--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyasal sistem üzerine

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
18

Siyasal sistem üzerine

LATİF ERDOĞAN

Türkiye’nin ve dünyanın gündeminden düşmeyen müşterek mesele “siyasal sistem”dir.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi vesileyle Çin Başkanı Şii tarafından şeref konuğu sıfatıyla Çin’e davet edilmesi sistem konusunu tekrar gündeme taşıdı.

Konuyla ilgili pek çok makale yazıldı, televizyon kanallarında konu uzun uzun tartışıldı. Bu vesileyle bizde şahsi görüşlerimizi sizinle paylaşalım istedik.

Latin ve Grek kökünden gelen bir kavram olan sistemle ilgili pek çok tanım var. Fakat bizim de benimsediğimiz tanım: ”Birbirine karşılıklı bağımlılık ilişkileriyle bağlı parçalardan oluşan bütüne verilen addır.”

Elbette bu parçaların neler olduğu ya da neler olması gerektiği hususunda bir konsensüs yoktur. Öyle olmadığı için de genel kabul görmüş bir sistemden bahsetmek zordur.

Dünyayı tek kutuplu yönetmeye alışmış mevcut sistemin alternatifi kesinlikle çok kutuplu bir dünya düzeni öngören sistem olmamalıdır. Projelendirilmesi gereken sistem kutupsuz bir dünya düzeni teklif etmelidir. Fıtri ve kalıcı olan da ancak böyle bir sistemdir. O da evrensel normlardan oluşmak durumundadır.

“Sistemin en önemli özelliği en ufak bir parçası bile değişse bütünün bundan etkilenmesi ve değişmesinin kaçınılmaz olmasıdır.” Bu tespit bizim de aynen kabul ettiğimiz bir tespittir. Onun için de sistemi, bölünemez, parçalanamaz bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğini söylemekteyiz. 

Sistem ile rejim çok kere birbirine karıştırılan iki kavramdır. Hem sistemin hem de rejimin ulusal ve uluslararası ölçekte ele alınması gerekir. Ulusal rejim, devleti meydana getiren unsurları müşterek bir düşünce ve idealde bir araya getirme ve bir arada tutma faaliyetidir. Ulusal sistem ise ulusal ölçekli rejimi uygulamaya koyma kabiliyetidir.


 

Uluslararası rejim, birden çok devleti çıkar ya da kaygı merkezli bir araya getirme ve bir arada tutma faaliyetidir. Uluslararası sistem ise uluslararası rejimi uygulamaya koyma kabiliyetidir. Sistem soyut rejim ise göreceli de olsa somut bir kavramdır. Yani rejim, sistemin ete kemiğe bürünmüş halidir. Rejim ceset ise sistem ruhtur. İkisi bir arada olduğunda hayat bulmuş olurlar. Ve bunlar asla ikisi birlikte ve birbiriyle uyumlu olmadan işlevsel varlık gösteremezler.

İnşada önce sistem sonra rejim gelir. Sistem olmadan rejimden bahsedilemez. Sistemsiz rejimin yaşama şansı yoktur.

Sistemin ontolojik özneleri, ilim, ahlak, adalet, dindir. Sosyolojik öğeleri ise, bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, spor, sanat ve estetik kavramlarıdır.

Bir sistem bunların bütününü yöresel bazda temsil ediyorsa ulusal sistem, evrensel ölçekte temsil ediyorsa uluslararası sistem olma hüviyetini kazanır.


 

Otuz sene kadar önce bir vesileyle tanıştığımız Rus Şarkiyat Enstitüsü Başkanı Rostivlav Rıbakov, bana, “otuz senedir Rusya, Çin ve Hindistan olarak yeni bir sistem üzerine çalışıyoruz” demişti. Demek şimdilerde bu çalışma altmış yılını doldurdu. Şanghay bu çalışmanın bir ürünü mü bilmiyorum. Eğer öyleyse çok mesafe alınamadığı ortada. Rıbakov’a din olarak ne düşünüyorsunuz, diye sormuştum. Budizm’i, demişti. İslam’ı düşünüyor olsaydınız, ben de çalışmalarınıza iştirak ederdim, dedim. Cevap vermedi, sadece “yaptığımız sohbetten anladığıma göre biz daha bu konuda sizin geldiğiniz seviyeye ulaşamadık. Sizi Rusya’ya davet edelim, gelme imkanınız olursa bütün çalışmalarımızı sizinle de paylaşabiliriz” dedi.


 

Kur’an-ı Kerim’deki “Millet-i İbrahim” kavramı bize insanlığın üzerinde uzlaşabileceği nihai evrensel sistemin ipuçlarını verir. Onu oluşturan özne ve öğeler ise Hz. İbrahim’in sınandığı kelimelerdir. Bu kelimelerin neler olduğu ise bir başka yazı hatta yazıların konusudur. Dediklerimin İbrahimi dinler projesiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisinin olmadığını da bu arada dermeyan etmiş olayım.

Yorumlar

(18)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ömer

7 Eylül 2025 01:28

Müptezel

ata

6 Eylül 2025 22:59

ibrahimi dinler artık yok. sadece islamiyet vardır. hepsi zail olmuştur... geçersiz bir paradan teneke dolusu olsa anca ısınırsın yakarak... mutluluk yolu bellidir. sosyal sistemler sosyal adalet ile en ideal hale gelir ki, uzakta aramaya gerek yok...

Zeki Timur selamlarımla

6 Eylül 2025 18:39

Latif bey ibrahimi dinleri birileri de öne sürüyordu. Hatta ezandan kamet ten Muhammed'ürresulüllahı çıkardınmı mesele yoktur. Hani dinler arası diyalog gibi ! Senin onu kastetmediğini de biliyorum.Selamlarımla

Güzel gören

6 Eylül 2025 15:01

Müslüman kitlelerin önemsemediği hatta bilmediği çok önemli bir konu... sistem... inşallah bir gün sistemimizin varlığını konuşuruz.

Hayati Yalnızuçar

6 Eylül 2025 14:54

Çok öenemli bir konuya değinmişsiniz. Aslında sistem varlık yokluk meselesidir. En kötü sistem sistemsizlikten iyidir.

Ufuk Öngören

6 Eylül 2025 12:19

Ufuk açıcı bir yazı. Kafamdaki pek çok askıda kalmış mesele yerli yerine oturdu. Konuya ilgi duyan bir kişi olarak teşekkürler...

İsmail Beğendi

6 Eylül 2025 12:17

Konuyu Zihni’nizde olgunlaştırdığınız anlaşılıyor. Bu işin pratiğe dökülmesi ise ancak devlet gücüyle olur. İnşallah yetkililer size ulaşır. Akademik çevre konuya sahip çıkar.

Ali Hüseyin Beyaz

6 Eylül 2025 11:29

Latif bey, sizi tebrik ediyorum. İyi ki varsınız. İnşallah yazılarınızla Hz. İbrahimin sınandığı kelimeleri de öğrenme şansımız olur.

Ağa Ahmet

6 Eylül 2025 11:26

Kompleksiz, kendinden emin, ayağı yere basan bir yazı. Allah razı oldun, kaleminize güç, bereket versin.

Ahmet Serdar

6 Eylül 2025 11:23

Rıbakov haklı. Konuyu kavramlaştırmak zordur. Siz işin yarıdan fazlasını halletmişsiniz. Tebrikler, dostum.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle