı. Sen ne lahanasın ne turşu. Ne yönü belli ne duruşu. Yıllarca tanıdıgın bildigin insanlara zulüm yapılırken tek bir kere günah yazık dedin mi diyebildin mi. fetö denilen o yapının en üst kademesinde idin. Garipler gazete dergi icin hapis yatarken işlerinden atılırken güneş yüzü gösterilmezken senin vicdanın rahat mı ki bir kere bile Adalet demiyorsun. Tabi demezsin diyemezsin. Mert olmak o kadar kolay degil demi. Milleti cemat diye topladınız sonra ateşin icine attınız kenara cekildiniz.

Kutatku Bilig

20 Nisan 2025 10:28

Nokta cümleyi nükte sözü düğümler. Nokta ne kadar önemliyse nükte de o kadar önemlidir.

Saim Seçenek

19 Nisan 2025 22:15

Aktardığınız nüktelere kısa da olsa yorum getirseydiniz daha istifadeli olurdu. O tür yazılarınızı da bekliyoruz, kıymetli hocam.

Nûreddin Zengi

19 Nisan 2025 22:12

Altının kıymetini sarraflar anlar, vesselam.

Yakup Ağlar

19 Nisan 2025 14:25

N. F. Kısaküreğin bütün dedikleri nükte. Üstad, avukatının yanlış kullandığı kelimeye unutamayacağı bir cevapla karşılık vermiş.

Kanber

19 Nisan 2025 13:21

Selamlar. Allah razı olsun. Allah'a hamd, Resulüne salavat Müslüman ecdadımıza da Allah'tan rahmet diyorum.

Selman

19 Nisan 2025 13:00

Her nükte büyük tecrübenin hayat hikayesidir. Elbette söz geçekten nükteyse...

Gürpınar Okçu

19 Nisan 2025 12:52

Nükte damıtılmış sözdür. Az sözle çok anlam ifade etme tekniklerinden biridir. Bu kabiliyet insanda sonradan da kazanılabilir. Çok nükte okuyarak...

Eren Erdoğan

19 Nisan 2025 12:45

Akitte Doğu Batı sentezi yazılar görünce memnun oluyorum. Derlenen nükteler de böyle olmuş. Tadı damağımızda kaldı. Gerisini bekleriz.

Albay Gündoğan

19 Nisan 2025 12:42

Nükte kültürümüzün artırılmasında fayda var. Şimdiki nesil kısa konuşmaya meraklı. Fakat konuştukları kuş dili. Hiç olmazsa nüktelerle vecizelerle tanışsınlar, konuşsunlar. Bence büyük hizmet olur.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle