--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İman davamız

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
21

İman davamız

Latif Erdoğan

Düşünce dünyamızı sağlam temeller üzerine oturtmak zorundayız. Hele her şeyin her an değişebildiği günümüz dünyasında söz konusu temellendirme hayati önem arz etmektedir. En küçük sarsıntıda yıkılabilecek bina ne kadar tehlike altında ise, en küçük fikri dış müdahalede varlığını koruyamayacak kadar nahif düşünce dünyası da o kadar tehlike altındadır.

Düşünce dünyamızın en önemli kısmını inançlarımız oluşturur. İnançlarımız bizim dinimizdir. Allah katında tek din vardır; onun adı da İslam’dır. Bu, bütün semavi dinlerin ortak ismi İslam demektir. Din tekdir ve değişmez. Fakat şeriatlar zamana, şartlara ve toplumlara göre değişiklik gösterir. Şeriat, ibadetlerden, muamelattan ve ahlaki ilkelerden oluşur. Din ise iman esaslarını ihtiva eder. Her peygambere gönderilen din aynı olmakla beraber şeriatlar farklı farklıdır.

İman davasını omuzlayan ilmin adı Kelam ilmidir. Bütün peygamberlerin gönderiliş gayesi insanları dine yani imana davet olduğuna göre bu ilmi ilk peygamber Hz. Adem’e dayandırmak mümkündür. O’nun tevhit öğretileri, kendisine indirilen suhuf çerçevesinde Kelam ilminin de ana konularını oluşturur. Fark, icmal ve tafsil farkıdır. Yani o dönemde özetle anlatılan ana konular, daha sonra gelen Peygamberler tarafından açılmış, Peygamber Efendimiz ile bu açılım kemal noktasına ulaşmıştır.

O’nun yetiştirdiği güzide toplum sahabe imanda kazandıkları derinlikle temayüz etmiş; imanları onları peygamberlerden sonra en seçkin topluluk haline getirmiştir. İnandıkları Allah’a öyle inanmışlardı ki, Hz. Ali’nin ifadesiyle perde açılıp Rabbimi görsem imanımda bir ziyade olmayacak demek noktasına gelmişlerdi. İşte biz buna hakkalyakin iman diyoruz. Bütün sahabenin imanı böylesine derin, böylesine sağlam bir imandı.

Onlar, Kur’an’a da böyle bir imanla inandılar; onlar Peygamberimize de böyle bir iman ile inandılar; ahirete, meleklere, diğer suhuf ve kitaplara, diğer peygamberlere, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna hep böyle bir iman ile inandılar. Elbette imanları amellerine de aksetti; bu sayede amellerindeki keyfiyete başkalarının yetişmesi imkânsız hale geldi.

Öyle ki, Hasan-ı Basri gibi tabiinin en büyük şahsiyeti ile sahabe topluluğunun en gerilerinde kabul edilen Vahşi arasında mukayese yapılmak istendiğinde “Hasan-ı Basri, Vahşi’nin atının burnuna giren toz bile olamaz” denildi.

Bediüüzaman Hazretleri konuyla ilgili kendi iç tecrübesini şöyle aktarır: “Bir zaman kalbime geldi, niçin Muhiddin b. Arabi gibi harika zatlar sahabelere yetişemiyorlar? Sonra namaz içinde “Sübhane Rabbiye’l Ala” derken, şu kelimenin manası inkişaf etti. Tam manasıyla değil fakat bir parça hakikati göründü. Kalben dedim: Keşke bir tek namaza bu kelime gibi muvaffak olsaydım, bir sene ibadetten daha iyi idi.” Namazdan sonra anladım ki o hatıra, o hal sahabelerin ibadetlerindeki derecelerine yetişilemediğine bir irşattır.” /27. Sözün Zeyli, İkinci Sebep)

Efendimiz şöyle buyurur: “Ashabıma sövmeyin. Nefsin elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer biriniz Uhud dağı kadar altını Allah yolunda harcasa, bu onlardan birinin bir ölçek ya da yarım ölçek sadakasına yetişmez.” (Ebu Davud)

Ve yine buyurur: Mahşerde insanları gördüm. Kimisinin üzerindeki elbise göğüslerine, kimisinin göbeğine, kimisinin dizlerine kadardı. Ömer’i de gördüm. Onun elbisesi yerlerde sürünüyordu” Kendisine “Nasıl tevil ettiniz Ya Resulullah” diye soruldu. “İman” buyurdular. Şüphesiz bütün sahabenin imanı öyleydi; ve bu yönüyle de onlara yetişilmesi imkansızdı.

İmam Maturidi, Fetih Suresinin son ayetinde anlatılan sahabeye ait vasıfları; bazı şahıslara özel işaretler olarak değil bütün sahabeye ait vasıfların anlatımı olarak kabul eder. Bu isabetli değerlendirme bütün sahabeye saygılı, hürmetli olmamız gerektiğinin de en bağlayıcı referansıdır. Ayrıca, bütün dini değerlerimizi bize aktaran topluluğun bu kadar seçkin vasıflara sahip olmaları, iman ve itikadımızın nasıl sağlam bir zemine oturduğunu göstermesi bakımından da çok çok önemlidir. 

