Çarkın küresel zalim güçleri
Kerîm Kitap Kur’an, evrensel âlemin esrarengiz sırlarını şifreler. İnsanlık âleminin huzurunu ve güvenini değişmez sağlam kanunla teminat altına alarak, âdilâne ilkelerini koyar.
Bu büyük hikmet ve hakikatlerin içeriğini düşünme ve algılama keyfiyetinden insanı sorumlu tutar. Akılları ermeyenler cehalete kapaklanır, fıtrat kanunu dışına taşarlar. Bu tür insanların, güçlüleri zâlim olur, güçsüzleri zâlimlerin zâlimleri olurlar. Zâlimlerin zâlimleri olan güçsüz cahiller, güçlü zalimlerden daha çok suç işler ve zâlimlerin çıkarlarını artırırlar. Bunlar hem saldırgan hem de korkaktırlar. Gaza gelecek kadar da ahmak ve budaladırlar.
Burada bir zihin kamaşasına yol açma niyetimiz yoktur. Ancak aklı kullanıp mantıklı olmak gerekiyor. Gerçekler gizlenemez. Avrupa ve ABD haçlıları yıkmak ve çıkar sağlamak istedikleri herhangi bir ülkeyi planlarına alırlar. Herhangi bir şekilde dostluk bağları kurarlar! Sonra dostlarına çok iyilik yapmak için iddialı planlar hazırlarlar. Bu hazırlanan planları çekici vaadlerle ambalajlarlar. Artık aslan payını almak üzere avcı sipere yatar. Bahane üretmeye başlar. Bunu yapmaktan da geri kalmaz illaki yapamaya çalışır ve yaparlar.
ABD başkanı George W. Bush, Irak’ta halka zulmeden Saddam yönetimini yıkacak ve Irak’a özgürlük, demokrasi getirecekti. İşgale kalkıştı nihaî başarı sağlayamadı. Daha sonra oğlu George W. Bush yine aynı iddialarla Irak’a girdi, taş üstünde taş bırakmadı. Ülkeyi harabeye çevirdi. Gözyaşı döktürdü. Ülkeyi kan gölüne çevirdi. Üstelik savaş tazminatı olarak ülkenin gelir kaynağı petrolüne el koydu. Irak’ta devlet etkinliğini çökertti, halkı perişan etti.
Şimdi gördünüz mü ABD’nin demokrasi havariliklerini ve demokrasilerinin erdemini? Düşünün! Irak’ın mazlum ve mağdur halkı, canına kıyılan insanına mı yansın, sönen ve yıkılan ocaklarına mı yansın, açlık ve sefaletlerine mi, aşırı zıtlaşan toplum katmanlarına mı, korku belasına vatanını terk edip göçmen mağduru olanlarına mı yansın.
Pekiyi bu zâlimlerin zâlimleri kimlerdi? Elbette İslam ülkelerinin zâlim yöneticileri ve de bunlara seyirci kalan dünya zâlimleri. Bütün bu zâlimleri yönlendiren bir de Siyonist zâlimler.
İslam düşmanlığından hiç taviz vermeyen bu Siyonist ve haçlı zâlimler! Ortak düşman kabul ettikleri Müslümanların, sahip olduğu her türlü değerini paylaşma gaddarlığında sınır tanımaz olduklarını yaşayarak ve yaşatarak ispat ediyorlar. Bu zâlimler, İslam âleminin maddî ve manevî değerlerini yıkıp, talan ederek çökerttiler. Onların yerli işbirlikçileri de onlara taşeronluk değil maşalık yaptılar. Yerli temsilcileri de kraldan ziyade kralcı oldular. Yakın geçmişimizde bize zulüm ve işkenceleri yetmezmiş gibi şer ve zâlim güçler hiçbir müspet gelişmemizi hazmedemediler. Sultan Abdulhamid’i yıktılar. Bugün başka hedef seçtiler.
R. Tayyib Erdoğan’ı tek hedef olarak belirleyip yıkmak için projelerini uyguluyorlar. Aklı eren herkese soruyorum. Erdoğan’sız nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz? Yakın geçmişinizi ne çabuk unuttunuz? Yalnızca yirmi sene öncesi olan yakın geçmişi hatırlamak yeterlidir. Her şeyden öncelikle 1999 Marmara depreminde DSP, MHP ve ANAP koalisyon hükümeti üç gün sinip kalmıştı. Böylesi bir olayda görevi halk üstlendi. Hükümet üç gün çaresizlikten depremzedelere karşı tam siper yaptılar. Dahası Ekim 1989’da başlayarak 18 Kasım 2002’ye kadar; Ali Bozer, Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Tansu Çiller, Necmeddin Erbakan hoca, Mesut Yılmaz olmak üzere 13 hükümet gelip geçti.
Bunlardan Erbakan Hoca hariç hepsi aceze hükümetleri olarak gelip gelip gittiler. Bunlar milletimizi bir paket margarin yağına muhtaç durumuna düşürdüler. Evet, gerisini o zaman yaşayanlar çok iyi hatırlarlar. Bir paket sigara alabilmek için kilometrelerce ve saatlerce kuyruklarda insanlarımıza çile çektirdiler ve ağır bedeller ödettiler. S.S. K. hastane kuyruklarında vatandaşı perişan ettiler. Erdoğan’ın yirmi senede yaptıklarını unutmuş ayaklarına yattılar. Bunları da unuttular. Yetmedi, yabancı kaynaklı bir proje uygulanması ile istikrarı bozma hevesleri hortladı. Şimdi de altı lider bir lider bulamıyor! Unutmamak gerek ki, kusursuz kul yoktur. Hiç kimse sütten çıkma ak kaşık değildir.
Ancak hepimiz aynı geminin yolcularıyız. Ortak vatan ve ortak akıl gereği de budur.
Zâlimlerin zâlimleri! Vâh sizin halinize vâh! Esselamualâ men ittibe’l Hudâ.







