“Umut”u, yolsuzluğu görüp özür dilediği için “hain” yaptılar
“Umut”u, yolsuzluğu görüp özür dilediği için “hain” yaptılar
Ali Karahasanoğlu
Sakin olalım.
Sakin sakin konuşalım..
Altılı masanın ortaklarından ve iki büyük bileşeninden birisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu idi..
İkincisi de İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener idi..
Meral Akşener, iki sene önce söylemişti:
“Dürüst olduğuna kefil olup seçilmesine vesile olduğumuz kişilerin kocaman birer hırsız olduklarını anladığımızda çektiğimiz acıları anlatmam mümkün değil.”
Meral hanım daha ne desin?
Söyleyin, daha ne desin?
Dün de altılı masanın büyük bileşeni CHP’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkez binasının önünde yaptığı, televizyonlardan da milyonların izlediği konuşmasında açık açık itiraf etti:
“FETÖ’nün talimatıyla bana kumpas kurdular. Partiyi hırsız ve rüşvetçilerden temizleyeceğiz.”
Kılıçdaroğlu daha başka ne desin?
Söyleyin, ne desin?
Sakin sakin konuşalım. Sakince değerlendirelim..
Bir parti lideri, kendi partisinden de olsa, birileri ile ters düşebilir..
Ona gönül koyabilir, belki biraz daha ileri gidip, farklı eleştirilerde bulunabilir..
Ama hırsız ne demektir?
Altılı masanın sadece bir partisinin lideri de değil.
İki büyük bileşeninin, ikisinin birden liderleri, açık açık “hırsız” suçlaması yapıyorlarsa, burada suçlama yapanların bencilliği, egoistliği, hainliği yerine, eleştirdikleri kişinin defolarına bakmak gerekmez mi?
Meral Akşener zaten kenara çekildi..
Adeta küstü.
Yaşanılanlara isyan etti, “ben bırakıyorum” dedi.
“Bırakıyorum” diyene, ve gerçekten de “bırakan”a, siz nasıl hain diyebilirsiniz?
Daha ötesi var mı?
“Bırakıyorum” diyenin, egoist olduğu, kendisini düşündüğü, menfaati için ona buna eleştiri getirdiği nasıl iddia edilebilir?
Kemal Kılıçdaroğlu, 2,5 yıldır hemen hemen hiç konuşmamış..
Mahkeme kararı ile tekrar oturduğu genel başkanlık koltuğunda da, açık açık 78 yaşında olduğunu hatırlatarak, “Ben burda kalıcı değilim” imasında bulundu.
“Hırsızları temizleme” amacıyla partiye döndüğünün sözünü verdi..
Yani temizliği yapıp, kenara çekileceğini açık açık söyledi..
% 30 (CHP)+% 9 (İP)=%39 oranında oya sahip iki partinin 2023 yılındaki genel başkanları, “hırsız”da mutabık iseler..
Bakınız, Ekrem İmamoğlu’nu; AK Parti’ye girmek istediğinde kendisini almayan, iktidar partisinin kadrolarının eleştirilerinden bahsetmiyorum..
Düne kadar Ekrem İmamoğlu ile birlikte hareket eden iki liderden bahsediyorum..
Hatta 2019 yılındaki ayak oyunları ile kazanılan seçimde, kendilerinin de katkısı olduğunu söyleyen iki lider, o tarihlerde Ekrem İmamoğlu’na destek çıkan iki lider birlikte aynı şeyi söylüyorlar..
Siz hâlâ, “Bu iki lider de yanılıyor, Ekrem İmamoğlu pirü pak bir adam” diyebilir misiniz?
Siyasetten çekilmiş iki genel başkan birden, aynı sözleri tekrarlıyorlarsa.
Ve ikisinin de tekrarladığı cümlelere, birisine 2 yıldır, diğerine de en azından birkaç gündür muhatabından net bir cevap gelmiyorsa..
Siz hâlâ, “Ekrem aslında çok başarılı bir politikacı. Onu çekemiyorlar” noktasına kendinizi kilitlemeye devam edebilir misiniz?
Biliyorum, CHP sempatizanı okurlarımız, yazımız yayınlanır yayınlanmaz, hemen yorumlara koyulacaklar..
“CHP’yi ne de çok seviyormuşsunuz” damgası ile damgalayıp, bu konuya girmememiz gerektiğini, tartışmaya kenarda kalarak seyirci olmamızı isteyip, çelişkili davrandığımızı iddia edecekler.
“Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olduğunda onu yerden yere vuranlar vardı.” diye söze girip..
“Şimdi Kemalci mi oldunuz” diye, bize nanik yapmaya kalkacaklar.
Kısır tartışmayı sevmem..
“Dün Kemal’e eleştiri getiriyordunuz. Şimdi Kemalci mi oldunuz” diye itiraz ediyorsanız.
“Paçanızdan akana bakın” derim..
Tam tersi cümleyi kurup, “kendi pisliklerinize bakın” derim..
“Düne kadar siz de Kemal Kılıçdaroğlu’nu yere göğe sığdıramıyordunuz. Şimdi hain mi oldu” diye sorarım..
Makul olan nedir?
“Çelişkili davranma” tespitini yaparken, ilkeli hareket etmektir..
3 yıl kenarda durduktan ve kendisi dışında itiraflarla tüm pislikler ortalığa saçıldıktan sonra, bir CHP’li olarak yaşanılanlara dayanamayıp, mahkeme kararı sonrasında, “Olaya el koyuyorum” denilmesine ne karşılık vermemizi bekliyorsunuz?
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, “Bir yanımda Ekrem İmamoğlu, bir yanımda Mansur Yavaş. Geliyoruz” dediğinde itiraz ettiğimizi hatırlatanlar..
Niçin itiraz ettiğimizi de hatırlatsalar ya..
Bir yanında yolsuzlukları ayyuka çıkan Ekrem, diğer yanında etrafındakiler tarafından soyulan belediyede kukla gibi görev üstlenen Mansur” dediğimizi, ve bu sebeple itiraz ettiğimizi niye gizliyorlar?
Evet, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, Tayyip Erdoğan’a göre ülkeyi yönetme hususunda yeterli olmadığını, olamayacağını dün de söyledik.. Bugün de söylüyoruz..
Ama bu söylemimiz, Kemal beyin, Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarını görüp, partililerden özür dilediği bir noktada, “Hayır sana 2023’te karşı çıkmıştık. Şimdi yine karşı çıkacağız” dememizi gerektirmez ki.
Bunu menfaatimiz için de yapacak değiliz.
Kemal beye itiraz edersek, Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmış oluruz..
Oysa, dün de Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzlukların piri olduğunu söylüyorduk..
Bugün de söylüyoruz..
Ama bir fark var.
Dün Ekrem İmamoğlu için eleştiri getirmeyen Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi gerçeği gördü ve partililerden özür diliyor..
O özür dileme aşamasına gelince, ne yapalım, biz Ekrem’ci mi olalım?
Ekrem’in fonlamalarına teslim olup, “Esas tehlike Kemal bey” mi diyelim?
Diğer açıdan bakarsak..
Kemal beye karşı çıkan CHP’liler, kendi çelişkilerine hiç bakmıyorlar.
Düne kadar “Halkın umudu Kılıçdaroğlu” dedikleri Kemal beye, şimdi hain diyorlar..
Ne yapmış da hain olmuş?
Gerçekleri söyleyince, hain mi olunuyor.
Ekrem’in, diğer belediye başkanlarının yolsuzluklarını itiraf etmek hainlik mi?
Bir gerekçe sunmadan. Ya da kendi şahsi menfaati için belediye başkanlarına itiraz eden olur..
“Senin partinde milletvekilliği yapan, önceki dönemde de belediye başkanlığı yapmış isimlere, niçin itiraz ediyorsun” deriz.
Ama Kemal bey fazladan, açık açık özür de diliyor, “fark edememişim” diyor..
İşte bu noktada, Kemal beye hak veriyoruz..
Evet, dün Kemal beyi yerden yere vuruyorduk.
Bugün yerden yere vurulmayı çok daha fazla hakeden Ekrem İmamoğlu’nu görünce, onun yerine Kemal beyin daha dürüst, daha mantıklı, daha hakkaniyetli birisi olduğunu söylüyoruz.
Ne var bunda?
Biz Tayyip Erdoğan yerine, “Vay be.. Kemal ne büyük adammış. Biz anlamamışız. Tayyip Erdoğan’dan daha büyükmüş” demiyoruz ki..
Siz, “Kemal ne büyük adam” derken.
Şimdi Kemal’i sattınız, Ekrem’i satın aldınız.. Çelişki işte burda..
Kaldı ki..Şunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Kemal beyin dünkü açıklamalarında, çok açık, çok net, çok kesin öz eleştiriler vardı.
“Bunları daha önce fark edemediğim için hakkınızı helal edin” diyor.
Bunu söylediği halde, biz önceki söylemimizden vazgeçmiş olmayız ki..
Kemal bey, tüm iyiniyetine rağmen, bizim hatırlatmalarımıza rağmen, yanındaki yanlış adamların ancak şimdi farkına vardığını söylüyorsa.
Bu bizim suçumuz mu?
Yoksa Kemal beyin kusuru mu?
Siz Kemal beyin gördüğü suçları, hâlâ görmüyorsunuz..
Suçlu olarak da bizi ilan ediyorsunuz..
Biz hatırlatmıştık.. Kemal bey de şimdi gördü..
Peki siz; görmemekte niye ısrar ediyorsunuz?