--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ergenlik ve depresyon

Kıvanç Tığlı Bulut
Kıvanç Tığlı Bulut

Ergenler, içinde bulunduğu dönemin özelliği olarak duygu, düşünce ve ilişkilerinde ani iniş çıkışlar yaşarlar. Algılama ve yargılamaları abartılı olabilmektedir. Depresif ergenler, içinde bulundukları bu dönemin özellikleriyle beraber erişkinlerden farklı olarak aşırı bir tedirginlik ve huzursuzluk, öfke patlamaları, çabuk sıkılma ve bıkma, dikkat dağınıklığı ve kurallara karşı çıkma eğilimi ön planda olabilir.

Değerli okuyucular, Ergenlerde temelde yatan tema, erişkin depresyonundaki gibi aslında kayıp yaşantısıdır. Bu kayıplar, ölüm ve bir arkadaşlığın bozulması gibi fiziksel ayrılıklar olabildiği gibi hastalık, yeteneksizlik, çirkinleşmek gibi bedensel bütünlük duygusunun kaybı, beklenen bir amaca ulaşmada başarısızlık ya da utanılan bir olayın sorumluluğunu yüklenmeye bağlı kendilik saygısının kaybı sonucu olabilir. Kayıp yaşantıları kız veya erkek arkadaş tarafından reddedilme gibi gerçek olaylar olabildiği gibi “Annem, babam beni artık sevmiyor, hiçbir şeyi başaramayacağım, yeteneksiz ve cazibesizim” gibi gerçekdışı fantazilere de dayanabilir. Ergen depresyonu, ayrıca ergeni obje kaybı yaşantısına karşı hassaslaştıran bazı özgül gelişme görevleri ile de ilişkilidir. Ergen, sevgi objeleri, otorite figürleri olan ve bağımlılık doyumu veren anne babasına olan bağımlılığını çözümlemekle yükümlüdür. Bağımsızlaşarak bireyleşmek zorunda olan ergen, çocukluk dönemindeki bağımlı olduğu objelerden koparken bazen o kadar acı duyar ki, bunu bağımsızlaşmak olarak değil de rehberlik ve destek amacıyla güvendiği sevgi objelerin onu terk ettiği biçiminde algılar. Bu nedenle Root, ergen depresyonunu “Ayrılığa yas tutma” kavramı ile açıklamıştır.

Jacobs ve Teicher, intihar eden ergenlerle etmeyenler arasında ana-baba kayıpları bakımından bir fark bulamamışlardır Muhtemelen, depresyondaki obje kaybı, çocukluk yaşantılarında, ergeni bu kayba karşı hassaslaştıran ebeveyne ait eksiklikler ile ilgilidir. Ancak anne babanın varlığı veya yokluğundan çok, anne baba yerine geçen kişinin ergen gelişiminde sevgi objesi olarak oynadığı rolü dikkate almak önemlidir.

Derya, 16 yaşında, lise 1. sınıf öğrencisiydi. Kendisinden iki yaş büyük olan ve üniversitede öğrenim gören bir ablası vardı. Annesi göz doktoru, babası lise müdürüydü. Yaklaşık bir yıl önce başlayan; hayattan zevk almama, karamsarlık, sıkıntılı ve kaygılı olma hali ve kafasını duvara vurma şeklinde kendine yönelik zarar verici davranışları olan Derya bir kez intihar girişiminde bulunmuştu. Yaşadıklarına ilişkin yorumu; “Bu hayat bana yük geliyor, artık yaşamanın bir anlamı yok” şeklindeydi. Derya’nın annesiyle ilişkisi oldukça karmaşık nitelik taşımakta, sıklıkla annesi ile tartışan, kavga eden danışanım, gene de pek çok şeyi annesi ile paylaştığını ifade etmekteydi.

Derya’nın babası da depresif, eşiyle mutlu olamayan ve her şeye hemen sinirlenen bir beydi. Hatta uzun bir dönem ilaç tedavisi görmüştü. İşiyle ilgili ciddi problemleri vardı. İşindeki sıkıntılarından dolayı kızına zaman ayıramıyordu. Kişilik olarak da soğuk, mesafeli, sevdiğini belli edemeyen birisiydi. Derya ile yapılan terapi seanslarında, babasından ilgi ve sevgi göremediğini, bu yüzden her şeyi annesinden beklediğini anlattı. Annesinin de, yoğun çalıştığı ve mesleki seminerlere, kurslara devam ettiği için kendisine yeterli zamanı ayıramadığından şikayetçiydi.

