Okul çağı çocuğunun duygusal gelişimi

15 Eylül 2019 Pazar

        Değerli okuyucular, “Okul Çağı” çocuğun ilkokul ve ortaokul dönemini kapsayan, 6 ile 12 yaş arası dönemdir. Bebeklik ve ergenlik arasında kalan duygusal huzurun daha hakim olduğu, birçok duygunun gizlendiği bir gelişim dönemdir. Bu yüzden okul çağı dönemi psikolojide “gizli dönem” olarak isimlendirilir. Bu dönemin en hakim özelliği, daha önceden var olan birçok dürtüden uzaklaşmaktır. Davranışlarının altında yatan birtakım ihtiyaçlarını geri plana atarak kendilerini öğrenme ve bilgi biriktirmeye adadıkları bu dönemi birçok uzman “çalışkanlık dönemi” olarak adlandırır. Okul öncesi dönemde; yemek yeme, tuvalet alışkanlıklarını kazanabilme, tek başına giyinebilme gibi temel becerileri edinmek daha merkezde iken, ilkokulda; çocuğun belli alanlarda bazı becerileri gerçekleştirebilmesi beklenir. Bu dönem çocuğu için bilgi güçtür onu elde etmek ister. Otoriteyi ve kuralları fark edip içselleştirmesi beklenir. İlkokulda çocuğun sosyal, ilişkisel ve akademik becerileri kazanabilmesi önem kazanır.

Okul Çağı Dönemi 3 evrede incelenebilir. 

1.Başlangıç dönemi; tam da çocuğun ilkokula başladığı döneme denk gelir. Anne baba ile olan ilişki biraz daha geri planda bırakılır, okul, öğrenme ve arkadaşlarla ilişkiler odak noktası haline gelir. Çocuğun okulda kendini güvende hissetme duygusu tabiî ki yine anne babadan aldığı güçle gelir. Ancak çocuk yavaş yavaş okula uyum sağlamaya başlamasıyla birlikte anne babadan ayrışmaya başlar. Okula başlamak aynı zamanda tüm çocukları ailedeki kurallardan farklı kurallarla da tanıştırır. Çünkü okul içinde hem kuralları tanıması, bir grup içinde uyabilmesi ve arkadaşlarıyla işbirliği yapabilmesi beklenir. Bu dönemde kurallar henüz içselleştirilmemiştir. Kuralı bilir, tanır fakat kurala uyabilmesi için hâlâ dıştan onu denetleyecek bir diğer kişiye veya bir uyarana ihtiyaç duyar. Okula başlamak aynı zamanda çocuğun dış dünyaya açılması anlamına da gelir. Çocuk bu dünyayı okulda öğretmeniyle, arkadaşlarıyla neler yaptığını anlatarak eve de taşımaya başlar. Her ne kadar bu dönemde okul, öğretmen, arkadaşlar önem kazanmış olsa da çocuk için en önemli kişiler hâlâ anne ve babadır. Anne babanın yenilmez olduğuna ve her şeyi bildiklerine dair olan inancı devam eder.

Bebek ilk doğduğu andan itibaren tamamen haz ve doyum üzerine kurulu bir dünyası vardır. Bebek acıkır, ağlar, anne gelir bebeği besler ve bebek hem doyuma hem de hazza ulaşmış olur. “Ben istedim ve oldu” düşüncesi çocuk için mutlak doğrudur. Sütten kesilme, ek gıdaya geçiş, tuvalet alışkanlıklarının başlaması ve kuralların ortaya çıkması ile birlikte bu süreç yavaş yavaş tamamlanır. Çocuk 6 yaşına geldiğinde doyumu ve hazzı erteleyerek gerçekliğe uyum göstermeye başlar. Bu tam da çocuğun ilkokula başladığı döneme denk gelir. Burada çocuğun hazzı erteleyebilmesi için aile ve okulun rolü de ön plandadır. “Bunu şu an yapamazsın, daha sonra yapabilirsin ya da büyüyünce yapabilirsin” yaklaşımı çocuğun erteleme kapasitesinin ve hayal kırıklığı toleransının gelişimini kolaylaştırır. Engellemenin hiç olmadığı bir alan çocuk için güvensiz bir ortama dönüşür. Bir yetişkin için freni patlamış bir arabada yolculuk etmek nasıl bir duygu uyandırıyorsa, engellenme ve kuralın olmadığı bir ortam çocukta da benzer duyguları tetikler.

2. Orta dönem; bu dönemdeki çocuk nispeten daha güvenli olan 1. ve 2. sınıfı bitirmiştir. Arkadaşlık ilişkilerinde grup kurma ve gruplara dahil olma önem kazanır. Kendi kuralları ve ritüelleri olan kulüplere, topluluklara katılmaya başlayabilir. Kim olduğuna dair merak çok fazladır. Bu dönemde kızlarla erkeklerin özellikle oyunlarda birbirlerinden ayrıldıklarını görürüz. Hemcinsleriyle daha çok vakit geçirerek cinsiyet rollerini tanımak isterler. Bu dönemdeki çocuklar saldırganlıktan tamamen arınmış değildirler. Bu saldırganlık genellikle rekabeti içeren oyunlarla ve sporla kendini gösterir. Oyunları kazanmak, spor takımlarına seçilmek, öğretmenden yıldız almak çok önemli hale gelir. Arkadaşlarla oyunda, sporda veya derslerdeki rekabet, saldırganlığın güvenli bir şekilde yaşanmasını sağlar. 

      3. Son dönem; 10-12 yaşları arasındaki dönemdir. Çocukluk geçilmiş ama ergenliğe de henüz girilmemiştir. Çocuklar bu yaşlarda ebeveynlerinden farklı olmayı istemeye başlarlar. Giyeceklerine, yiyeceklerine ne zaman yatıp ne zaman kalkacaklarına kendileri karar vermek isterler. Yetişkinlerin, yani hem anne baba hem de öğretmenlerin rehberliğini ve disiplinini kabul etmekte daha isteksiz hale gelirler. Burada önemli olan çocuğun bağımsızlaşma isteğini kabul etmek ama aynı zamanda da güvenli yaşayabileceği bir çerçeve sunmaktır.. Yetişkinlerle kurulan iletişim şekli ve boyutuyla, arkadaşlarıyla kurduğu ilişki farklılaşır. Çocuk bu dönemde de “canım ne isterse onu yaparım” gibi bir yaklaşımdaysa bu durum çocukların okul uyum süreçlerinde de sıkıntılar yaşamasına neden olur. Hayata dair birtakım merakların da başlamasıyla birlikte çocuk kendi ile ilgili de birtakım hedefler belirlemeye başlar. Bu hedeflerin temelinde anne baba ile kurulan özdeşim de çok önemlidir. Erkek çocuğun büyüyünce babası gibi, kız çocuğun da annesi gibi olma arzusu, çocuğun kendi ile ilgili hedef belirleyebilmesini de kolaylaştırır. Ancak; çocuğun ihtiyaçlarını erteleyemediği, ebeveynlerinden ayrışamadığı ve bireyselleşemediği durumlarda, sosyal hayata ve okula uyum sağlamak, nesil farkını tanımak ve yaşına uygun sorumluluklar almak çocuk için zorlaşır.

Çocuklarımızın sosyal hayata, okula uyum sağlayabilmesi  ve mutlu olması duasıyla Allah(c.c)’a emanet olunuz. 

Kaynak: Youell, B. (2015). Öğrenme İlişkileri. İstanbul: Bağlam Yayıncılık

Danışma tel: 0212 503 79 95- 

0506 401 79 91

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti