Cinci kocalar, büyücü karılar ve çılgın muhafazakârlar

11 Ocak 2019 Cuma

Tastamam ifsad üzerine kurulmuş bir magazin kültürü koskoca bir toplumun hayat tarzını, bilgi ve heyecan ihtiyacını neredeyse tek başına belirleyecek duruma geliyor. Magazin kültürü şaha kalkmış dörtnala koşarken aklı, ahlakı, vicdanı, örfü, hukuku çiğneyip geride, ulaşılamayacak kadar geride bırakıyor.  Adeta kasırgaya dönüşen magazin kültürü elbette eşzamanlı olarak kronik bir hastalığa dönüşen futbol kültürü, piyango-loto tutkusu, tüketim alışkanlığıyla takviye ve tahkim ediliyor.

Elbette ki isimsiz adressiz bir kötülük figürü, amansız fakat meçhul bir düşman filan da değil magazin kültürü. Aklı ve ahlakı felç eden, duygu ve davranışları anormalleştiren, siyasal ve toplumsal dengeyi dinamitleyen magazin kültürünü kimler, nasıl ve ne amaçla üretiyor, üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz. Magazin kültürü öncelikle fert ve toplumun anormal hadiselere, sapkın davranış modellerine veya sırla, gizemle, ileri düzeyde ahmaklıkla örülmüş kurgu ya da gerçek hikâyelere duyduğu alakanın düpedüz kışkırtılmasıyla oluşan kirli bir iktidar alanıdır. Bu kirli iktidar alanı dünyanın hemen her ülkesinde reyting adıyla formüle edilen para, şöhret, şantaj, tehdit, intikam, eğlence veya birtakım çıkar ilişkileri üzerinde temellenmektedir.

Magazin Kültürüyle Çıldıran Muhafazakârlık

İngiliz tarihçi ve siyasetçi Lord Acton’un “iktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” sözüne kimi zaman bir eleştiri kimi zaman da bir nasihat kabilinde sık sık atıflar yapılır. Hem insanoğlunun şımarmaya meyilli tabiatına hem de iktidar olgusunun içerdiği risklere yerinde bir vurgusu vardır bu sözün.

Modern zamanların en büyük putuna iman eden Kemalist iktidar sınıfları “iktisadi ve siyasi sahada ilerleme için ahlakın, dinin mümkünse kaldırılması değilse vicdanlara hapsedilmesi” üzerine bütün hayatlarını vakfettiler. Tek Parti rejimini takip eden dönemde adeta otomatiğe bağlanan askeri darbeler sadece bürokratik oligarşiyi değil toplumu, tarihi, eğitim öğretimi, kültürü, sanatı, sporu da İslami ve ahlaki prensiplerden arındırmayı hedefliyordu. Bir dönem askeri disiplinle tanzim edilen toplumsal hayatın, siyasal talep ve itirazlardan ancak eğlence ve spor kültürüyle ayrıştırılarak devam ettirilebileceğini görüyordu elbette.

Önce ahlak” vurgulu siyaset tarzı ise iktisadi, sınai, ticari ilerlemenin prensibini, önceliğini başka bir önerme üzerine kurmaktaydı. Şimdilerde pek atıf yapılmasa da yola çıkarken, kadrolar oluşturulup mücadeleye başlarken haram-helal, ahlak, merhamet, kardeşlik gibi değerlerle örülü sloganlar, beyanlar, vaadler statüko partileriyle aradaki farkın dağlar kadar olduğunu ihsas ediyordu. Köprünün altından çok sular aktı tabii. Değiştirme iddia ve kudreti zaafa uğradıkça değişme, uyum sağlama hatta hayat tarzı itibariyle düzene iyice entegre olma hevesi belirginleşti ve ete kemiğe büründü.

Bizim siyasetçilerimiz, bizim bürokratlarımız, bizim teknokratlarımız derken bizim de büyük fabrikatörlerimiz olsun, bizim de radyo ve televizyonlarımız olsun, bizim de modacılarımız olsun söylemi hayata geçtikçe asıl hedefin ıskalandığı daha net ama acı olarak anlaşılır hale geldi. Bu sapma yeni değil, mazisi var ama son birkaç yılda iyice belirginlik kazandı. 

Magazin Kültürünün Mücahitleri  

Çılgın Türkler’in serüvenine ‘çılgın muhafazakârlar’ talip olmuştu sanki. Eskiden olduğu gibi bugün de iktidar, iktisadi ve siyasi açıdan yaşadığı zorlukları görünmez kılmak için alabildiğine magazin ve futbol kültürünün önünü açmaya kalkıştı. Hâlbuki bütün sıkıntılarına rağmen bölge politikalarında ciddi avantajlar elde etmiş, bir dizi saldırıyı tersine çevirerek gelişmelere yön verecek bir pozisyon da elde etmişken içerideki çürütücü operasyonlara daha net ve sert tedbirler uygulayabilirdi. Beklenen olmadı ve magazin kültürü en sefil, en çirkin ve en yıpratıcı versiyonlarıyla muhafazakâr Hükümeti destekleyen muhafazakâr kanal ve gazeteler eliyle bütün bir toplumun üzerine boca edilmiştir.

Bütünüyle İsrailiyat, hurafe ve bid’atlar üzerine kurulu Evliya Menkıbeleri’yle başlayan TGRT tecrübesinin nerelere geldiğine kimi zaman öfkelenerek kimi zaman da gülerek şahit olduk. ‘Kuşum Aydın’ın sabah programlarında tesettürlü gelinlerin-kaynanaların nasıl da çiftetelli oynattırıldığı günler çok geride kaldı ama yarattığı tahribat sürüyor halen. Saadet-i Ebediye’de böyle yazmamıştı Hüseyin Hilmi Işık ama cemaatin gücünü, kudretini büyütmek, İhlas Holding ve İhlas Finans’ı TÜSİAD sermayesiyle yarıştırmak için artık her yol mubah, her yöntem vacip oluvermişti bile.

Müge Anlı, ATV sabah kuşağında ‘Palu Ailesi’ üzerine saatlerce, günlerce program adı altında iğrenç bir kara propaganda yapıyor, moralleri çökerten bir psikolojik savaş veriyor. Üstelik bu ilk vukuat da değil. Haftalar süren programlarda bir kadın, kocası ve aynı anda ilişkide olduğu iki sevgilisi üzerinden ancak ve ancak DNA testiyle babası tespit edilebilen bir çocuğun kavgası taşınıyor kamuoyunun gündemine. Cinci hocalar, büyücü karılar, karılarını satan herifler, kocalarını aldatan karılar, ensest ilişkilere eşlik eden cinayet ve hırsızlık vakaları üzerine kurulmuş mide bulandırıcı bir çadır tiyatrosu… Hükümet suskun, Aile Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı seyirci, vakıf ve dernekler örgütlenip tepki göstermekten aciz. Canlı yayında ceset arama çalışmaları ekranlara taşınırken uzman psikologlar, psikiyatristler de konu mankeni gibi yer tutuyor elbette. Nihayet her şey olup bittikten sonra stüdyoya giren polis zanlılara kelepçeyi takıyor ve RTÜK ancak o vakitte yayın yasağı koyabiliyor.

Muhafazakâr demokrasi 15 Temmuz sonrası ‘Ulu Önder Atatürk’le, Kemalist ideoloji ve devlet mantığıyla her nasıl olduysa barışıp kaynaşma yolunda epeyce bir mesafe kat etti. Muhafazakâr kültür ve dindar nesil söylemi de güya hükümeti ölümüne destekleyen gazete ve televizyonların marifetiyle özellikle aile kültürüne yönelik saldırılarla delik deşik ediliyor. Peki, tam da böylesi bir vasatta her yerde tasarrufu teşvik ederken futbol kulüplerinin 15 milyar liraya yaklaşan borçlarını “düşük faiz-uzun vadeli kredi” yeniden yapılandırmaya gidecek projeleri halka ‘müjde’ diye duyurmak hangi aklın, nasıl bir vicdanın eseridir acaba? 

