--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Asimetrik altı tehlike (2)

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
23

Asimetrik altı tehlike (2)

LATİF ERDOĞAN

Geçen haftaki yazımızda Bediüzzaman Hazretlerinin Hücumat-ı Sitte isimli eserinde bahse konu edilen, dava adamlarını, hizmet erlerini yollarından çevirmek için insi-cinni şeytanların gerçekleştirdiği altı asimetrik tehlikeden üçünü arz etmiştik. Bugünkü yazımızda da diğer üç tehlikeyi arz etmiş olalım.

Dördüncü tehlike ırkçılıktır. İslam ırkçılığın her çeşidini ret eder. O, insanlığı aynı ana babaya dayandırır. Bütün insanlar Adem ve Havva’nın çocuklarıdır. Durum böyle olunca da hiçbir ırkın bir başka ırka üstünlüğü söz konusu değildir. İnsanlık üst başlığında eşitlenen her bir insan ferdi; alt başlıklardaki farklılıklar sebebiyle ayrımcılığa tabi tutulamaz.

İslam üstünlüğü takvada görür. Yani kim Allah’ın tekvini ve teşrii emirlerine uygun davranırsa o, öyle olmayanlara kıyasla daha üstündür. Bu da yaradılışa uygun fıtri bir neticedir. Nasıl ki, bilenlerle bilmeyenler bir kabul edilmiyorsa, Allah’ın tekvini ve teşrii emirlerine uygun davrananlarla ona muhalefet edenler bir ve eşit kabul edilemezler. Takva, insanın bütün istidat ve kabiliyetiyle, bütün his ve duygularıyla yani onu meydana getiren maddi manevi mahiyetinin bütünüyle Allah’a kullukta bulunmaktır. Öyle olamayanlara üstünlüğü de bu ayrıcalığı sebebiyledir. Bir farkla ki, takva dünyaya değil ahirete taliptir. Ayrıcalığın adresi de dünya değil ahirettir. 

Soy, sop ve asalet iddiası dinlerine mühtedi kabul etmeyen Yahudilerin dinlerini istismar ederek insanlığın içine attıkları en büyük fitnedir ve bu fitnenin bedelini bütün dünya ödemektedir. Her ırkçılık hareketi insanlığı aynı kötü akıbete götürür. Onlar yapıyorlar öyleyse biz de yapalım gibi bir yanlış mukabele; hasmının onulmaz bir hastalığını talep manasında anlamsız bir harekettir. Sonucu ise baştan bellidir. 

Bediüzzaman Hazretleri, 26. Mektup Üçüncü Mebhas’ta genel hatlarıyla ve derinlemesine işlediği ırkçılık konusunu  Hucumat-ı Sitte adlı eserinde biraz daha özele çekerek değerlendirir. Kendisinin Kürt olduğunu serrişte ederek, dile dolayarak talebelerini ondan soğutmak isteyen şovenistlere Eski Said dilini kullanarak ilzam edici cevaplar verir. Bu bölüm özetlenemeyecek kadar bir bütünlük arz eder. Onun için mutlaka bütünüyle kendi kaynağından okunmalıdır.

Beşinci tehlike enaniyettir. “Hakikaten insanda en tehlikeli damar enaniyettir ve en zayıf damarı da odur. Onu okşamakla çok fena şeyleri yaptırabilirler.

Ey kardeşlerim! Dikkat ediniz sizi enaniyetle vurmasınlar, onunla sizi avlamasınlar. Hem biliniz ki; şu asırda ehl-i dalalet eneye binmiş, dalalet vadilerinde koşuyor. Ehl-i Hak bilmecburiye eneyi terk etmekle hakka hizmet edebilir. Enenin istimalinde haklı dahi olsa mademki ötekilere benzer ve onlar da onları kendileri gibi nefisperest zannederler, hakkın hizmetine karşı bir haksızlıktır.

Bununla beraber etrafına toplandığımız hizmet-i Kuraniye, eneyi kabul etmiyor “Nahnü” istiyor. ”Ben demeyiniz, biz deyiniz” diyor. Elbette kanaatiniz gelmiş ki; bu fakir kardeşiniz ene ile meydana çıkmamış. Sizi enesine hadim yapmıyor. Belki, enesiz bir hadim-i Kurani olarak kendini sizlere göstermiş… Ve kendini beğenmemeyi ve nefsine taraftar olmamayı meslek ittihaz etmiş.

Bir şey daha kaldı, en tehlikelisi odur ki, içinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında bir enaniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazı da olsa o cihette enaniyetlidir. Çabuk enaniyeti bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da nefsi, o ilmi enaniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hatta yazılan risalelere karşı muaraza ister. Kalbi risaleleri sevdiği ve aklı istihsan ettiği ve yüksek bulduğu halde; nefsi ise enaniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımni bir adavet besler gibi Sözler’in kıymetlerinin tenzilini arzu eder.. ta ki kendi mahsulat-ı fikriyesi onlara yetişsin, onlar gibi satılsın. Hâlbuki bilmecburiye bunu haber veriyorum ki:

Bu dürus-u Kuraniye’nin dairesi içinde olanlar, allame ve müçtehidler de olsalar; vazifeleri –ulumu imaniye cihetinde- yalnız şu Sözler’in şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. (Buradaki ruhsat sadece allame ve müçtehitlerle sınırlıdır. Başkaları için böyle bir ruhsat söz konusu değildir. L. E) Çünkü çok emarelerle anlamışız ki, bu ulumu imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz. Eğer biri dairemiz içinde nefsin enaniyet-i ilmiyeden aldığı bir his ile şerh ve izah haricinde bir şey yazsa; soğuk bir muaraza veya nakıs bir taklitçilik hükmüne geçer.”

Altıncı tehlike tembelliktir. Dava adamı için tembellik ölümden beter hale düşmektir. Varlık gayesini unutmak, kazanma kuşağında kaybetmektir. Onları lüzumsuz meşguliyetlerle oyalamak; hizmet etmeye fırsat bırakmamak da bu meyanda insi-cinni şeytanların onlara kurdukları tehlikeli tuzaklardandır.  

Ariza: Hucümat-ı Sitte, çok yönlü önemli, dine hizmet hassasiyeti olan herkese hitap eden bir risaledir. Mutlaka okunmalı ve istifadeye çalışılmalıdır.

Yorumlar

(23)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Halil

16 Şubat 2025 02:25

Ulkemi seviyorum ve milliyetcigim ama kimseyi milletine göre yargilamam ama vatanimada pis ne idugu muktecileride kabul etmem ve istemem.milliyeti olmayanin vatanida olmaz.ummetcilik ise tam bir safsata biz Türkler ümmet olmak istedikçe Araplar bize düşman kesiliyor.hic bir zaman Araplar bizi ümmeti olarak gormemisken biz niye onları bu gözle bakalım.türkün Türkten başka dostu yoktur.ne mutlu türküm diyene

Yorum

16 Şubat 2025 02:07

Kendileri gibi

Ferid İslam

15 Şubat 2025 22:11

Reisin uzak doğu fütuhatını değerlendiren bir yazınızı bekliyoruz. Ayrıca, Ahmed Şara’nın Türkiye ziyaretiyle ilgili de bir şey söylemediniz. Suriye’de bir İslam devleti kurulacağı hususundaki kanaatiniz devam ediyor mu? Trump’un Devirdiği çamlarla ilgili görüşünüzü de merak ediyoruz. Selam ve hürmetler.

Mustafa Yeşilyurt

15 Şubat 2025 17:55

Elbette bu konular çok önemli, fakat Latif beyden daha güncel konularda da görüş bildirmesini istiyor ve bekliyoruz. Haftada bir gün yeterli değil, hiç olmazsa röportajlarvererek bu boşluk doldurulmalı diye düşünüyorum.

Bünyamin Sevindi

15 Şubat 2025 17:51

Risaleler bir bütün halinde değerlendirildiğinde bu tehlikelerin altı ile sınırlanmadığı da görülür. İhlas risalesi, uhuvvet risalesi gibi bütünüyle umde ve kurallar bütünü olan risaleler de mutlaka nazara alınmalıdır.

Irkçılıkbaşka

15 Şubat 2025 17:17

Irkçılık başka şey, milliyetçilik başka. Karıştırmayalım !

değil

15 Şubat 2025 19:39

ikisi de aynı şey, birincisi odunsu ve ayısal, diğeri ise kibar söylem, lastikli..

Emir Sultan Açıksözlü

15 Şubat 2025 16:14

Dünya yeni bir inkılabın eşiğinde. Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek ve gür seda İslamın sedası olacaktır, müjdesinin şafağı sökün edip üzerimize üşüşmüş bulunuyor. Az bir ferasetle bakanlar için bu böyle. Ne ki gözsüzlere pinhan imiş.

ırkçılık derken

15 Şubat 2025 16:13

chp’nin 6 okundan biri ve en uzun’u olan ırkçılık maddesi tek başına mhp ’nin kuruluş ve varlık nedenini teşkil eder. yani mhp siyaseten sağcı chp’dir. meral akşener ve ümit özdağ gibileri bu süreçte bunun apaçık delilidirler. şu anki mhp’de daha bunlardan o kadar çok var ki ve bitmez de..

ırkçılık derken

15 Şubat 2025 16:13

chp’nin 6 okundan biri ve en uzun’u olan ırkçılık maddesi tek başına mhp ’nin kuruluş ve varlık nedenini teşkil eder. yani mhp siyaseten sağcı chp’dir. meral akşener ve ümit özdağ gibileri bu süreçte bunun apaçık delilidirler. şu anki mhp’de daha bunlardan o kadar çok var ki ve bitmez de..

Mehmet Aktepe

15 Şubat 2025 12:16

Şerh ve izahını nasıl yapılacağının çerçeçevesi ise yine Risale-i Nur Külliyatının muhtelif yerlerinde çizilmiştir, onun haricine çıkmak haddi aşmaktır. Yani birisi çıkıp "ben allameyim veya müctehidim" o halde şu mevzuyu kafama göre açıklayayım diyemez. Çünkü Risale-i Nurun hocası R.Nurdur. Konu başka kısımda nasıl işlenmişse ancak o nazara verilmekle şerh ve izah yapılmış olur.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle