• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Kıvanç Tığlı Bulut
Kıvanç Tığlı Bulut
TÜM YAZILARI
20 Ocak 2019

Çocuklarda dikkat dağınıklığı tedavisinde oyun terapisi

Değerli okuyucular, “Psikanalitik kurama “göre DEHB şöyle açıklanır; DEHB daha çok okul döneminde (latans dönemde) görülen bir bozukluktur. Bu dönemde ödipal dönemin özelliği olan tümgüçlülüğün sönmesi beklenir. Çocuk artık hiyerarşik farkı, babanın gücünü kabul eder ve kendi arzularını erteler. Böylece çocuksu arzu ve istekler, toplumun kabul ettiği istek ve arzulara yöneltilip yüceltilir; babayla anne için değil, akranlarla akademik başarı için rekabet başlar. Dikkat derslere verilir. Otorite kabul edilip, çocuksu cinsellik ergenliğe kadar ertelenir.

Çocuk bir çiftin varlığında, üçüncü olarak var olmalıdır ki bazı durumlarda bu olmaz ve çocuk annenin çifti konumunda kalır. Yani baba, araya girme ayırma görevini yapamamış sayılır. Çocukla annenin arasına giremeyen baba aynı zamanda eşini de yalnız bırakmıştır. Yalnız kalan eş de çocuğuna sarılır ve bu durum çocukta yoğun sıkıntıların oluşmasına yol açar. Buna ek olarak, çocuk babanın yerine geçtiğinde aslında ailedeki sınırları ihlal etmiş ve buna müsaade edilmiş demektir. İlk güvenli ortamında bununla karşılaşan çocuk, bu durumun benzerini dış dünyaya yani okul hayatına taşır. Onun için sanki sınırlar karışmıştır, durmak zordur. Babanın otoritesini yok sayan çocuk, devlet babanın yani okulun, öğretmenin de otoritesini yok sayacaktır. “Artık tahtaya bakıp dikkatini buraya vereceksin” kuralı geçersiz, “Şimdi değil sonra” yetersiz kalır. 

DEHB’u olan çocukların hem okulda hem de evde problemler yaşamaları oldukça sık görülen bir durumdur. Bu çocuklar DEHB’nin semptomlarının oluşturduğu zorluklara ek olarak ilişkilerdeki zorluklar hüsran duyguları ve zayıf benlik algısı ile mücadele ederler. Çocuk merkezli oyun terapisi bu çocuklara duygularını ve benlik algısını geliştirmek ile yardımcı olur.

Mert’i annesi oyun terapisine getirdiğinde 9 yaşındaydı. Gittikçe artan bir şekilde karşı çıkma, öfke krizleri ve küçük kız kardeşi ile fiziksel kavgalarının olduğu dönemler oluyordu. Bu uygunsuz davranış dönemlerinde, ona ait olmayan şeyleri alıyor ve bu durum sorgulandığında da hikâyeler oluşturuyordu. Mert uzun boylu fiziksel olarak çevik ve enerji dolu bir çocuktu. Bundan dolayı pek çok kişi ondan kronolojik yaşı için gerçekçi olandan daha fazlasını bekliyordu. Sık sık da diğerlerinin beklentisinin altında kalıyor gibi görünüyordu. Bu durumu daha da karışık hale getiren, küçük kardeşinin uygunsuz davranışlarının genellikle affedilmesiydi çünkü “Onun elinde değildi” fakat Mert’in pek çok şeyi daha iyi bildiği varsayılıyordu.

Mert, oyun terapisini çok sevmişti. Oyunu belirli bir aktiviteyi içeriyordu. Oyun odasını bir futbol sahası gibi ayarlıyor ve terapistten de karşı takım olmasını istiyordu. Kuralları koymaktan ve onları kendi ihtiyaçlarına göre değiştirmekten keyif alıyordu. Eğer çok kazanıyorsa terapistin de birkaç gol atmasına izin veriyordu. Kazanmak onun için önemliydi ve sonuçta da hep o kazanıyordu. Oldukça rekabetçiydi ve terapisti de zekâsıyla yenmekten keyif alıyordu. Sahada koşarken terapistin “dikkatini dağıtmak “ için elinden gelen her şeyi yapıyor ve başarılı olduğunda da hoşnut oluyordu. Her zaman yüksek bir enerji ve hevesle oynuyordu. 

Mert için danışan merkezli oyun terapisi oldukça işe yarar görünüyordu. Oyun temaları özgüven, yeterlilik, güç ve kontrol, becerikli bir kimlik, sınırların test edilmesi, rekabet, agresyon, kazanma, ilişki ve problem çözmeyi içeriyordu. Bu tür bir oyun, onun fiziksel olarak aktif ve katılımcı olmasına imkân tanıyordu. Bunun için evde birkaç imkânı oluyordu ve gerçek dünya oyunlarının çoğu ise uyum ve “kurallara göre oynama” ile ilgili pek çok yetişkin beklentisini de beraberinde getiriyordu. Büyük cüssesi, aralarında yaşı, dürtüselliği ve dikkat dağılmasından dolayı çok az başarı şansının olduğu, ondan daha büyük çocuklarla oyun oynadığı ve spor yaptığı anlamına geliyordu. Oyun terapi seanslarında kuralları değiştirmesi için izin verilmesi onun için oldukça yeniydi, bu onun yetkin, yapabilir hissetmesine ve kendisiyle gurur duymasına imkan sağlıyordu. Seansları genellikle eleştirel aile ortamında mümkün olmayan bir şekilde kendisini keşfetmek ve kabul etmek için kullanıyordu. Oyun odasından her zaman mutlu bir çocuk olarak çıkıyor ve olumlu davranışları her seanstan sonra biraz daha gelişiyordu. Babası oyun terapilerinden sonra daha az saldırganlık, daha çok dikkatli olma, ders başarısında artma olduğunu belirtiyordu.

Çocuklarımızın tüm hayatlarında dikkatli, özgüvenli olmaları duasıyla Allah (c.c)’a emanet olunuz.

Danışma Tel: 0212 503 79 95- 0506 401 79 91

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI BULUT

Not: Bu yazıda “APAMER Psikoloji Yayınları”nın çıkarmış olduğu “Çocuk Merkezli Oyun Terapisi” adlı kitaptan yararlanılmıştır. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23