“Dosdoğru olmak” kimlere emredilmişti? 

18 Haziran 2019 Salı

Bırakın siyaseti, bürokrasiyi, ticareti neredeyse akrabalık, komşuluk hatta evlilik ilişkilerinde dahi toplumun kahir ekseriyeti doğruluğa, dürüstlüğe, samimiyete susamış durumda. Aldatılmışlık duygusu, istismar edilme şüphesi, cemiyet ilişkilerinde değersizlik hissi salgın hastalık misali toplumun en münzevi kesimlerine değin bulaşmış durumda. Zenginlik ve konforun artması, iletişim ve teknolojik imkânların ilerlemesi imaj açısından alabildiğine mütebessim ve iyiliksever fakat gerçekte olabildiğince somurtkan ve ümitsiz fert ve toplum modeli inşa etti.

Ümit ve güven duyguları aşağıdan yukarıya olduğu gibi yukarıdan aşağıya doğru da önemli birtakım etkiler oluşturur. Bir yönüyle layık olduğumuz gibi yönetiliriz diğer yönüyle yöneticilerimizin karakterine uygun bir hayat modelini içselleştiririz. Her iki durum da insan ve toplum karakterine uygundur. Ancak tecrübelerin teyid ettiği üzere karakter bakımından güçlü olan, fikri bakımdan tutarlılık arz eden ve ahlaki bakımdan üstün olan taraf belirleyici olur. 

 Adalet ve Doğruluktan Zarar Gelmez

Hud Suresi 112. ayeti kerimede Hz. Muhammed Mustafa (a.s.)’a ve beraberindekilere hitaben “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” mealinde hitap edilmiştir. Aynı ayeti kerimede tevbe etmeye ve aşırılıktan sakınmaya yönelik emirler vardır. Yine her hafta Cuma Hutbesi’nin sonunda imam Nahl Suresi 90. ayeti kerimeyi okur ve şu meali paylaşır cemaatle: “Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşa(edepsizlikten)dan, münker(fenalık)den ve bağy(azgınlık)den meneder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.” Açıkça görüldüğü üzere Allah-u Teâla ihsan ve ikramdan önce adaleti emretmektedir mü’minlere.

Adalet bahsinde benzer vurguları daha güçlü olarak Nisa Suresi 135. ayeti kerimede şu şekilde görmekteyiz: “Ey inananlar, adaleti tam yerine getirerek Allah için şahidlik edenler olun, kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, (şahidlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah, ikisine de daha yakındır (onları sizden çok kayırır). Öyle ise keyfinize uyarak doğruluktan sapmayın. Eğer (şahidlik ederken dilinizi) eğip bükerseniz, ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızı bilir.” Adalet ve adil şahitlik emredilirken ne akrabalık ilişkisi ne de sınıf bilinci gibi ayrımcı yaklaşımlara itibar edilir. Allah-u Teala bütün kullarına yakın olduğu için bize düşen kayırmak değil eğip bükmeksizin, doğruluktan sapmaksızın şahitlik etmek olarak belirlenir.

Bu ayeti kerimeleri ve daha fazlasını, Hz. Muhammed (a.s.)ın siyer ve sünnetinde adalet, doğruluk ve merhamet karakterinin nasıl güzel bir örnekliğe kavuştuğunu az çok hepimiz biliyoruz. Fırsat buldukça bu ayetlere atıflar yapıyor, Hz. Muhammed (a.s.)’ın örnekliğine imrenerek hayatımızı şekillendirmeye çalışıyoruz. Fakat son dönemde Müslüman toplum siyasete, iktidar ilişkilerine ve konforlu hayat hesaplarına angaje olduğu oranda bulanıklaşmaya, çarpıklaşmaya hatta düpedüz aykırı modeller üretmeye başladı. Mahrumken, yasaklıyken, iktidar sınıflarının tasallutuna maruz kalırken Müslümanları motive eden temel ilkeler epeydir kenara çekildi. Üstüne karşı çıkılan, lanetlenen ne kadar davranış modeli, örgütlenme ve idare biçimi varsa “zaruret icabı “geçici olmak kaydıyla” meşru hale sokuldu.