Muhafazakâr siyaset(çiler) çıldırmış olmalı!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, emeklilik hakkını elde etmiş biz Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • yusuf muratyusuf murat3 ay önce
    elhamdüllillah müslümanım akpliyim ister inan ister inanma geçen gece akit tvde yener adlı biri seni bilgisiyle rezil etti tam bir cahilsin o kafanla türkiyede 50 parti kurdurup ülkeyi böldüreceksin dimiALLLAc.c seni gibi cahillerden islamı korusun
  • Ali rızaAli rıza3 ay önce
    Değişim gelişim engellenemez, bunu hiç unutma , şükür azda olsa fistanla dolaşan suriyeli erkek görüyoruz , ve halimizeşükür ediyoruz , ki bize bu çağdaşlaşmayı sağlıyan Atatürk ve silah arkadaşlarına , ve birde on altı yıldır bu ülkeyi yönetip her türlü tehlikeyi bertaraf eden sayın reise şükranlarımı sunarım , allah razı olsun .bir gün sizde değişeceksiniz , en büyük değişimci Hz, Muhammet tir , o günün şartlarında en büyük değişimi o yapmıştır.
  • Oku mayınOku mayın3 ay önce
    Fala inanmayın falsız da kalmayın diyerek insanları kafirleştirdiler. Bakara suresi yüz iki de Allah cc Süleyman büyü yaparak kâfir olmadı . Ayet açık net büyü yapan yaptıran inandıran kâfir dir.Bakara suresi, 102 - Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi. ELMALI HAMDİ YAZIR TEVSİRİ. BÜYÜ YAPMAYI İNKAR ETMEK OLARAK YORUMLAMIŞ
  • Oku mayınOku mayın3 ay önce
    Müşrikler necistir müslüman necislerle bir aradaolandanecistir .Tevbe suresi/ 24.Ayet24. De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşlandığınız evler, size Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolundaki cihaddan daha sevimli ise artık Allah’ın (azap) emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fâsıklar toplumunu doğru yola eriştirmez.”
  • Oku mayınOku mayın3 ay önce
    Tevbe (Berâe) Sûresi / 23.Ayet23. Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü/İslâm’a karşı olmayı sevip tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dost edinmeyin. Sizden kim onları ‘dost edinir ve onların velayetleri (idareleri) altına girerse’ işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.Mü’minler, gerçekten çağlar boyu Allah’ın bu emri doğrultusunda imtihan edilmişlerdir. Onlar, Allah’ı ve O’nu dost edinenleri dost ve velî edinmişler, fakat küfre, inançsızlığa sapan, Allah’ın indirdiklerinden hoşlanmayan, O’nun yoluna engeller koyan ve müslümanlara karşı açık veya gizli düşmanlık yapanları terk etmişler, Allah için sevmeyi ve Allah için buğzetmeyi esas almışlardır.1Mücadele suresi, 22 - Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir
  • azerazer3 ay önce
    Son Saray atamasıen güzel örnek.İsmi "Mariam"... İncil'de "Meryem" anlamında kullanılıyor. Üç kez evlenen Merve Kavakçı'nın ilk evliliğinden olan çocuğu… Kavakçı ailesinin tüm fertleri gibi devletin kritik noktalarında görev alıyor.Sosyal medyada paylaşım yaparken bağlı bulunduğu atmosferin değerlerini pek yansıtmıyor.Topuklu ayakkabıların havaya kaldırılarak ayakların çekildiği fotolar,Kuran-ı Kerim üzerine pasaportla, ilginç maskelerle…Daha bir sürü enteresan poz… İnsanların yaşamları, özel hayatları tarzları elbette özgürdür, elbette karışılmaz.Ancak bu fotoğrafları toplumla paylaşıp, sonrasında da ailenizin geri kalan fertleri gibi yüksek maaşlarla Saray'a, hem de "başdanışman" olarak atanıyorsanız vatandaşın sorgulama hakkı devreye girer.
  • ademadem3 ay önce
