• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

RÜYA

29 Mayıs 2026
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

RÜYA

           LATİF ERDOĞAN

Ellerini öptüm. Bir kenara çekildim. Ayakta beklemeye durdum. Gelen bütün ziyaretçiler de aynı şeyi yapıyordu.  Son ziyaretçi de gelince o da ayağa kalktı. Yüzü, bütün cemali tecellileri aksettirir derecede güneş gibi parıl parıl parlıyordu.  

Kısa bir müddet suskun kaldı. Sonra sükutunu davudi sesiyle bozdu. Kardeşlerim, dedi, bugün size büyük bir müjde vereceğim.  Arafe günü (2026) dünya semasına bir nur indi. Takdis isimli bu nur inşallah önümüzdeki yüzyılın hakim karakterini tayin edecektir.


 

Eğer beşer kirli eliyle müdahale etmez ve takdirin tebdiline sebebiyet vermezse önümüzdeki yüzyıl içinde savaşlar yok denecek kadar azalacaktır. Teknolojinin yalnız bıraktığı fertler büyük bir tazyikle kendilerine aidiyet merkezi arayacaklardır. Bu merkez hiç şüphesiz din olacaktır. Dinler arasında İslam’ın yıldızı tekrar parlayacak ve insanlar İslam’a fevç fevç dehalet edeceklerdir.

“Allah’ın yardımı ve fetih geldiği, insanların akın akın Allah’ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir.” (Nasr, 1-3)  beyanında anlatılan bütün hakikatler bu zaman diliminde tekvini dille okunacak, İslam yeniden payidar olacaktır.



 

“Andolsun ki, Allah peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse Mescid-i Haram’a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş ve kiminiz de kısaltmış olarak korkmaksızın gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi.” (Fetih, 27) ayetinin haber verdiği fetih rüyasının külli kanunu her asırda, ayrı bir veçhesiyle tahakkuk edecektir.

Kardeşlerim,  “Rüyada Bir Hitabe” de denilenler bir bir zuhur ediyor ve edecek. Orada denilmiş ki:  “Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar.


Eskiden beri ilay-ı kelimetullah ve bekay-ı istiklaliyet-i İslam için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini yek vücut olan alem-i İslama fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslamiyenin felaketi, alem-i İslamın saadet-i müstakbeliyesiyle telafi edilecektir. Zira şu musibet, maye-i hayatımız ve abı hayatımız olan uhuvveti İslamiyenin inkişaf ve ihtizazatını harukulade tacil etti. Biz incinir iken alem-i İslam ağlıyor. Avrupa ziyade incitse bağıracaktır. Şayet ölsek yirmi ölecek üç yüz dirileceğiz. “



 

Evet kardeşlerim, Filistin’de, Gazze’de, İran’da, Lübnan’da yaşananlara da bu zaviyeden bakılmalı asla ümitsizliğe düşülmemelidir. Allah, birbirine mukabil tutarak dengelediği kuvvetler muvazenesini, büyük devletleri birbirine kırdırarak sürdürecek ve aralarındaki rekabet ve gizli husumet, onların bütün dünyayı kendi aralarında pay etmelerini engelleyecektir.

“Eğer Allah’ın insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulur fesat hakim olurdu” (Bakara, 251) ayeti bize bu dersi veriyor.

 “Yakimim var ki, İstikbal semavat u zemin-i Asya/ Bahem olur teslim yed-i beyzay-ı İslam’a”


 

“Beşaret veriyor ki,  asıl insaniyet-i kübra olan İslamiyet, semay-ı istikbalde ve Asya’nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi Pertev- efşan olacaktır.(Muhakemat)


 “Evet, ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır! “

Uyandığımda,  içim inşirahla dolu, son cümleyi durmadan tekrar ediyordum…

Aziz dostlar, bir buruk bayramı daha geride bıraktık. Gazze’li kardeşlerimiz, ateşkese rağmen İsrail’in her türlü kahpe planlarına hala sahne oluyor. Lübnan yine bombalanıyor. Bunlara karşı alınan tedbirler, yapılan kınamalar, protestolar yetersiz kalıyor.


 

 Vicdanımızın her zerresi inim inim inliyor. Ruhumuz feryat ile “Meta nasrullah” ayetini okuyor. Allah’ın yardımı çok yakındır, nidasını susuzluktan ölmek üzere olan bir insanın suya hasreti misali hasretle bekliyoruz.

 Zamanını bilemesek de ümidimiz tamdır. Üstünüz, çünkü inanıyoruz. Evet, Rabbimizin buyruğuna inanıyoruz: “Onlar size incitmekten başka zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa geri dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.”(Al-i İmran, 111)

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Rüya Takdis Nuru İslam’ın Geleceği Gaza ve Filistin İstikbal İnkılabı Bediüzzaman Said Nursi Rüyada Bir Hitabe Ümitvar Olunuz Nasr Suresi

Latif Erdoğan hocamız, kaleme aldığı bu çarpıcı rüya anlatısıyla İslam dünyasına büyük bir istikbal müjdesi veriyor. 2026 yılı Arefe günü dünya semasına inen "Takdis" nurunun önümüzdeki yüzyıla yön vereceğini belirten Latif Erdoğan hocamız; Gazze, Lübnan ve Filistin'deki acılara rağmen ümitsizliğin prangalarını kırıyor: "En yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır!"
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23