Ayette mealen şöyle denilmektedir: “O, Allah’ın elçisi Muhammed’dir. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, Allah’ın lütuf ve rızasına talip olarak hep rükûda ve secdede görürsün. Secdenin tesiriyle yüzlerine simaları oturmuştur; Tevrat’ta onlar için yapılan benzetme budur. İncil’deki misalleri ise bir ekindir: Filiz verir, onu güçlendirir, kalınlaşır ve kendi sapları üzerine durur, kendini çiftçilere beğendirir. Onlar yüzünden kâfirler öfkeden çatlasınlar diye (böyle yapmıştır.) Onlar arasında iman edip salih amel işleyenlere Allah bir bağışlama ve büyük bir ödül vadetmektedir.” ( Fetih, 29)

Ve sözümüzü Efendimiz’den bir buyrukla noktalayalım: “Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Onlardan hangisine uysanız hidayeti elde etmiş olursunuz.” 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Doğruya Doğru

2 Şubat 2025 16:42

Adil Kemal, doğru söylüyor. Umumi faziletle hususi faziletleri birbirine karıştırmamak gerekir. Sahabi olması yönüyle Vahşi, Hasanı Basri’den büyüktür, demek doğrudur. Fakat bazı hususi faziletlerde Vahşiyi çok gerilerde bırakacak bir şahsı, onun atının burnuna giren tozla mukayese etmek yanlıştır, İslamın doğrudan insana verdiği değere de muhalif bir düşüncedir. Aynı mukayese sahabenin en önde gelenleriyle de yapılsa doğru olmazdı. İfrat ve tefritten uzak durmak gerekir.

Neco

2 Şubat 2025 00:13

Kiylu kal etme Bahtiyar yılmaz,bunlar sahabi safvı evvel zatlar...

Yolcu

1 Şubat 2025 22:17

Hasan-ı Basri ve Vahşi kıyaslaması bana çok çarpıcı geldi. Bu tür örnekler bellekte kalıcı oluyor. Sahabi anlayışımıza katkısı yadsınamaz.

Gündüz Işık

1 Şubat 2025 22:14

Özellikle şu üç aylarda bu tür dini konulara ağırlık vermekte yarar var. Latif hocamıza teşekkürler.

Ata Pehlivanoğlu

1 Şubat 2025 22:11

Rabbim hepimizi iman ve islamda sabit kadem etsin...

Hayati Kaymaz

1 Şubat 2025 22:08

Doğuştan Havari yaradılışlı olmayanlar, dava adamı olamazlar, dava adamı olarak özlemezler. Bu da bir nasip meselesi.

Adil Kemâl

1 Şubat 2025 21:47

Bir de yine ( affınıza mağruren) belirtmeliyim ki bazı tasavvuf kitaplarında dahi yer alan “Hasan-ı Basri (çoğu bu mübarek zat yerine en büyük evliya olarak yazıyor), Vahşi’nin atının burnuna giren toz bile olamaz” sözü ( Abdullah ibni Mübarek mahreçli) büyük bir sevginin coşkun bir terennümü olarak değerlendirilemeyecek derecede tamamen uydurma ve batıl bir sözdür. Unutmayın ki tabiinin en büyüğü addedilen Hasan Basri hz’lerinin yanı sıra o dönemde Hz. Peygamberin Hırkasıyla şereflendirdiği Üveys ül Karani Hazretleri var. İmam Zeynelabidin Ks hazretleri dahi o dönemin en büyük zatlarındandır. Sonrasında da başta Abdülkadir Geylani hazretleri olmak üzere ki (Bu babta not olarak: Bediüzzaman hazretleri Resulullahın sav Hz. Hasan’ın ks alnında öpüşünün hissesi azimesi Hz. Abdülkadir’e aittir tespiti söz konusudur). nice nice evliyullah gelmiştir. Emevi’ye yaranma çabası içinde olan bu talihsiz ve bir o kadar da İslami Edebe mugayir bu tespit, nasıl olduysa muhtelif kitaplara girerek bugüne kadar taşınmıştır. Sizin kadim ulemaya saygınızı bilir ve takdir ederim, ancak arada böyle hakikatle bağdaşmayan bir tespit olduğunu da tetkiklerinize sunmak istedim. Muhabbetle…

Adil Kemâl

1 Şubat 2025 21:20

Muhterem Latif bey, Hz. Ali (Kv) tarafından serdedilen (özetle) “perde kalksa yakinim artmaz” sözü sadece Hazrete aittir. Bütün sahabenin imanı böyleydi demek, her ne kadar hayırhah bir girişim olsa bile hakikata muhalif olur. Bunu siz de istemezsiniz diye düşünürüm. O Muazzez bir topluluktu, ancak herbirinin Hakk cc ve Resullah sav indinde yakinleri farklıydı diyebilmenin (ehlisünnet açısından bile) hiçbir mahzuru yoktur. Muhabbetle…

İman davası

1 Şubat 2025 15:44

Böyle bir dava burada anlatılmaz hocam; top mop, galatasaray, malatasaray, ali koç fatih koş gibi mevzular yok mu; onlara gel! Portekizli katolik topçular var hani kaşı ortadan kesik, transferler, transfer ücretleri falan filan işte, haa onlardan bahset. Ülke şu an %80 hayvan

Gafur Ortaparmak

1 Şubat 2025 14:29

Yazılarınızı dikkatle ve bazen topluca okuyor, üzerinde müzakere yapıyoruz. İman noktasında sahabe efendilerimize yaptığınız atıf bizi derinden etkiledi. Onlar hak ve hakikatin ilk elden şahitleri. Selamlar...

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle