İlkokula uyum süreci
Değerli okuyucularım, Yeni öğretim yılı başladı, yazıma başlamadan önce yeni öğretim yılının sevgili öğrencilerimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Çocuğu yeni ilkokula başlayacak tüm velileri kayıt, okul alışverişi telaşı sarar. Anne baba olarak kafanızda bir sürü soru işareti olur; acaba çocuğum okula uyum sağlayabilecek mi, orada arkadaş edinebilecek mi, onu okul fikrine nasıl alıştıracağız gibi sorular kafanızda düşünce halinde dolaşır.
Çocuğunuz anaokuluna gittiyse okul fikri ona zaten yabancı değildir. Evden, anne babadan uzaklaşma, yeni ve yabancı bir ortama girmeyi yaşamıştır. Ayrıca ilkokulda başarılı olmak için gereken bilişsel becerileri edinmiştir.
İlkokula başlayan çocuk da bazı endişelere sahiptir. “Okul nasıl bir yerdir?” “Neden okula gidiyorum orada neler yapacağım?” gibi soruların cevabı çocuğa okula başlamadan önce verilmedir. Aksi halde çocuk, neyle karşılaşacağını bilemeyecek, yaşadığı sorunlar karşısında çözümler geliştiremeyecektir.
İlkokula hazırlık önce bilişsel süreçle başlamalıdır. Okulun sadece ders yapılan bir yer olmadığı, orada oyun da oynanacağı, arkadaşları ve öğretmeniyle güzel vakitler geçireceği de söylenmelidir. Bazı veliler çocuğuna şöyle yanlış bir ifade kullanıyor; “Okul başlayınca artık fazla oyun oynamak yok, seninle akşamları ders çalışacağız” gibi yanlış ifadeler çocuğu okuldan soğutur, okulun yaşamına kötü şeyler getireceği gibi bir düşünce geliştirmesine neden olur.
Çocuğunuzu ne kadar okula hazırlamış olsanız da, size soruları devam edebilir, uyku ve iştahı bozulabilir. Ama daha sonra bu sorunlar yavaş yavaş azalacaktır. Bir örnek vakamı paylaşmak isterim;
Sibel, okula başladığı hafta, öğretmeni onun için okula başlamanın erken olduğunu gördü. Sibel okul öncesi anaokulu eğitimi almamıştı ve anne de çocuğuna eğitim vermemişti. Üstelik okul öncesi çok hastalık geçirmişti. Sınıfta sessizce oturuyor, kimseyle konuşmuyordu. Yazı yazamıyor, sayılara aklı ermiyordu. Öğretmen ailesine Sibel’i bir yıl daha bekletmelerini, çocuğun okula hazır olmadığını anlattı. Ama anne-baba bu durumu kabul etmek istemedi ve öğrenci okula devam etti. Ancak derslerde başarılı olamadı. Okuma yazmayı da öğrenemedi. Hepsinden de önemlisi ruh sağlığı bozulmaya başladı. Artık huysuzlaşmış ve kavgacı alıngan bir çocuk olmuştu. Uyku düzeni de bozulmuştu.
Bu vakada görüldüğü gibi aslında sorunlu olan çocuk değil, aileler… Aslında öncelikle anne-babanın eğitilmesi gerekiyor değil mi sevgili okurlar? Vakada anne bilinçli olmadığı için kızının kapasitesini bildiği halde onu okula devam etmesi için zorluyor. Sırf çevrem ne der diye… Olan tabiî ki çocuğa oluyor.
Değerli okuyucular, okula başlarken, çocuğunuzun zihinsel olarak hazır olmanın yanı sıra, sosyal ve duygusal yönden de hazır olması büyük önem taşır. Bazı çocuklarda okul kaygısı çok fazla olabilir.
Çocuklar için kaygı oluşturabilecek düşünceler şöyle sıralanabilir:
• Anne-babasından ayrı kalma endişesi, • Okul içinde kaybolma veya okulda unutulma endişesi, • Kalabalık sınıf ortamında kendisiyle ilgilenilmeyeceği düşüncesi, • Ders süresinin uzun gelmesi, oynamak istemesi, • Kuralları anlamada zorluk çekeceği düşüncesi, • Başarısızlık endişesi… gibi.
Araştırmalar, beş ilkokul çocuğundan dördünün okulun ilk günü sınıfta gerginlik yaşadığını göstermektedir.
Okula yeni başlayan çocuğunuz için dikkat etmeniz gereken noktalar;
Çocuğunuzu okulla ilgili olarak önceden bilgilendirin, okulu gezdirin, Güven verin, rahatlatın. Çocuğunuzun okulla ilgili bütün kaygıları dikkatle dinlenmeli, okulla ilgili gerçekçi bilgiler verilmeli. Bazı çocuklar okula uyum konusunda aşırı kaygılar yaşayabilir hatta okula gitmek istemeyebilir. Okul korkusunun çocuktan olduğu kadar, okul ve öğretmen tutumlarından da kaynaklanabileceği unutulmamalıdır. Okula gitme ile ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı ve çocuğun okula gitmemesine asla izin verilmemelidir. Ayrıca uzun vedalaşmalardan, kişisel kaygıların yansıtılmasından kaçınılmalıdır. Ev içinde de çocuğun anne-babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı. Ebeveynler, okula başlamadan önce okul alışverişini çocuk ile beraber yapmalılar.
Çocuğunuz için hazırlayacağınız her şeye, çantasına, kıyafetlerine vb. küçük kartlar ya da sürpriz yumurtalar koymaktan geri durmayın. Onu ne kadar sevdiğinizi her fırsatta hatırlatın.
Çocuğunuzun en çok nerede endişelendiğini öğrenin. Tuvaletlerde mi? Nedenleri neler olabilir? Zamanında yetişememekten mi korkuyor? Korktuğu konularla ilgili ve bunlarla karşılaştığında neler yapabileceği ile ilgili onunla konuşun. Kaygılarını “zaten olmaz ki” yaklaşımı ile önemsemezlik yapmayın. Sizinle gönül rahatlığı ile korkularından bahsedebileceği güvencesini verin.
Oyuncakları ile evde geçirdiği süreye özellikle okul başladıktan sonraki birkaç haftada saygı duyun. Dilerse küçük bir oyuncağını yanına alabileceğini söyleyebilirsiniz. Ancak kuracağı arkadaşlıkları, derslerde neler yapacaklarını anlatmalısınız.
Çocuğunuzun «ya öğretmenin beni sevmezse « diye kaygılanıyorsa yapmanız gereken; Okul başlamadan önce ya da okulun ilk günü sizin eşliğinizde öğretmeni ile konuşması işe yarayacaktır. Ve lütfen çocuğunuz bu ya da benzer sıkıntılardan bahsediyorsa, bize danışmayı ihmal etmeyin. Çocuğunuz daha fazla ilgiye ihtiyacı olabilir.
Çocuğunuz kimsenin onu sevmeyeceğinden endişeleniyorsa, onunla bir süre hafıza oyunları oynayın. Şimdiye kadar kurduğu arkadaşlıkları, nasıl arkadaş olduklarını, ilk tanıştıklarında neler yaptıklarını hatırlatın. Yine sahip olduğu arkadaşları üzerinden, kendisi ile yaşıt olan çocuklarla ne kadar çok ortak noktası olduğunu, neler paylaşabileceklerini gösterin.
Okula yeni başlayan çocuğun henüz yaşamadan, zihninde tasarladığı korkuların sönmesi için sabırlı ve kararlı bir tutum sergilemek gerekiyor. Okulun ona kazandıracakları, okulun özellikle evdeki durum ve ilişkileri açısından kayıplara yol açmayacağı vurgulanmalı. Sınıf öğretmeni ile kuracağı ilişkinin desteklenmesi, öğretmenin önerileri ile hareket edilmesi önem taşıyor. Başlarda çocukla birlikte derse girmek konusunda öğretmenin tutumu ve kararı belirleyicidir. Veliler, özellikle okulun ilk günlerinde ısrarla annesinden ayrılmak istemeyen ve sınıf ortamına karşı tepkili olan çocuğun yanında derse girebilirler ancak bu durumun süreklilik sergilememesi gerekiyor. Bu davranış hiçbir zaman birkaç günü geçmemelidir.
Aile bireylerinin, annenin sergileyeceği saldırgan, kırıcı tutum ve davranışlar çocuğun uyum sürecini olumsuz etkiler. Bu davranışlar çocuk tarafından sevilmediği, evde değerinin kalmadığı, itildiği, anne için başka ilgilerin kendisinin önüne geçtiği şeklinde algılanabilir. Saldırgan tutumların oluşturacağı sonuçları kestirmek mümkün olmayabilir. Korku ve tedirginlik bir iki haftadan uzun sürüyorsa, zaman kaybetmeden psikolojik yardım istemek gerekiyor. Rehber öğretmenler ilk başvurulacak profesyonellerdir. Yeterli çözüm bulunmazsa bu kez çocuk ruh sağlığı uzmanlarına başvurmak gerekir.
Çocuklarınızın yeni öğretim yılında başarılı olması duasıyla, sevgiyle kalın.
DNŞ TEL: 0212 503 79 95-
0506 401 79 91
www.psikologkivanctigli.com







