Çocuk sahibi olamamak

14 Nisan 2019 Pazar

Değerli okuyucular, İnfertilite, 12 ay veya daha uzun süre düzenli korunmasız cinsel birlikteliğe rağmen gebelik oluşmaması olarak tanımlanan bir üreme sistemi hastalığıdır. Türkiye’de infertilitenin evli çiftlerin %10-20’sini etkilediği bildirilmektedir (Taşçı ve ark. 2008). 

İnfertilitenin hem kendisi hem de üreme yardımı için uygulanan inceleme ve tedavi yaklaşımları çift için ciddi bir psikolojik yük oluşturmaktadır. Kadınların yaklaşık %50’si, erkeklerin %15’i infertilitenin hayatlarının en üzücü deneyimi olduğunu bildirmektedir (Freeman ve ark. 1985)

Tedavi sırasında yaşanan bebek kayıplarından dolayı, infertil bireyler her yas tepkisinde olduğu gibi şok, inkar, öfke, suçlama ve suçluluk gibi duygular yaşamakta ve kontrol kaybı, özgüven azalması, anksiyete ve depresyon uzun süre devam edebilmektedir (Burns ve Covington 2006) 

Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlarda, çocuk sahibi olamamanın kadınlar üzerinde başta üzüntü olmak üzere, mutsuzluk, hiçbir şeyin değişmeyeceği düşüncesi, eşinden ve ailesinden utanma, boşanmaktan korkma gibi çeşitli etkilere neden olduğunu göstermiştir. 

Çocuk sahibi olamamak, çiftlerde tüm yaşam alanlarını etkileyen bir sorun olarak algılanabilir. Bazen bu sorunu, çiftin tüm sorunlarının merkezi durumuna gelebilmektedir. İnfertilitede anne ve babalığa ilişkin rol kaybı, yetersizlik ve çaresizlik duyguları gündeme gelir ve benlik saygısı zedelenir. Kendisini yetersiz, eksik ve çaresiz hisseden birey olumsuz yaşantılarını değişmez olarak kabul etmeye, gelecekle ilgili olumsuz beklentilere ve zamanla umutsuzluğa sürüklenmeye başlar.

İnfertilitenin nedeni erkekten kaynaklansa bile, karmaşık ve girişimsel tedavi sürecine maruz kalan genellikle kadın olmaktadır. Özellikle yoğun psikolojik tepkiler ve psikiyatrik belirtiler kadınlarda daha sık görülmektedir. Tedavi gören kadınlarda, bedenin işgal edilmesi veya saldırıya uğraması nedeniyle yoğun korkular yaşanabilmekte, ayrıca “kısır” tanısı almanın getirmiş olduğu yetersizlik, güçsüzlük, çaresizlik ve utanma, benlik saygısında azalmaya neden olabilmektedir.

İnfertilite, her iki eş için de psikolojik olarak tehdit edici, duygusal olarak stresli, tanı ve tedavi edici işlemler nedeniyle acı veren ve karmaşık bir yaşam krizidir. Bu kriz hem bireysel, hem de bir çift olarak başa çıkılması gereken bir durumdur. Özellikle tedavi süresi uzadıkça ve başarısız tedavi sonuçları artıkça yaşanan olumsuz duygular ve etkiler daha da yoğunlaşıp sürekliliği artmaktadır. Yadsıma, suçluluk, öfke, yalnızlık, yabancılaşma gibi duygularla baş edemeyen çift, bir noktada umutsuzluğa kapılmaya başlamakta ve bitkin düşmektedir.

Tüp bebek tedavisi gören çiftler özellikle kadınlar için geçmişte negatif olarak sonuçlanan denemeler, tedavi sonucu elde edilen ancak düşükle sonuçlanan gebelikler, spontan gebelik ardından oluşan düşükler, bu süreçte geçirdiği tıbbi işlemler, kişi için rahatsız edici birer deneyimdir ve bir sonraki tedavi sürecine ilişkin korkuların artmasına neden olmakta, bu korkuların etkisinde kişi tedaviye uyum sağlamakta zorlanmakta ya da tedavi sonucunun negatif olacağına ilişkin inançlara sahip olmasına neden olmaktadır. EMDR travma tedavisi ile hoş olmayan bu anılarla çalışılarak kişinin daha rahat tedavi sürecini geçirmesini sağlamak ve tedavi sonucuna ilişkin daha olumlu bir bakış açısını kazanmasını sağlamak mümkündür.

Sağlıklı hayırlı günler duasıyla Allah (c.c )’a emanet olunuz.

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI BULUT DNŞ TEL: 0212 503 79 95-0506 401 79 91

Not: Bu yazıda Psikiyatri Hemşireliği Dergisinde yayınlanan Sn. Gülseren Keskin ve Sn. Aysun Babacan Gümüş’ün makalesinden yararlanılmıştır.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanarak EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri, yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • benim adım yokbenim adım yok2 ay önce
    Bu yazı burada gördüğüm nadir işe yarayabilecek makalelerden biri oldu. Ama her evli çiftin çocuk yapmasına gerek olduğunu düşünmüyorum. Zaten gereğinden fazla çocuk varken daha fazlasını yapmak saçma geliyor bana evet. Hem yetimhanelerde o kadar annesiz babasız çocuk varken niye çocuk yapmak ister insan? Sanki senin kanından değil diye senin çocuğun olmuyor.Okumaya üşenenler için şöyle özetliyim; yetimhanelerden çocuk evlat edinin. Hem gereksiz yere nüfus büyümez, hem de annesi babası olmayan çocuklar mutlu olur.
  • MUSTAFAMUSTAFA2 ay önce
    çok guzel bir çalışma teşekkur teşekkurlerler

Günün Özeti