• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Sinek aklı…!

31 Mayıs 2026
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Sinek aklı…!

İlhan Oral

Bu yazıya başlamadan birkaç gün önce idi, bahçeye indim. Çevrede otları temizlemeye başladım. Hem temizliyor hem de derin derin düşünüyordum.


 

Özellikle ısırgan otu daha çok düşüncelerimi tetikliyordu. Çevrede geniş yapraklı ve ince yapraklı otların arasında bu ısırgan otu neden insanın canını acıtıyor. Hem acıtıyor hem de kaşındırıyordu? Acaba bunun çıktığı yere, diğer otlardan farklı kimyevi madde mi döküyorlar, ondan dolayı da ot ısırıyor?


 

Bu ve benzeri düşünceler zihnimde yoğunlaşıyordu. Bir ara bir uğultu duydum. Bu uğultu yabancı bir ses değildi. Makine ve veya motor sesine de benzemiyordu. Ses gittikçe yükseliyordu.



Ben belirli ve belirsiz düşünceler karmaşası halinde iken Salih’in sesi ile irkildim. “Arı oğul veriyor, İlhan ağabey haber vermiyor” sesini duydum, başımı kaldırdım. Gördüğüm manzara ilginçti.


 

Arı kovanlarının birinden yoğunluğu gözle görülen bir boşalma oluyordu. Bu olaya hiç te yabancı değildim. Olay üzerine Salih ile konuşmaya başladık. Salih döndü, maskesini ve eldivenlerini taktı.


Bir kovan ve özel bir kapta şerbet getirdi. Uçuşan arılar zaman ilerledikçe artıyor ve bir ağaca doğru havada yöneliyorlardı. Kocaman bir yumak olmaya başladı.



Bu ilgimi çeken olayı video ile kayda almaya başladım. Salih beni uyardı. Arılar seni sararlarsa çok tehlikelidir, ağabey dedi. Ben de bana zarar vereceklerine inanmıyorum, dedim.


 

Kovanın altına bir kova daha koydu. Şerbetlediği çerçeveyi arı yumağının altına yaklaştırıyor. Arıların kimileri çerçeveye geçiyor, kovana konuyor. 


 

Bu işlem sırasında ben, daha İstanbul’a gitmeden önce yaptığım bir uygulamamı anlatıyorum. Henüz çocuk yaşta idim. Çıplak ellerimle arıları avuçlayıp kovaya doldurduğumu söylüyorum.


Salih avuçladığı arıları kovaya koyarken arada kopan parçalar da birbirlerinden kopmadan topaç halinde yerlerine iniyorlar. İşlem bütün sıcaklığı ve heyecanı ile devam ediyor.



 

Bir kısım arı hâlâ önce konduğu yere doğru uçuşuyor ve aynı yere sarılmaya zorlanıyor. Meğer hâlâ oradaki ana arının kokusundan etkileniyorlar.

Şimdi gelin de düşünce koordinasyonlarınızın titreşiminden etkilenmeyin.


Bu küçücük sinekteki ana bağının kopmaz sağlamlığına, itaat sisteminin değişmezlik sırrına, birlik, bütünlük, beraberlik ve verimlilik akışına kapılmayın. Toplumsal ahengine, iş bölümündeki adalet kıvamına, sanattaki üretim becerilerinin erişilmezliğine hayran olmayın. Ve farklı akışlara kapılmayın!


 

Şimdi gelin nice hikmet ve ibretlerle bu muhteşem tabloyu ayette görelim;

“Senin Rabbin, bal arasına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları kovanlardan kendine evler edin.


Sonra her tür meyveden ye. Rabbinin uygun hale getirdiği yollarına gir’ O arıların karınlarından renkleri muhtelif şerbet çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda tefekkür edip düşünen toplum için elbette ibretler vardır.” (Nahl:16/68,69) Sinek aklına bakın.


 

Bu kadar küçük bir varlık olan sinekteki değerleri biraz daha düşünelim. Milyarlarca yıllık süreçte değişime yönelmeyen, görevlerini aksatmayan bu sineği biraz daha ibret tablosunda temaşa edelim. İnsanların şaşkınlıkları ile karşılaştıralım.

İnşaEllah haftaya diyor, bayramınızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sinek aklı, nasıl bir akıl imiş, İnsan bir anlasa! Esselamu aleykum 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23