Fasıklardan Yol Arkadaşı Olur mu?

Rüşvetle, hırsızlıkla, yolsuzlukla, iltimasla, usulsüzlükle, kamu malını israfla mücadele seçim zamanları üzerine birkaç süslü kelam edilen gönül alma kabilinden konulara döndürüldü. Oysa rüşvet ve yolsuzlukla, iltimas ve israfla mücadeleyi Fetullahçı veya Kemalist cunta faaliyetlerinden ayrıştıran siyaset çürümeye de çözülmeye de mahkûmdur. Rüşvetin, iltimasın, kamu malını israfın, komisyonculuğun dipçiği tankı yok; meşru siyaset ve toplum açısından ama en az onlar kadar yıkıcıdır.

Ancak şimdilerde tuhaf ve tutarsız bir tez neredeyse fetva halini aldı. Hayrettin Karaman hocamızın “Doğrucu Davut olmak düşmanın elini kuvvetlendirir” şeklinde formüle ettiği bu yaklaşıma göre bazı uyarı ve tenkitler bindiğimiz dalı kesmek kabilinden sayılır ve meşru değildir. Üstelik kamu gücünü elinde bulunduran siyasilerin etrafında ahlakı düşük, şahsi menfaatini önde tutan, rüzgârın yönüne göre yön değiştiren, dalkavuk, eyyamcı, yağcı vasıflarıyla meşhur olmuş fasıklardan müteşekkil bir çevreye işaret ettikten sonra fakih kimliğiyle maruf bir hocamızın tenkitlerin kötü niyetli kişilerin işine yarayabileceği kaygısıyla men etmesi hakikaten çok manidardır.

Sözümüz elbette hikmetle söylenmeli, feraset ve basiretle öncelik sıralaması da yapmalıyız. İyi ama sürekli olarak “düşmanın eline koz vermeyelim” kaygısıyla hareket ederek ne zaman, hangi şartlarda ve hangi zeminde “iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma” ibadetini yerine getirebileceğiz? Yalanı meslek edinmiş, mücrim karakteriyle meşhur olmuş, fasık ve münafık kimliğiyle bulunduğu her çevreyi bozguna uğratmış, kibir ve israf tutkunu hastalıklı tiplerin yol açtığı zararlarla mücadele ne zamana kadar ertelenebilir acaba? Ya da ertelenebilir mi?

