Depresyonu yenmede imanın gücü

02 Haziran 2019 Pazar

Değerli okuyucular, toplumda çok sık görülen ruhsal rahatsızlıklardan biri olan ve psikiyatrinin “soğuk algınlığı” olarak kabul edilen depresyonun ilk kez tanımlanması Hipokrat dönemine kadar uzanır. Buna göre depresyonu kısaca kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük hali olarak tanımlayabiliriz..

Depresyonda en çok göze çarpan duygusal belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz; -Üzüntü ve keder. Kişi çaresizlik ve mutsuzluk hissetmekte, sık sık ağlamakta ve intihar etmeyi düşünmektedir. -Haz ve yaşamdan zevk almak duygusunun kaybolması. -Doyum sağlamak için yapılan etkinliklerin boş ve anlamsız olarak görülmesi. –Hobilere  ve aile etkinliklerine duyulan ilginin dereceli olarak kaybedilmesi. -Yaşamda en çok ilgilenilen şeylerin artık haz vermemesi veya başka insanlara karşı duyulan ilgi ve sevginin kaybedilmesi.

Modern tıp günümüzde, tedavisi bittikten sonra da bir süre psikoterapi ve daha sonra da destekleyici psikoterapi ile hastanın güçlenmesini önermektedir. Nitekim eldeki verilere göre, günümüzde uygun tedavi alan depresyonlu hastalar %70-95 oranında ilaç veya psikoterapi yoluyla başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. 

Din sabır, fedakârlık, mücadele v.b. duyguları kuvvetli tutmak suretiyle hayatın acı ve ızdıraplarını hafifleten, yaşam gücünü besleyen motive edici bir güç olarak kişiyi psikolojik olarak koruyabilmekte, ayrıca hayatın manasını öğreterek, mesuliyet duygusunu geliştirip şahsiyet bütünlüğü sağlamaktadır. Birey böylece dini inancı sayesinde, sağlam ve güçlü bir maneviyata sahip olarak hayatın getirdiği çeşitli engeller karşısında mücadele edebilme gücü bulabilmekte, stres ve depresyondan kendisini koruyabilmektedir. 

Allah’ın sürekli kendisi ile birlikte olduğunu düşünen insan beden ve ruh sağlığı açısından daha sağlıklı olacaktır. İnançlar genellikle hayatın zorluklarını yenmeye yarayan anlamlara sahiptir. İnsanın çevre şartlarını değiştirip, değiştirememesinden çok zorlukları yenebileceğine olan inancı daha önemlidir. Bununla birlikte din insana karşılaştığı sıkıntıların karşılığını mükâfat olarak alacağını vaat etmektedir. Böyle bir vaat de insanların çektiği acıları hafifletmekte ve sıkıntılarla başa çıkma gücünü artırmaktadır.

Ayrıca din, insan hayatı ve geleceği ile ilgili bilgiler de sunmaktadır. Hayatın belirsizliklerini kapsayan bu bilgiler, insanın kendine güvenmesini sağlamakta, karşılaşılan problemlerle mücadele azmini artırmaktadır. Böylece afetler, hastalık, ölüm v.b. insanda kaygı, sıkıntı ve depresyon oluşturan durumlarla başa çıkmada din önemli bir fonksiyon icra etmektedir. 

İnanan insanın hayatta karşılaştığı ve onu depresyona sürükleyebilecek zorluklarla mücadele edebilmesinde ona yardımcı olan bir diğer destek de kader inancıdır.

Nitekim İslam inancına göre insanın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte başına gelebilecek her şey Allah katında bilinmektedir ve O’nun dilemesine göre kadere boyun eğilerek ve güçlü bir dini inanç ile üstesinden gelinebilecek hadiselerden birisi de insanın güç ve kudretini aşan, ruhunda derin fırtınalar kopmasına sebep olan ölüm hadisesidir. Ölüm bu dünyadaki yaşamı tamamlayan bir noktadır. Fakat varlığın son noktası değil, bilakis ebedi hayatın başlangıcıdır.

İslam inancında insanın ölümü, dünya ile ahiret arasındaki bir geçişi teşkil etmektedir. Nitekim “Bireyin, ölümün hayatın bir gerçeği olduğunu göz önüne alarak hayat ile ölüm arasında sıkı bir bağ olduğunu düşünmesi, Yalom’a göre kişiyi korku ya da kasvetli kötümserlik varoluşuna mahkûm etmekten çok, onu daha otantik hayat tarzına yöneltmek için bir katalizör olarak hareket eder ve hayattan alınan zevki artırır.”

Aynı şekilde dini inancın tavsiye ettiği sabır da inanan insanın hayatın fırtınalı ikliminde sığınabileceği bir başka limandır. Sabır bireyin arzu etmediği bir durumla karşılaşması halinde ona tahammül göstermesidir. Bu tahammülü gösterdiği takdirde bunun mükafatının Allah tarafından fazlasıyla verileceği, sabır ve tahammülün karşılığının cennet olacağı inancına sahip olan bir kimse güven duygusu içerisinde olur, ruhu sıkıntıyla değil, genişlik, ferahlık ve huzurla dolar.