    Marketlerde insanlar sürekli olarak reyonların önünde fiyat hesapları yapıyorlar. Artık havlu peçete ve tuvalet kağıdının iyisini almak lüks olarak görülüyor.Zamlanmayan ürün kalmadı. Vatandaşa sürekli olarak "tasarruf" önerisi yapılıyor. Yapılmasa bile bunu yapmaya mecbursunuz. Çünkü paranız yetmiyor, evinizi geçindiremiyorsunuz.Ekonomik anlamda darboğaz her geçen gün yayılırken, devletin en üst organlarında; bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi yerlerde buna ilişkin bir refleks görülmüyor.Dahası bu lüks ve şatafatlı yaşantı toplumdan saklanıyor.Kürsüde "fakirleşen" liderler, kürsüyü terk ettikleri an bambaşka bir hayata, zenginliğe geçiş yapıyorlar.İşte bunun sürdürülebilir bir yanı bulunmuyor.Geri kalmış demokrasilerin ürünü gibi Saray harcamalarının öne geçtiği, eşin dostun soy isme göre atandığı bir dönemi yaşıyoruz.Liyakat kısmına girmeye gerek yok.
  • NİHALNİHAL3 ay önce
    Çok güzel bir yazı ellerinize sağlık.Artık Muhafazakarlık moda oldu nereye kadar gider bilinmezFlash tv gibi eğlence programlarında bu tesettürlü hanımları görüyorum baya kıvırıyor göbek atıyorlar uyum sağlıyorlar oh ne ala.Sunucularda bunlardan nemalanıyor şimdilik moda bu,bu para ediyor.Herkes muhafazakarlıktan nemalanmaya çalışıyor.
  • görkemgörkem3 ay önce
    evet! bugünkü halimizi cok güzel anlatmissin “iktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar”...
  • Ataturkculeri Dusundurme ,Egitme,Kollama ve Koruma Dernegi Mus SubesiAtaturkculeri Dusundurme ,Egitme,Kollama ve Koruma Dernegi Mus Subesi3 ay önce
    Bu Kemalist embesilleri bikip usanmadan suclayip durmayiniz artik,cunku onlar kader kurbanlaridir,eger emperyalistler bu gariban embesilleri bulmasalardi baska bir kriminal grubu bulacaklardi ve ona yonettireceklerdi ulkeyi ve bu dejenere olmus gruplarin toplumda hic de az olmadigini kendiniz anlatiyorsunuz.Bu toplumsal curumenin tek bir nedeni var:Materializm ve onun kacinilmaz urunu toplumsal nihilizimdir.Bu iki ogeyi yok edecek(kontrol altina alacak)yontemler bulunup cok kati bir sekilde uygulanmadigi surece toplumsal curume butun toplumsal aygitlarin(kurumlarin,olgularin,degerlerin,ahlakin)son kerpicine kadar cokmesi ve bunun uzerine dijital teknolojinin biricik sahibi amerikan bankirlerinin kuracagi mutlak bir dijital esirlikle veya fiziksel temizlikle(yok edilmeyle) son bulacaktir ki ikinci olasilik (yok edilme)cok daha gercege yakin duruyor.Cunku dunyamizin sahibi Amerikali bankacilar gezegenimizin nufusunun yuzde 99 dan fazlasini ortaligi kirleten gereksiz ve zararli kara yiginlar olarak degerlendiriyorlar ve gelecege yonelik kurgularini ve hesaplarini buna gore yapiyorlar.
  • Ercan İlgünErcan İlgün3 ay önce
    SAYIN YAZAR,MUHTEREM AHMET DAVUTOĞLU HOCA NIN DİNİ TAMİR DAVASINDA DİN TAHRİPÇİLERİ ,ÜSTAD NECİP FAZILIN DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI....KİTAPLARINI OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.İSLAM ALİMLERİNDENEBU HANİFE,GAZALİDİYE BAHSEDENLERE ASLA İTİMAT ETMEM.ONLAR OLMASAYDI SİZİNİSLAM IN İ SİNDENKUR'AN INKSİNDEN HABERİNİZ OLMAZDI.(YÜCE ALLAHIN İZNİ VE YARDIMIYLA)İSLAM ADINA NE BİLİYORSAK ONLARA BORÇLUYUZ.İSRAİLİYAT VE HURAFE HİÇBİR HAKİKİ İSLAM ALİMİ NİN KİTABINDA YOKTUR.İMAMI GAZALİ,İMAMI RABBANİ HAZRETLERİ ...HURAFEYİ ANLAMAMIŞ TA BEN ANLAMIŞIM!!! İMAMI GAZALİ İMAMSAKİ ÖYLEDİR,İMAMI RABBANİ İMAMSA Kİ ÖYLEDİRONLARA TABİ OLURUZ.BÜGÜNKÜ HALİMİZE ONLAR MI SEBEP OLMUŞ?İLMİ HALDEN HABERİ OLMAYANLARAYARDIM KURULUŞLARIMUSHAF DAĞITIYOR.KENDİ DİLLERİNDE İLMİHAL KİTABI VER DE ÖNCE DİNLERİNİ ÖĞRENSİNLER.HER HALDE MUSHAFTAN DİN ÖĞRENECEKLER!!!ARAPÇA BİLMEKLE SÖZ SAHİBİ OLUNMAZ.ONLARCA YAZI YAZIYORUM AMA ŞU İSLAM ALİMİ ŞÖYLE BUYURUYOR DEMİYORUM. GÜNAH DEĞİL Mİ?ESSELAMU ALEYKUM.
  • Kocasolak Kocasolak 3 ay önce
    Helal olsun kardeşim, tam bir fotoğraf çekmişsin. Ak partimiz maalesef bu çukura yuvarlanıyor ancak, bütün toplumu da yuvarlıyor. O tv kanalizasyonların sahibi, yöneticisi, bilmem nesi, ak parti PAYANDASI rolünü de İYİ oynadığı için oluyor bunlar. Ak parti SESSİZ çoğunluk millete, sırt çevirmeye devam ederse hep birlikte BATARIZ. Gemi çok su aldı KAPTAN yeni mürettabat tayin etmez ise batmaktan KURTULAMAYIZ.Allah feraset versin, amiiin.
  • hasanhasan3 ay önce
    elit kesime saldırırsınız bir de marjinal diye,,, ulan bütün marjinallikler sizden çıkıyor şerefsizler
  • ihsihs3 ay önce
    "Peki, tam da böylesi bir vasatta her yerde tasarrufu teşvik ederken futbol kulüplerinin 15 milyar liraya yaklaşan borçlarını “düşük faiz-uzun vadeli kredi” yeniden yapılandırmaya gidecek projeleri halka ‘müjde’ diye duyurmak hangi aklın, nasıl bir vicdanın eseridir acaba?" Çoluk çocuğunun nafakasını maç biletine yatıran, Futbolculara verilen milyarlardan gurur duyan bir halk olunca milletin nafakasını futbol takımlarına peşkeş çeken bir hükumet oluyor demek ki! "Hak ettiğiniz şekilde idare olunursunuz" sözünü unutmamak lazım.
  • ihsihs3 ay önce
    "Peki, tam da böylesi bir vasatta her yerde tasarrufu teşvik ederken futbol kulüplerinin 15 milyar liraya yaklaşan borçlarını “düşük faiz-uzun vadeli kredi” yeniden yapılandırmaya gidecek projeleri halka ‘müjde’ diye duyurmak hangi aklın, nasıl bir vicdanın eseridir acaba?" Çoluk çocuğunun nafakasını maç biletine yatıran, Futbolculara verilen milyarlardan gurur duyan bir halk olunca milletin nafakasını futbol takımlarına peşkeş çeken bir hükumet oluyor demek ki! "Hak ettiğiniz şekilde idare olunursunuz" sözünü unutmamak lazım.
  • GolgeAdamGolgeAdam3 ay önce
    ... esen Kavak yelleri ile bu islerin ne sizin istediginiz nede bizim istedigimiz gibi olmiyacaginin farkina varmissiniz.
  • engineerengineer3 ay önce
    Dolaştım beldeler, gördüm şehirler/Dermansız gönüller, dumansız evler/Yakıyor vicdanı seyret hüsranı/Akmıyor nehirler, Kuransız evler İnsanlık ölmüş, yığınlar hep cansız/Kararan kalplerin çoğu imansız/ Seraplı sahralar, sisli deryalar/Eziyor insanı sönmüş hayâlar/ Yıkılan namuslar sönen yuvalar/Fesat saçıyor zehirli havalar/ Kararmış gönüller saçar dikenler/İmansız bedenler yüreksiz tenler/ Yollar katranlı havalar dumanlı/İdmanlı hayâsız olmuş gezenler/ (harabezar bir ülke şiiri)
  • MemetMemet3 ay önce
    Senin gibi Allah ile aldatanların kurduğu toplumun tipik bir üyesidir palu ailesi. Dediğin gibi cinci hocalar büyücü karılar, ensest ilişkiler iğrençlik, hayvandan aşşagılık hayatlar, topluma israiliyat hurafe boca eden hoca efendiler, din soslu pasta yeteri kadar büyük, her uyanık bir kenardan kemiriyor, ahlak yok, din elde oyuncak, bu düzen yerin dibine girmeye mahkum, Allah böyle nice toplulukları, uykusunda yakaladı ve nefeslerini kesti, sen ise bu iktidar döneminde bile lağım faresi gibi yaşamak zorundasın, Allah zalimleri hiç sevmez
  • mertmert3 ay önce
    hocam , geç kalınmış yeterincede saydamlaşmamış güzel bi yazı , ikaz ... yalnız merak edıyorsanız fikirlerimi söyleyim bu iş kim ne derse desin tarıkatların demokrasi islam sentezi anlayış güden menkibelerle dolu büyüleyici bir özendirme , dönüştürme ardından ise sayın erbakan gibi siyasi ayagıyla başarıya ulaştırılmıştır. demokrasiye muslumanları entegre eden erbakandır. ıyı taraflarını sayarak geçiştirilecek bişey değil önce hatayı anlamak lazım adam ben size demokrasiyı sevdırecegım dıyecek hali yoktu ya !!! demokrasi yi reddeden insanları terörist olarak görmek te zaten başlı başına demokrasiyi özümsettirmek için yapılmıyor mu ?

Günün Özeti