Boşanmadan en çok çocuklar etkileniyor

03 Şubat 2019 Pazar

Değerli okuyucular, boşanma sırasında en büyük kavga, çocukların çevresinde döner. Anne-baba bilerek ya da bilmeyerek çocuğu, kendi çekişmelerinin ortasına atarlar. Onu yan tutmaya, kimi zaman da arabuluculuk yapmaya zorlarlar. Oysa çocuk için en zor şey, anne-baba arasında seçim yapmaktır.

Boşanma, çocukların kolayca kavrayıp, benimseyecekleri bir durum değildir. Hele okul öncesi yaşlarda büsbütün anlaşılmazdır. Çocuğun aklı karışmıştır, tedirgindir. Kimsenin kendini sevmediğini düşünür. Kendini kavgaların baş nedeni olarak görür, kendisi için vazgeçilmez iki varlığın anne-babasının, onu sevmedikleri için ayrılmaya kalktıklarını düşünmeye başlar. Karı-kocanın ayrılık öncesinde çocuklar nedeniyle sık sık tartışmaları da, çocuktaki bu duyguyu pekiştirir, çocuk yaramaz, kötü olduğu için sevgilerini kaybettiğini, yakında yüzüstü bırakılacağını düşünür. Boşanmanın gerçekleşmesi, korktuğunun başına geldiği duygusunu destekler. Anne bildiği annesi değildir, bir yandan çok sever gibi davranmakta, öte yandan babaya göndermekle korkutmaktadır. Bu karışık duygular içinde çocuk, yine de birine sığınmak ister. Annenin ilgisini çekmek için değişik yollar dener; yaramazlık yapabilir, aslı olmayan bedensel yakınmalara başvurabilir. Saçma isteklerle annenin sevgisini sınamaya çalışır. Başaramazsa, “Beni sevseydin alırdın, sen almazsan babam alır” diyerek anneyi en duyarlı yerinden vurur.

Özellikle küçük çocuklar, boşanma ile babayı kaybetmeyi bir tutarlar. Anneye, “Ben şimdi babasız ne yapacağım?” gibi sorular sorabilir. Okul çocukları boşanmayı ayıp bir olay gibi saklama eğilimindedirler. Kimi çocukta, baba ayrılığından sonra ortaya çıkan bırakılma korkusu, o denli güçlüdür ki, çocuk anneyi ancak gözünün önünden ayırmayarak tedirginliğini gidermeye çalışır. Annenin zamanında eve gelmeyişi, panik derecesine varan ağlamalara yol açar. Hele bu durumda bir çocuk, babanın gidişinden anneyi sorumlu tutuyorsa, annenin zor durumu daha iyi anlaşılır.

11 yaşındaki Arda evin tek çocuğuydu. Anne ve babası sürekli kavga ediyorlardı. Arda onların ayrılmasını istemiyor ancak ne yapacağını da bilemiyordu. Arda evdeki kavgaların nedeni olmak istemiyordu  bu arada sürekli başı ağrıyordu. Okulda dersleri iyi gitmiyordu, üstelik arkadaşlarıyla da sorunları vardı. Arda çekingen bir çocuktu, sorunları hakkında kimseyle konuşmuyordu.

    Arda’nın yaşadıklarını anlatmasını bunların aramızda kalacağını söylediğimde birden ağlamaya başladı, gözyaşları içinde bana anne babasını böyle görmeye tahammül edemediğini anlattı. “İkisini de çok seviyorum ve ayrılmalarını istemiyorum“ diyordu. ”Ama  ikisinin arasında kalıyorum ve bu duruma artık katlanamıyorum. Annem sürekli babamı suçluyor, her şeyden onu sorumlu buluyor, oysa babam bütün gün çalışıyor ve eve yorgun geliyor” dedi. Arda daha önce bunları kimseye anlatmamıştı. Hem annesini hem babasını mutlu etmek için olağanüstü çaba harcıyordu ama bu da onu çok yoruyordu. Uyuyamıyordu  ve  sürekli “Acaba bugün birlikte geçirdiğimiz son gün mü? “ korkusuyla yaşıyordu.

   Arda’nın bakışlarından yardıma ihtiyacı olduğu belliydi, bir sonraki seansa anne ve babasıyla gelmesini söyledim, fakat babası gelmedi. Annesi ise oğlunun anlattıklarını doğruladı. Arda’nın kaybetme korkusu öyle yoğundu ki bu Arda’yı her anlamda olumsuz etkiliyordu. Bu yüzden ne okulda ne de sosyal ilişkilerinde başarılı olabiliyordu.

   Ailenin oğulları üzerindeki baskıyı azaltmaları için öncelikle çocuğun önünde tartışmaya son vermeleri gerekiyordu. Sadece baş başayken alçak sesle tartışabileceklerdi. Eğer çocuklarının sağlığını yeniden kazanmak istiyorlarsa bunu uygulamak zorundaydılar. Arda ile haftada bir kez olmak üzere deneyimsel oyun terapisi seansları yapıldı ve her seansın son 15 dakikasında ebeveynlerle oyun seansı hakkında konuşuldu, öneriler sunuldu. Arda’nın bir ay sonrasında dersleri düzeldi, baş ağrıları azaldı, kendini daha iyi ve özgüvenli hissetmeye başladı.

Çocuklarda anne-baba ayrılığından sonra ortaya çıkan ruhsal belirtiler, huysuzluk, hırçınlık, tedirginlik, saldırganlık vs. gibidir. Uyumsuzluk belirtileri çocuğun yaşına, boşanmadan önceki örselenmesine ve boşanma sonrası anne-babayla ilişkilerinin niteliğine göre değişir.

Her boşanmada çocuklar ruhsal yönden yıpranırlar. Fakat bunu en aza indirmek anne-babaya bağlıdır, bunun için önerilerim;

- Çocuğunuza boşanmanın ne olduğunu açık ve sade bir dille anlatın. Bunu eşinizi suçlamadan, kötülemeden yapın. Bir arada mutlu olamadığınızı, çabaladığınız halde anlaşmazlıkları çözemediğinizi belirtin. 

-Boşanmanın onu, bir süre mutsuz edeceğini bildiğinizi söyleyin. Boşanmanızda, onun bir suçu olmadığını vurgulayın. Anne-baba olarak ona olan sevginizin süreceğini söyleyin.

-Çocuğunuzu, eşinizle olan çatışmanın dışında tutmaya çalışın, onu kazanma yarışına girmeyin.

-Duygularınıza yenilip, çocuğu yan tutmaya zorlamayın. Size yaranmak için eşinizi kötülemesine izin vermeyin.

-Eski eşinizden öç almak için, çocuğu ondan mahrum bırakmayın. Bu durumda asıl cezalanan, eski eşiniz değil çocuğunuzdur.

-Çocuk, anne-baba arasında top gibi gidip gelmemeli. Bir evi, asıl evi olarak benimsemeli.

Çocukta sarsılan güven duygusu, ayrı yaşayan anne-babayı sık görmesiyle değil, düzenli aralarla ve sürekli görmesiyle onarılabilir.

Sağlıklı huzurlu günler duasıyla Allah ( c.c)’a emanet olunuz.