İnancın bir gereği olarak yapılan ve bireyin tabiat üstü varlıkla iletişime girme etkinliği olan duanın da insanın beden-ruh sağlığı üzerinde ve depresyona sebep olan durumlarla baş etmede olumlu bir etkisi vardır. Dua ferdin, Allah’ın üstün varlığını kabul ederek, O’nun karşısında aczini itiraf edip, dileklerini O’na arz etmesi olarak da tanımlanabileceği gibi, her türlü problemin çözümünde kullanılan aktif ve anlamlı bilişsel başa çıkma stratejisi olarak da değerlendirilmektedir.

Birçok din psikoloğu, duanın mükemmel bir tedavi vasıtası olduğunu belirlemiş bulunmaktadır... Vergote, duada psikanalitik tedaviye benzer bir yol izlendiğini öne sürer. Psikanalitik tedavinin temel kaidesinin, “hareket etmemek, fakat her şeyi söylemek” olduğu bilinmektedir. Temel olarak, başkasıyla konuşma kapasitesini engelleyen düşünceleri unutma durumundan kurtaran söz tedavi edicidir. Dua eden insan, kendisine hile ve kurnazlık yapmak mümkün olmayan Allah’a her şeyi söyleyerek, kendi kendisiyle ilgili ve kendisinin Allah’la ilişkisi konusundaki hakikati gizleyip saklamadan, olduğu gibi üzerine alır. 

Surwillo ve Hobson (1978) tarafından yapılan bir araştırmada da dua esnasında beynin ritmik hareketlerinde birtakım değişikliklerin olduğu tespit edilmiştir. Nitekim dua bir bağlanma ve duygulanma hadisesidir. “Dua, insanı ümitsizlikten, karamsarlıktan ve yalnızlık duygusundan kurtarır. Kişi başarısız olduğu zamanlar bir üzüntü ve kaygı içine düşer. Kendi kendine kaldığı, derdini içine attığı zaman düşünür, kaygılanır ve bir kısır döngü içine girerek problemini bir yumak gibi sardıkça sarar, büyütür; psikolojik bunalımlara girer. İnsan böyle bir durumda dua ile içini Rabbine dökerek daha iyi bir kul olmaya azmeder. Hayatın zorlukları karşısında kişi, yalnız olmadığını, daima yardımını isteyebileceği, onu gören, gözeten ve her şeye gücü yeten bir yaratıcısı olduğunu hatırlayıp, manevi bir güç kazanır. Böylece dua inanan kişiye iç huzur ve refahı, depresyona yol açabilecek zorluklara karşı sabır ve dayanma gücü vererek teselli kaynağı olmaktadır.

Ramazan ayınızın hayırlara vesile olması duasıyla Allah’a (c.c ) emanet olunuz.

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI BULUT DNŞ TEL: 0212 503 79 95 -0506 401 79 91