Türkiye’nin İslamlaşma sürecinde değerli katkılarıyla biline muhterem Hayrettin Karaman hocamız son yazılarında açıkça ahlak, liyakat, adalet, hakkaniyet gibi en kritik alanlarda arızalar yaşandığı, eksikler olduğunu hatta bu sebeple çürümeler yaşandığını da teslim ediyor. Ne var ki; Kur’an-ı Kerim’de son derece önemli bir yer tutan “ıslah ve hikmet”e uygun uyarı ve tenkitlerin nasıl dile getirileceği ve pratiğe döküleceğine dair somut örnekler vermekten imtina ediyor. Islah ertelenebilir bir ibadet değil aksine namaz, oruç, infak, anne babaya iyilik gibi hayatın sonuna değin sürecek bir ibadettir. Islah ederken ıslah oluruz, ıslah olurken de ıslah ederiz çünkü. Ancak “düşmanla savaş halindeyiz şimdi yakınlarımızı ıslah zamanı değil” gibi bir konseptin Kur’an ve Sünnet’te yerini bulmak hiç de kolay olmayacak. Islah olmaktan ve ıslah etmekten vazgeçmiş bir toplum olursak düşmanla mücadele etmeyi değil ne kadar çok benzeştiğimizi tartışmaktan başkaca gündemimiz kalmayabilir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • NasihatNasihat1 ay önce
    Geç kaldınız ..dünya malı mülkü siyaseti menfaati saltanatı kanser gibi sardı liberal muhafazakar dindar yurdum insanını..çok geç kaldınız..bu son uyarılarınızıda kimse takmaz..artık geri dönüş yok..zenginleşmenin dünya menfaatinin dini imanı olmaz...herşey geride kaldı artık kabul edin..herkes kendi etti kendi buldu...Allah sonları hayır etsin..son perde nasıl kapanır bu var artık..
  • Muzaffer Polat Muzaffer Polat 1 ay önce
    Sağolun efendim
  • Veysi'yeVeysi'ye1 ay önce
    Hz. Hasan'ı zehirleterek öldürten Muaviye nasıl hazret oluyor?
  • Dadaş 25Dadaş 251 ay önce
    Hocam yerinde bir tesbit. Allah razı olsun.
  • ihsihs1 ay önce
    ALLAH doğruluktan ayırmasın.
  • engineerengineer1 ay önce
    ah hocam ah, öyle bir devre geldik ki, temel'in fıkrası var; isa'nın papazı öptüğü devirde ne bekliyorsun, ölü gözünden yaş mı? yaşayan leşleri kim düzeltebilir, leş gibi olmuş kokuyor içtimai hayat, insanlık ediyor daha da edecek feryat, ah Nuru şeriat eyy İslam neredesin?
  • selmanselman1 ay önce
    Fetö gitti ama zihniyeti her yeri virüs gibi istila etti.
  • insaninsan1 ay önce
    Yüce Rabbin sizden sonsuzcasına razı olsun abim benim. işte EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OLMAK budur. Hayrettin Karaman insani dindar yapamaz ama ne yapar onu bilemem bilsem de söyleyemem. saygılar. size duacıyım.
  • erhanerhan1 ay önce
    yani istiyorsun ki, başkalarının onca yanlışı bırakılsın,sadece AKP ve taraftarlarının bazı kusurları vurgulansın. Böylece CHP kazançlı çıksın öyle mi."dosdoğruluk" muşPeki sen hayatındaCHP yanlılarına hiç karşı çıktın mı. CHP nin yanlışlarına hiç değindin mi .!? Değinmezsinçünkü zaten gönlün onlardan yana. Hani bunu açıkça yapsan ne ala...
  • Ali rızaAli rıza1 ay önce
    Neden top çeviriyorsun?kısaca ,hoca işin gerçeğini söyledi , taa emevileeden yani muaviye ve yezitten bu yana onların izinden gidenler için destur şudur amaç için amaca varmak için her yol mubah ve bir kılıfı var, yalan hak yemek hırsızlık iftira , siz yenimi farkına vardınız , hiç sanmıyorum , harb okulu soruları neden yandaşlara veriliyordu , ? Tarikat cemaat yapılanmaları neden yapılıyor, fetö olayının amacı ne idi siz yeni doğmadınız en iyisini bilimelisiniz neticede hoca doğruyu ağzından kaçırmış . Bilineni ilan etmiş ayetlere gelince , herkes kendine göre yorumluyor zaten , kim ki kuraanı kerimin yolunda , Hrkes kendi yolunda
  • AtilayAtilay1 ay önce
    Allah razı olsun!
  • MüverrihMüverrih1 ay önce
    Bu yazıyla Ahmet Taşgetirenin yazısını tarttım... Adalet terazisi Ahmet taşgetirenden yana ağır çekti... Bize bir haller oluyor(!) Hakk'ın hatırı âlî dir, hiçbir şeye fedâ edilmez...Diyen bizlerin düştüğü şu hallere bakınca tarihe ıslak imzayla not düşüyorum , Niçin yakınınızı işe aldırtıyorsunuz? Diye soru soran spikere (nahl-90 ) ayetle cevap veren insanlarla dava diye yürünüyorsa o dava İslam davası değil, saltanat, iltimas ve rüşvet davası dır... Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayetinin sahabe tefsiri şudur: Ya Ebu Zer gibi olacaksın! Dosdoğru hakkı tutup kaldıracaksın!(Doğrucu Davut) ya da Ebu Rezil olacaksın.
  • VeysiVeysi1 ay önce
    Hz.Muaviye'yi sevmediğini söyleyen, gizli bir irancı olması kuvvetle muhtemel bir hocadan ne beklenir ki?

Günün Özeti