PSİKOTERAPİST KIVANÇ TIĞLI BULUT DNŞ. TEL: 0212 503 79 95-0506 401 79 91

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AnigzelAnigzel4 ay önce
    türk aile yapısının bozulmasına hükümet ve nafaka katkısı varmı acaba.?
  • MustafaMustafa4 ay önce
    Bu guzel yazinizdan dolayi tesekkur ediyorum
  • Oku mayınOku mayın4 ay önce
    İman ettiğini söyler Kur'an'dan habersiz. Mu'miniyeyim diyen kocayı asla dinlemez . Örtüsüz örtülüdür "giyinik çıplak" hadisi ne tam uyar.///////// tevbe suresi 126 - Onlar (münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar.
  • cafercafer4 ay önce
    Anne babası ayrılıpta evlenen kız çocukla erkek çocugun tepkisi bana göre farklıdır.
  • erdalerdal4 ay önce
    Gerek bayanların işçi memur emekli olara çalışma hayatının içine girmesiyle gerekse devletin yoksulluk maası vermesinden dolayı ayrılan veya eşi ölen erkeklerin ilerki yaşlarda evlenmesi dahada zor hale geliyor. Bu yüzden devletin ve belediyelerin huzurevleri yatırımlarına büyük ehemmiyet vermesi gerekiyor
  • harunharun4 ay önce
    Hocam anne baba ayrılıgIndan 30 yıl sonra hastanede annemi gördüğümde o gòzleriyle gel bana sarıl diyordu istiyordu bunu belli ediyordu ama aklıma onun hep evliligi geliyordu sana başka bir erkek eli degdi diye duygular yaşıyordum. Bu özel durumları genel manada konferanslarda kitaplarınıda belki size ve topluma faydası olur diye anlattım.
  • ahmet aliahmet ali4 ay önce
    Hocam belirttiginiz üzere bende 7 yaşında anne baba ayrılıgı yaşadım iki kardeş yaklaşık 3 yıl durgun su gibiydik sonra normale dòndük ama bu defa üvey anne sorunu onun önceki çocuklarına başka bize başka davranması yeme içme konusunda. Tabi sokakda emsal arkadaşlara yavrum diyen anneleri görünce insan harbiden bir tuhaf oluyordu.9 yaşında ablanın sökük diktiginiekmek yapmak isterken yapamayıp hamurları birlikte samanın içine sakladıgımız
  • Metin keMetin ke4 ay önce
    Peki sayın yazar feminizm gibi sapık vede lüks düşkünü kadınları uyanacak bir yazı yazmayı dusunuyormusunuz yoksa gözlerimi kaparım vazifemi yaparım diyenlerdenmisiniz.
  • MağdurMağdur4 ay önce
    Medeni yasamız, aileyi korumuyor maalesef, bize dayatıldı bizlerde yedik,,,şikayet et uzaklaştırma al, git istediğin yerden dava aç, git istediğinle yaşa, zina kusur değil, özgürsünüz, diye diye,,, parçalanmamış aile jalmayacak bu gidişle,,, Tv de rastladım adam evli, boşanmamış çocukları var,,,iki tane ayrı ayrı genç kadından da gayrı meşru çocuklar yapmış, özgürmüş cıkıp pişkin pişkin anlatıyor birde,,, suçu ve cezası yok diye,bi lokal olayda bile hayatları kararmış dört, beş aile
  • asımın nesliasımın nesli4 ay önce
    maalesef yeni aile yasası aileyi ve çocukları bitirme yasası olarak bize dayatıldı, bizde hiç düşünmeden kabul edip aile ve çocukları mahvetmeye başladık. elin gavuru senin hayrına bir iş yaptırmaz. bu gün bu halde ezik geri olmamızın nedeni de onların bize hep aleyhimize olan şeyleri dayatıp yaptırmalarından kaynaklı. kadın hakları savunucuları da çok iyi niyetli ellerdedeğil. 1973 23 nisan da TRT de saat 7.30 yayınlanan bir habere göre merkezi isviçre de bulunan "dünya kadın örgütü" şöyle bir karar aldı" kadının yeri evidir, evlerine dönmelidir.kadınların çalışması bir çok sorunu beraberinde getirir" şeklindeydi "kadınların evlerine dönmesi" çağrısı yapılmıştı.aileye baktığımız zamanda ev ve çocuk büyütme işleri pek sıradan olmadığı gibi bilimsel olarakta "çocuk 6 yaşına kadar anneye bağımlı yaşar" bu sürede anneden ayrı kalmak onun pisikolojini bozar güvenini azaltır kaygılı huzursuz eder. mutlu huzurlu bir nesil ve toplum için özellikle bu dönemde anne çocuğunun yanında olmalıdır. geçmiş yıllarda çalışan anne ve ana sınıfına devam eden öğrencilerin okula uyumda ve derslerde daha başarısız olduğunu, sorunlu olduğunu diğerlerinin daha mutlu huzurlu başarılı olduğunu 40 yıl izledim. yurtlarda yetişen çocuklara ilelerde olmayan imkanlar verilmesine ve devletin her türlü imkanı sağlamasına rağmen başarısız sorunlu problemli olamalrı en çarpıcı gerçek. Ayrıca çalışma hayatının kadınlara özgü düzenlenmediği ve çalışan kadınların sürekli taciz ve ahlak dışı ilişki ve muamelelere tabi olduğu işini kaybetmemek içinde buna katlandığı ayrı bir gerçek. daha düne kadar saçı ve bacağı açık işe gelmek zorundaydı. buralarını örtemezdi. tek erkeğe bağımlılık ayıptı bir kaç erkekle ilişkili olman gerekiyordu vs vs vs. zaten doktor hemşire, amir sekreter, öğretmen öğrenci ilişkilerindeki çarpıklığı anlatmaya gerek yok basında hergün onlarcasını okuyoruz, basına yansımayan bunun 100 katı desem azdır. Ayrıca 1980 yılında da darbe sonrası hainler Varşova da bir toplantı yaparak Türkiye ye neden komünizmi getiremediklerini tartışıp bunun önündeki en büyük engel ailedir. onun için " aileyi yıkmamız lazım, bunun içinde kadını sokağa çıkarmamız açıklığı seksi görünmeyi teşvik etmemiz, tesettürele mücadele etmemiz, kadını iş hayatına çekip çocukları bozmamız, gerekir şeklinde bir karar aldılar. ondan sonra bir anda tan, bulvargibi gazetelerin ortaya çıkması bir tesadüf değil. bu gün bilerek veya bilmeyerek yapılan düzenlemelerle onların ateşine odun taşınıp aile yıpratılıp çocuklar mahvedilip memleketin geleceği karartılmaya çalışılıyor. bu oyunu birilerinin bozması gerek reise destek veriyoruz. ama neden işler bir türlü düzelmiyor kötüye gidiyor.

Günün Özeti