Kaynak: Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi III (2003), Sayı: 2 129 DEPRESYONU ÖNLEMEDE DİNİ İNANCIN KORUYUCU ROLÜ Dr. Muammer CENGİL.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • KIVANÇ TIĞLIKIVANÇ TIĞLI1 ay önce
    Murat bey merhabaBen psikolog olabilirim, ancak şu an çalıştığım yer bir özel eğitim merkezi. Bu özel eğitim merkezinde yıllardır çalışıyorum, öğrencilerizihinsel , dikkat , hafıza becerilerini geliştiriyorum, öğrencilereveailelerine psikolojik destek sunuyorum.Aynı zamanda oyun terapisi sertifikam var , oyun terapisini yaygın gelişim bozukluğu olanve öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerime de büyük bir aşkla uyguluyorum.1995 yılından beri ağırlıklı olarak özel eğitimle ilgileniyorum,. İmza yetkisine gelince rehabilitasyon merkezlerinde psikolog veya psikolojik danışmanlarınimza yetkisi kaldırıldı ancakbu merkezlerde bizlerçok önemli bir yere sahibiz.Şu ana kadar kimseye buradan cevap yazmadım ancak sizingibi çok çirkin ithamlarla hiç karşılaşmadım. Size tavsiyem önce benim internettten bir öz geçmişimi okuyup ona göre yorum yapmanızdır. Nden bu yazımda acaba böyle bir yorum yazdınız burası da çok düşündürücü...
  • Mustafa aydinMustafa aydin1 ay önce
    Cok guzel bir yazi tesekkur ediyoruz
  • aliali1 ay önce
    adaletin olduğu yerde depresyon olmaz.BİZİM DEPRESYONuMUZUN SEBEBİ ADALETİN OLMAMAMASI.
  • Haydar Haydar 1 ay önce
    Depresyonda iman çok önemli bu önemKuran'ı yaşamakla olur. Kuranı Kuran"dananlamakla olur. Kuranı Kuranla yani ayeti ayetlerle yorumlamak la olur. ALLAH SUBHANEHU VE TEALA kulları Kuran'ı anlasınlar diye aynı kıssayı ceşitli yollarla farklı farklı atetlerle aynı konu anlatıyor. Her insanın anlama kapasitesi farklı dır.
  • Mehmet Ay Mehmet Ay 1 ay önce
    Ben depresyon hastasiyim.18 yildir bu hastalikla ugrasiyorum. Dini duygulari ve sabri her zaman ön planda tutuyorum.Simdiye kadar hic bir faydasini görmedim. Kendimizi kandirmayalim, bu hastaligin en önemli nedenleri, dünya ve Türkiye nin kötüye gitmesidir.Insanlar, ekonomik yönde mutlu olmayinca kisilik karakter sevgi yardimlasma geri planda kalip hersey erezyona ugruyor.Insanlar yasami idame ettirmek icin yozlasiyor, tüm degerler ikinci plana itiliyor.Iste o zaman bu hastaliklar cogaliyor.Iktidar ilk önce insanlarina is as ve gelecek garantisi verecek ki, insanlar insani degerlerini yeniden kazanacak.Eger din depresyona faydasi olsaydi, ben gece gündüz Rouches tutar namaz kilar zikir cekerdim.Bunlari defalarca yaptim, allaha yalvardim, bir faydasini görmedim.Allah hic bir kuluna ayricalikli davranmaz.Hangi din de ve inancinda olursa olsun. Önemli olan bizler insanlar icin, Ne yapiyoruz, Ne veriyoruz.Cevremizdeki insanlara Ne derece yardimci oluyoruz.Önemli olan bu, mücadele mücadele.Benim bu düsüncelerimle dinsiz oldugumu düsünmeyin.
  • ÖzcanÖzcan1 ay önce
    Depresyon denilen rahatsızlığın tarihi çok eskidir.Bu gün tedavi yöntemlerinde,geçmiş in tecrübelerinden faydalanılır.İslam öncesi de sonrasında hep var olmuş bu rahatsızlık günümüzde çok yaygındır.Bu hastalığa sepep olan şeylerin başında,insanın sosyal hayattan uzaklaşması gösteriliyor..Mesela çok kalabalık bir ortamda insan kendini yalnız hissedebiliyor.Bunun için,aile ortamının korunması çok önemli vs.Yani bu rahatsızlığın evrensel olduğu ve tedavilerin de evrensel değerleri içerdiğini savunmak mümkün.Ama bazı geri zekalılar,din inancının bu rahatsızlığın tedavisinde iyi bir rol oynadığını hatta islamiyeti Aspirin gibi göstererek AKP ye militan toplayacaklarını zannediyorlar.Halbuki.günümüzin Türkiyesinde bu hastalığın bir zat kendilerinden kaynaklandığını söylecek şerefe sahip olsalar,tedavi nin ne kadar kolaylaşacağını görecekler.Not:İsviçrede yapılan bir araştırmada islami kesimde bu hastalığın çok yaygın olduğu,özellikle,küçük yaşta evlenen bayanlar birinci sırada olduğu tesbit edilmiştir..
  • MuratMurat1 ay önce
    Arkadaşlar pisikoterapist olduğunu ifade Edip otizm, Daum sendromu ve birçok alanının tamamen dışında konularla ilgili yazılar yazmakta olan bu kişiye itibar etmeyiniz.Alanı pisikolog olup bu konularlailgili suistimal ve haksız kazanç elde etmektedir. Altına telefon numarası yazıp yasal olmayan ve imza yetkisi olmadığı halde alan dışı önerilerle insanların hayalleriyle oynamakta.Bu alanda yardımı lisans mezunu Dil ve konuşma terapistleriyle irtibata geçerek sağlayabilirsiniz.Allah yardımcınız olsun.Bu gibi istismarcıların da kAllah cezasını versin.Zira devlet bu konuda göz yummakta.Ama sıkıntıyı da hastalar ve yakınları çekiyor
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu1 ay önce
    Sayın hocam çok sma çok güzel bie konuya değindiniz bugün dünya toplumunda bilhassa İslam Aleminde toplumlar büyük bir bunalımdalar bunlarda en önemlisi Aile sorunları iki başında Ailenin temel direği olan Annedir,, Çocuk Anne karnındayken iki bağlantıdı var birisi Sürre Çocuk bununla Anneden gıda besinlerini alır ikincisi Ruhan bağlı yani bir Anne eskiden Annelerimiz Ninni ve Türküler şarkılar söylerler Çocuk bu sesleri algılar ve duyar ve Anneyi çok iyi duyar çünkü Ruhen bağlı ve Annenin ses frekansı inci olduğu için ,,Babanın sesi kaba olduğu için çok zor algılar,,yani Anne Namaz ve Dua ederken duyar ve bu ruhla beslenir,,genellikle köylüçocukla ruhan şehirde yaşayan çocuklardan daha sağlıklı,,Vesselam..

Günün Özeti