Aile terapisinde aile hayatını etkileyen faktörler ve ailede kullanılan iletişim kalıpları
Uzun yıllar boyunca çeşitli aileler üzerinde çalışan ve aileleri eğitici ve sorunlu aileler olarak nitelendiren Satir, aileleri bu iki tip aileye yakınlaştıran ya da uzaklaştıran dört temel kavramın olduğunun farkına varmıştır;
*Benlik saygısı: Benlik saygısı, insanın kendisine verdiği değer, kendisini olduğu gibi kabullenme ve bireyin kendisine hak ettiği saygıyı ve sevgiyi sunma becerisidir. Benlik saygısı olumlu yönde yüksek olan bireyler, kendilerine değer verir, kendi yeterliliklerine güvenirler, nasıl şefkat ve sevgi göstereceklerini bilirler. Benlik saygısı düşük bireyler ise kendini değersiz, önemsiz ve diğer bireylerin onaylama duygusuna muhtaç olarak görür. Satir (1983), düşük benlik saygısı olan bir bireyi yüksek kaygı düzeyi olan ve kendinden emin olmayan biri olarak tanımlar. Bu nedenle, düşük benlik saygısı olan bireyler diğerlerinin onun hakkında ne düşündüğü konusunu daha çok umursarlarken kendilerin ne hissettikleri konusuyla daha az ilgilenirler.
Aile üyeleri birbirleriyle açık ve sıcak iletişim kurabildikleri zaman, her bir bireyin kendi içinde bir benlik saygısı geliştirebileceğine inanmaktadır. Satir, eşler arasında bir problem varsa bunun altında yatan sebebin kesinlikle bir benlik saygısı ve güven sorunu olduğunu vurgulamıştır. Satir, eş seçiminde tesadüfün rolü olmadığını iddia etmektedir. Satir’e göre, düşük benlik saygısı olan bireyler diğerlerine karşı yüksek beklenti içindeyken, aynı zamanda düş kırıklığı ve insanlara olan güvensizlik beklentilerine de sahiptirler. Bu tip bireyler için Satir, evliliği “alma” çabası olarak tanımlar. Satir, her eşin kendi eksik olduğunu hissettiği özelliklerin diğerinde olmasını arzuladığına inanır. Aynı zamanda her bir eş, ona başarı ve tamamlanmışlık duygusunu hissettirecek kendinin uzantısı olacak birini bulmak ister.
Satir’e göre yüksek benlik saygısı olan evli çiftler, diğerlerine “verme” yetenekleri konusunda kendilerine daha çok güveniyorlar. Birbirlerinin bireyselliklerini ve farklılıklarını onaylayıp birlikte gelişme becerisi geliştirebilirler. Diğerlerine güvenmede daha yetenekli olurlar ve umutsuzluk, düş kırıklığı yaşamak yerine, olaylara pozitif yönden bakar ve çözüm üretmeye çalışırlar.
Değerli okuyucular, iletişim kurarken iki birey birbirinin tamamen ne demek istediğini, ne hissettiğini, ne algıladığını hiçbir zaman net şekilde algılayamaz. Bireyler iletişim kurarken dört tür çelişkili iletişim kalıbı kullanırlar demiştir;
1. Yatıştırıcı (yalvarıcı): Can- Hiçbir şeyi doğru yapamaz mısın sen? Sen kaç yaşına geldin, yine arabayı vurmuşsun.
Handan- Özür dilerim, lütfen beni affet, bana kızma. Sen istersen, bundan sonra arabaya elimi bile sürmem. Bu örnekte yatıştıran birey kendini aşağılarken, diğeri de böbürlenen kişidir.
2. Suçlayıcı: Gizem- Ödevleri konusunda çocukların çok üstüne gitmesen. Zaten bütün dönem çok ders çalıştılar, tatilde biraz dinlensinler.
Fatih- Eee. Sana fikrini soran oldu mu? Ben bilirim yapacağımı onlara. Bu ara tatilde kurs ayarladım, konuşma bitmiştir.
Suçlayıcı, kendi kendini değerli hissetmesi için kendisine boyun eğen köleler bulmaya çalışır.
3. Aşırı mantıklı (hesapçı): Doğuhan- Bütün malımı kaybettim, beş parasız kaldım.
Batuhan- (arkadaşını teselli etmek yerine ) Hesaplı gitmedin, biraz dikkatli davransaydın, gündemi takip etseydin bu sonuca varmazdın.
4. Alakasız (dağınık): Gül-Bugün Lale’nin öğretmeniyle konuştum, dersleri daha da kötüye gidiyormuş. Danışman yardımı mı alsak?
Ali- Hım, sorundan mı bahsediyorsunuz. Bu arada çayın altını kapatmamış olabilirim. Tüh, Cem oğlum bugün maçın mı vardı?
Mantıksız (ilgiyi dağıtan) iletişimi kullananların kendilik değerleri eksiktir ve ifadeleri mevcut olan konuyla tamamen alakasız görünmektedir.
Ailenizde sağlıklı iletişim kurabilmeniz duasıyla Allah’a emanet olunuz.
DNŞ TEL: 0212 503 79 95-0506 401 79 91







