Yine de İran’dan yanayız
Yine de İran’dan yanayız
İDRİS GÜNAYDIN
Bundan önceki bir makalemde İran’ın ne kadar güvenilmez ve hakkaniyet ölçülerinden uzak olduğunu çeşitli vechelerden yazmıştım. O yazdıklarımın eksiği var fazlası yok. İran eskiden beri bir güvenilmez ülke.
İran o kadar büyük günah galerisine sahip olmasına rağmen yine de Müslüman ülke sınıfında sayıldığı ve içinde çok sayıda Türk’ü barındırdığı için; bir de; bundan önce Brezilya ile kendisini ipten alması için Türkiye’ye muhtaç durumda olduklarından, son olayda da yine el altından Türkiye’ye müracaat ettiklerine dair haberler dolaştığından, İran’ın yanında durmamız gerekiyor.
Çünkü gelip gelecek olanlar tam bir bela. Tam bir musibet…
İran’ın galip gelmesi dünyanın Siyonist emperyalizmine karşı galip gelmesi anlamı taşıyor.
Ne de olsa kadınları örtülü ve camileri açık. Minarelerinden ezan okunuyor.
Gönül arzu eder ki İran; Pakistan, Arabistan ve Türkiye arasında süren birlik oluşumuna katılsın. Gönül arzu eder ki Mısır da bu oluşumun içinde olsun. Sırada çok devlet olur bu gerçekleşirse.
Böylece hak ve adaletten yana gerçek bir birlik kurulur.
İran’ın tüm hatalarına rağmen dedik; bu hataları İran 1979 devriminden sonra çok denedi. Kendisine bir getiri, sağlamadı. Bir tek Sünni’yi Şiileştiremedi. Artık kendini test etmesi lazım.
İslam dünyasının birliğe ihtiyacı var. Suudi Arabistan’ın ABD’ye hava üslerini açmama kararı da çok güzel bir gelişme.
HAYIR DİYEBİLMEK
İslam Dünyası her gün dayak yiyen sünepe gibi. Bir kez olsun “hayır” diyemiyor. Deyin yahu! Bir kez olsun hayır deyin de ondan sonra dayak yiyin. Bunu görelim. Bir Saddam arıyoruz bu hususta. Sanki sinenler ölmedi mi?
İslam Dünyası silahlı güç olarak ezilse bile toprak altı zenginlikleri itibariyle çoğu bloku döver. İşte kendi zenginliklerimizi işletebilme fırsatı.
BİR VİDEOYU İZLERKEN
Suriye’den ülkelerine dönen Suriyeli vatandaşlara mikrofon uzattılar. Ağlayarak Türk halkına teşekkür ediyorlar. Türk devletinden ve halkından son derece razı ve memnunlar. Acaba bu tür videoları kucağında köpeğiyle gezen minnoşlar da izliyor mu? İzliyorsa utanıyorlar mı söyledikleri o pis sözler için.
Şimdi, Türkiye sevgisini sen bu insanların gönlünden silebilir misin?
‘2016-2017 yılları arasında İstanbul Başakşehir Mehmet Akif İnan Anadolu İmam Hatip Lisesine derse gittim. Dışarıdan. Öğrencilerin içinde çok sayıda Mısırlı, Suriyeli, Iraklı, Çeçen, Özbek, Türkmen öğrenciler vardı. Hepsi kardeşçe okuyorlardı.
Ne oldu? Hangisi bu ülke ve millet için güvenlik meselesi oldu? Şimdi her biri Türkçeyi öğrenmiş olarak bir görevdedir. Bunu parayla yapmaya kalksan gücün yeter mi? Ama cihanşümul düşünmek buna denir. Buna, heykel kalkınmacılarının kafası basmaz. Bunun için gökleri fethedeceksin.
ŞU İKİ ADAM
Gerçekten bu milletin Cumhuriyet zombilerinin bağnazlıklarından kurtulmasını sağlayan iki kişidir. Lider olarak iki kişi… Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan. Dünya durdukça bu millet dua etse azdır. Her ikisi de İslam yanlısı, her ikisi de ümmet yanlısı, her ikisi de Osmanlı ve Selçuklu tarihine hayran, her ikisi de peygamberimiz Hz. Muhammed bağlısı, Kur’an bağlısı.
Necmettin Erbakan’daki o akıl ve feraset, Kemalist Laikçilerin hepsine beş yüz yıl yeter. Recep Tayyip Erdoğan’daki cesaret de öyle.
Demek ki zamanıymış. Allah, Selçuk Bayraktar’ı ve Berat Albayrak’ı öyle zamanda milletin hizmetine nasip etti. Tüm Kemalistler bir yana bir Selçuk Bayraktar bir yana. İlk kez Türkiye’nin bağımsız ülke olduğuna inanmaya başladım.
Kemalistler Anıtkabir’in bayrak ipini cumhuriyet devri icraatlarından sayıp gururlanmaya devam etsinler.