Derya’ya yapılan Rorscach testi sonuçlarına göre bulunan sonuçlar şöyle idi; Yıkıcı dürtülerin yoğun şekilde konulduğu kartlarda, cevapların sürekli olarak “ölüm dürtüsü” etrafında döndüğü dikkati çekmekteydi. Cevaplarda saldırgan nitelikli hareket cevapları, danışanın kendine yönelik zarar verme davranışlarını da açıklar özellikteydi. Verdiği cevaplarda yoğun kaygı, sıkıntı ve yetersizlik duyguları yaşadığı anlaşılan danışanın bu duygularla baş edemediği ve bunun sonucunda saldırgan dürtülerin ve ölüm dürtüsüne ait cevapların ortaya çıktığı görülmekteydi..
Danışanıma uygulanan test sonuçları Psikiyatristimize iletildi ve ilaç tedavisine başlandı. Derya’nın geçmişte onu rahatsız eden olumsuz anıları ile ilgili dört seans EMDR terapi tekniği uygulandı. 

Değerli okuyucular, Ergenlerde depresyon belirtilerinden bahsetmek istiyorum;
- Kalıcı mutsuzluk, olumsuz düşünme ve sinirlilik.
- Düşük benlik algısı, kolayca incinme, ağlama ve değersizlik duyguları.
- Psikolojik kökenli başağrısı, mide ağrısı gibi fiziksel şikâyetler.
- Kontrol edilemeyen öfke patlamaları ve arkadaş ilişkilerinde bozulma.
- Kendini eleştirme, gereksiz suçluluk, yalnızlık duyguları.
- Düşünmeden konuşma ve kurallara karşı gelme. Evden kaçma düşüncesi.
- Yavaşlamış konuşma ve hareket.
- Kronik üzüntü ve korku.
- Yemek ve uyku alışkanlıklarında değişim.
- Dikkat dağınıklığı, okuldan kaçma, okul başarısında düşme.
  İlk gençlikte görülen davranış bozukluklarının birçoğunun altta yatan bir değersizlik, benlik saygısında azalma ve yalnızlık duygularına bir tepki olarak geliştikleri belirtilmektedir. Başkaldırma ve asi davranma, içteki bir güçsüzlük duygusunu örtme çabalarıdır. Genç güçsüz olmadığını kanıtlamaya uğraşmakta, depresyonla savaşmaktadır. Yalnızlık duygusundan kurtulmak için, kişisel yakınlığı ev dışında arayabilir. Yanlış arkadaşlıklar edinebilir.
  Özellikle kız ergenlerde depresyon ve kaygı bozukluklarına daha çok rastlanır. Kız ergenlerin yaşadıkları gerginlik ve duygusal çökkünlükleri dışa, bayılma ve sinir krizi geçirme şeklinde vurabilirler. Beden imajına önem veren kız ergen, kilo verme amaçlı yemeyi azaltır ve diyet yapar. Sağlıksız yapılan bu diyet aşırı kilo kaybına neden olur.

  Son zamanlarda, gençlerde intihar davranışına sıklıkla rastlanıyor, bu intihar davranışının ardında çökkünlük, depresyon, çaresizlik, ailede uzun süren huzursuzluk, sosyal ilişkilerde uyumsuzluk, değersizlik duygusu, kız-erkek arkadaşlarla ilgili sorunlar, okul sorunları, sevgisizlik, cinsel uyum /kimlik sorunları, alkol ve madde bağımlılığı gibi faktörlerdir ve asla gözden kaçırılmamalıdır, 

  Genç, ilişkilerinde, hayatında bir tükenmişlik ve çaresizlik duygulanımı içinde kendini bütün kötü giden olayların sebebi olarak algılamakta, belki de kendisiyle beraber ailesini de bu kötü gidişten sorumlu tutup onları da cezalandırma düşüncesi içinde intihar girişiminde bulunmaktadır.
 Ergenler, ders dışında mutlaka bir sosyal faaliyetle özellikle sporla uğraşmalı.
Ergende depresyon tedavisinde ilaç tedavisi ile psikoterapi aynı anda uygulanmalı. İlaç sadece semptomu, kaygıyı hafifletir. Psikoterapi ile ergenin depresyona girmesini kolaylaştıran nedenler bulunur ve çözüm yolları uygulanır.
 Gençlerimizin mutlu sağlıklı başarılı olması duasıyla Allah’a emanet olunuz.

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI 

DNŞ TEL: 0212 503 79 95 -0 506 401 79 91

Kıvanç Tığlı Bulut Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle